Hikayeler

Gökdelenlerin Gölgesinde

Aylin, İstanbul’a tepeden bakan ofisinin penceresinden, henüz bitmiş “Mavişehir Konakları” projesinin siluetine gururla bakıyordu. Şehri yavaşça saran alacakaranlık, cam kulelerin üzerine altın rengi bir örtü sererken, elindeki kadehi Cem’e doğru uzattı. “Başardık Cem,” dedi sesi titremeden ama gözleri ışıl ışıl. “Bir kez daha başardık.” Cem, her zamanki rahat tavrıyla gülümsedi, kadehini Aylin’inkine çarptırdı. “Senin deyişinle,

Gökdelenlerin Gölgesinde Read More »

Taş Duvarlar Arasında Bir Nefes

Zeynep’in hayatı, gri betonu kesen keskin bir çizgi gibiydi: Kusursuz, sağlam ve asla yumuşamayan. Başarılı bir mimar olarak, İstanbul’un nefes kesen ama aynı zamanda boğucu siluetine her dokunuşunda, kendi iç dünyasının katı sınırlarını da inşa ederdi sanki. Yıllar önce bir deprem gibi sarsılan ruhunun enkazını, özenle ördüğü bu profesyonel duvarların ardına saklamıştı. Kimse o duvarın

Taş Duvarlar Arasında Bir Nefes Read More »

Zeytin Kokusu ve Saklı Umutlar

Ayşe, mutfak penceresinden sokağa dalgınca bakarken, elindeki taze demlenmiş çayın buharı usulca yüzünü okşuyordu. Sanki buhar, kalbindeki biriken görünmez acıların sessiz bir fısıltısıydı. Sabahın erken saatleriydi, Güneş henüz utangaçça gökyüzüne tırmanmaya başlamış, mahallenin dar sokaklarından yükselen ilk sesler kuş cıvıltılarıyla karışıyordu. Pencerenin önündeki sardunyalar, tıpkı Ayşe gibi, sessizce ama inatla hayata tutunuyordu. Ayşe, kırk sekiz

Zeytin Kokusu ve Saklı Umutlar Read More »

Geçmişin Kırık Aynası

Elif’in takviminde ne mevsimler ne de yıllar değişirdi; hep aynı Ağustos öğleden sonrasına, o lanetli ana takılı kalmıştı zihni. On beş yıl olmuştu. On beş uzun, bitmeyen yıl. Gülhane Parkı’nın gölgeli, cıvıl cıvıl atmosferi, o gün Elif için bir kâbusa dönüşmüştü. Dört yaşındaki Deniz, rengarenk bir kelebeğin peşine takılmış, sarı elbisesiyle çimenlerin üzerinde sekerek gözden

Geçmişin Kırık Aynası Read More »

Yitirilen Gölge

Mimar Ada Yaman, boğazın pırıl pırıl sularına bakarken elindeki şarap kadehinin soğukluğunu hissetmiyor, sadece yıllardır sırtında taşıdığı görünmez yükün ağırlığını duyuyordu. Oysa dışarıdan bakıldığında her şeye sahipti: Prestijli bir mimarlık ofisinin ortağı, İstanbul’un en gözde semtlerinden birinde, boğaza nazır modern bir evde yaşayan, yakışıklı ve sevgi dolu bir üniversite hocası olan Deniz’le evli, hayatının baharında,

Yitirilen Gölge Read More »

Yitik Melodi

Aylin, porselen fincanından yükselen nane çayı buharının yüzünde bıraktığı sıcaklığı hissetti. Pazar sabahlarının ritüeliydi bu; mutfakta tek başına, sessizliğin ve camdan sızan soluk gün ışığının eşliğinde. Yan komşudan gelen kahkaha sesleri bile bu anın dinginliğini bozmuyordu. Yedi yıllık evliliğinin her günü bir öncekinin kopyası gibiydi. Selim iyi bir eşti, belki de fazlasıyla iyi. Çalışkan, düzenli,

Yitik Melodi Read More »

YIKILAN KULELER

Elif, İstanbul’un uykudan uyanışını izlerken elindeki sıcak kahvenin buharında yiten manzaraya daldı. Modern binalar, şehrin siluetini her geçen gün biraz daha yukarı taşırken, Elif kendi hayatını da tıpkı bu kuleler gibi sağlam, kusursuz ve en önemlisi, kimsenin ulaşamayacağı kadar yüksek tuğlalarla örmüştü. Pencereden içeri süzülen sabah güneşi, yüzündeki hafif yorgunluk izlerini aydınlatsa da, içindeki derin

YIKILAN KULELER Read More »

İki İsim, Tek Ruh

Elif, DNA testi sonuçlarını açtığında, hayatının altüst olacağını henüz bilmiyordu; sadece içindeki o garip boşluğun adını bulmak üzere olduğunu sanıyordu. E-posta kutusunda parlayan “Sonuçlarınız Hazır!” başlığına tıkladığında, avucunda biriken ter, telefonda biriken sıcaklıktan çok daha fazlaydı. Sonuçlar, tahmini etnik kökenini gösteriyordu; Karadeniz, İç Anadolu, Balkanlar… Ama asıl şoku yaratan, “Yakın Akrabalar” sekmesindeki isimdi: Zeynep Yılmaz

İki İsim, Tek Ruh Read More »

Sessiz Bir İstanbul Akşamı

Elif’in hayatı, İstanbul’un bitmek bilmeyen uğultusuna rağmen hep sessizdi. Her sabah aynı saatte uyanır, aynı fincan kahvesini içer, her gün biraz daha solan perdelerle kaplı aynı pencereden grileşen gökyüzüne bakardı. Otuz sekiz yaşındaydı ve bu şehrin kalabalığında kendi yalnızlığını özenle saklıyordu. Muhasebe departmanındaki masası, bankadaki numaratörden aldığı sıra gibi düzenli ve bir o kadar da

Sessiz Bir İstanbul Akşamı Read More »

Zeynep’in Gölgesi

Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan Aylin, penceresinden İstanbul’un griliğine bakarken, her nefeste Zeynep’in kokusunu arıyordu sanki. Bir yıl geçmişti ablası Zeynep’in zamansız gidişinin üzerinden, ancak ne annesinin ne de kendisinin içindeki o kocaman boşluk dolmamıştı. Aile şirketleri olan tekstil atölyesinde, Zeynep’in masası hala boştu, eşyaları yerli yerinde duruyordu. Aylin, her sabah o masanın önünden geçerken, sadece

Zeynep’in Gölgesi Read More »

Scroll to Top