Hikayeler

Taş Duvarlar Arasında Çatlak

Ayşe, mutfakta özenle dizdiği tabaklara baktı. Akşam yemeği her zamanki gibi hazırdı; Cem’in en sevdiği fırında köfte ve pilav. Salondaki çalışma masasında ödevini yapan sekiz yaşındaki kızı Elif’in mırıldanmaları, evin huzur veren fon müziğiydi. Saat yediye geliyordu. Cem’in işten gelmesine ramak kalmıştı. Son zamanlarda akşam yemekleri sessizleşmişti. Cem daha yorgun, daha dalgın geliyordu eve. Gözlerinin

Taş Duvarlar Arasında Çatlak Devamını Oku »

Yakut Kırmızı Bir Sır

Elif, mutfak adasında durmuş, Leyla’nın o her zamanki neşeli ve biraz da baskın sesiyle misafirleri yönlendirişini izliyordu. Yeni taşındıkları villanın bahçesindeki barbekü partisi, Leyla’nın hayatındaki her şey gibi, kusursuzdu. Her köşesi özenle düşünülmüş, her detay incelikle işlenmişti. Tıpkı Leyla’nın hayatı gibi; parlak, düzenli, imrenilesi. Elif ise parmakları arasındaki soğuk kadeh bardağın buğusuna dalmış, kendi hayatındaki

Yakut Kırmızı Bir Sır Devamını Oku »

Beton ve İpek

Otobüsün camından yansıyan İstanbul, Elif için hep iki farklı şehirdi: biri, her taşında emeğin koktuğu Esenyurt; diğeri, sanki bulutların üzerine inşa edilmiş, dokunulmaz bir rüya gibi duran Bebek. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanır, soğuk zemine değen ayaklarının sızısını bir fincan demli çayla dindirirdi. Annesi, romatizmalı elleriyle bir türlü toparlayamadığı evin dağınıklığını izlerken, babası yıllardır aynı sanayi

Beton ve İpek Devamını Oku »

Gömülü Bir Bahar

Elif, mutfak penceresinden süzülen soluk sonbahar güneşinde, ekmeği dilimlerken elindeki bıçağın keskinliğinin, yıllardır kalbinde taşıdığı sırlar kadar sivri olduğunu düşündü. Parmak uçlarında hafif bir sızı, sanki geçmişin gölgesi dokunuyordu. Kırk sekiz yaşındaydı ama aynadaki yansımada, sanki yaşanmamış on yılların yorgunluğu gözlerinin altındaki ince çizgileri derinleştirmişti. Herkes onu hayatın zorluklarına rağmen dimdik ayakta duran, güçlü, sessiz

Gömülü Bir Bahar Devamını Oku »

Kırık Algoritma

Cemil Yılmaz, elindeki kristal ödülü sıkıca kavrarken alkışların sağır edici uğultusu arasında kayboldu. Sahnedeki spot ışıkları, yılların yorgunluğunu ustaca gizleyen jilet gibi keskin takım elbisesini parlatıyordu. “Yılın Teknoloji Girişimcisi” ödülü, Cemil’in kariyerinin zirvesini işaret ediyordu. Ancak, bu parıltılı zirvede ayak sesleri değil, vicdanın fısıltıları peşindeydi. Zihninin arka odalarında, tozlu bir hatıra kapısı aralanmıştı yine; eski

Kırık Algoritma Devamını Oku »

Bir Sırrın Bedeli

Elif’in kusursuz hayatı, ilk bakışta her şeyin olması gerektiği gibiydi. Şehrin en prestijli mimarlık ofislerinden birinin ortağı, zeki, başarılı, her zaman bakımlı. Onu gören herkes, hayata gülümseyen şanslı kadınlardan biri olduğunu düşünürdü. Şahane bir eş, Demir; mimarlığın katı çizgilerinin aksine ruha dokunan bir yazar, huzurlu bir adam. Küçük, sanat dolu bir daire, şehir gürültüsünden uzak,

Bir Sırrın Bedeli Devamını Oku »

Görünmez Eller

Parmak uçlarındaki nasırlar, gündelik ekmek mücadelesinin acımasız mührüydü; ama aynı parmaklar, gecenin sessizliğinde ahşabın ruhuna dokunur, ona yeni bir nefes üflerdi. Emre, yirmi sekiz yaşında, bedeninin yorgunluğunu ruhunun fısıltılarıyla bastırmaya çalışan bir adamdı. Gündüzleri, inşaatın tozlu ve gürültülü dünyasında kaba kuvvetini satıyor, demirleri büküyor, çimento taşıyordu. Akşamları ise, Fatih’teki daracık, rutubetli odasında, ahşap yongalarının kokusuyla

Görünmez Eller Devamını Oku »

Çatlak Zeminde Yükselen Bina

Yıllar geçse de, o metalin kanlı kokusu hâlâ burun direğini sızlatıyordu, en lüks parfümlerin bile bastıramadığı sinsi bir anı gibi. Elif, İstanbul siluetinin en prestijli binalarından birine imzasını atmanın gururunu yaşarken bile, o kesif koku zihninin kuytu köşelerinden yüzeye çıkıp genzini yakardı. Dışarıdan bakıldığında, 40’lı yaşlarının ortasındaki Elif, her şeye sahip bir kadındı: Saygın bir

Çatlak Zeminde Yükselen Bina Devamını Oku »

Gözyaşıyla Yıkanan Toprak

Telefon çaldığında, Elif’in eli istemsizce titredi. Ekrandaki isim, kalbine çöreklenmiş buz gibi bir yumruyu yeniden hissettirdi: Leyla, küçük kız kardeşi. Yıllardır adını anmaktan, hatta düşünmekten bile kaçındığı bir ismin habercisiydi bu arama: Babası. Leyla’nın sesi, telefonu açar açmaz titrek bir fısıltıyla yayıldı: “Elif… Babam çok kötü. Hastaneye kaldırdılar.” O an, Elif’in zihninde on sekiz yıl

Gözyaşıyla Yıkanan Toprak Devamını Oku »

Sessiz Yankı

Elif, yıllardır aynı köşeden izlediği, aynı gururu ve acıyı aynı anda tattığı o manzaraya bir kez daha baktı. Podyumun ucunda, bembeyaz önlüğüyle ışıl ışıl parlayan Zeynep, tıp fakültesi öğrencilerine kariyer yolculuğunu anlatıyordu. Her kelimesi kendinden emin, her hareketi zarif ve güçlüydü. Zeynep’in yüzündeki tebessüm, taze açmış bir gül gibiydi; Elif’in ise içinde kurumuş, dikenli bir

Sessiz Yankı Devamını Oku »

Yukarı Çık