Hikayeler

Taş Duvarlar Arasında Saklı Bir Çığlık

Elif, mimarlık ofisinin camla kaplı toplantı odasında, şehrin silüetine sırtını dönmüş, hayatının kusursuz maketini sunuyordu sanki. Karşısındaki yatırımcı grubuna yeni projenin detaylarını anlatırken sesi kendinden emindi, her mimaride olduğu gibi, kendi varoluşunun da sağlam temeller üzerine kurulu olduğunu hissettiriyordu. Ancak içinde bir yerlerde, en derin kuytularda, buz gibi bir ürperti dolaşıyordu. Başarısı parmaklarının ucundaydı, kusursuz […]

Taş Duvarlar Arasında Saklı Bir Çığlık Read More »

Mühürlü Anılar Konağı

Elif, yıllardır üzerinde taşıdığı görünmez ağırlıkla, ofis koltuğuna gömülmüş, İstanbul siluetinin geceye karışan ışıklarını izliyordu. Dışarıdan bakıldığında her şeye sahip başarılı bir mimardı: Kendi kurduğu butik mimarlık ofisi, Boğaz’a nazır lüks dairesi, titizlikle seçilmiş dostlukları… Ama içinde bir yerlerde, taze bahar çiçekleri yerine kurumuş lavanta kokusu taşıyan, kimsenin erişemediği bir boşluk vardı. Boşluk, yedi yıl

Mühürlü Anılar Konağı Read More »

Yüksek Duvarlar Arasında Bir Rüya

Ayşe Yılmaz, elindeki kahve bardağını sıkıca tutarken, boğazının düğümlendiğini hissetti. Karşısındaki devasa ekran, “TEBRİKLER, AYŞE YILMAZ!” yazısıyla parlıyordu. Türkiye’nin en prestijli mimarlık yarışmalarından birini, üstelik bu denli iddialı bir projeyle kazanmıştı. Şehrin en gözde semtlerinden birine inşa edilecek “Anka Kültür ve Sanat Merkezi”nin tasarımı artık onun kaleminden çıkacaktı. Gözleri doldu. Bu sadece bir yarışma zaferi

Yüksek Duvarlar Arasında Bir Rüya Read More »

Rıfat Bey’in Gölgesi

Boğaz’ın lacivert suları, o gece Selim’in gözlerine hiç bu kadar karanlık görünmemişti. Yüksekten baktığı şehrin ışıkları, binlerce vicdanın uykusuz fısıltıları gibi geliyordu kulağına. Lüks villasının geniş balkonunda, elinde soğuk viskisiyle, hayatının dışarıdan bakıldığında kusursuz denebilecek düzenine rağmen içindeki o kemirgen boşlukla baş başaydı. Kırklı yaşlarının sonunda, kariyerinde zirveye ulaşmış, sevecen bir eşi ve pırıl pırıl

Rıfat Bey’in Gölgesi Read More »

Kömür Kokusu

Emre’nin hayatı, yirmi yıl önce, o korkunç kömür kokusunun ruhuna sinmesiyle başlamıştı adeta. Oysa o kokudan önce de bir hayatı vardı; genç bir çırak, gelecek vadeden bir usta adayıydı. Ama bir elektrik panosundaki ihmal, bir kıvılcım ve ardından gelen alevler, sadece dükkânları değil, bir ailenin hayatını, genç bir çocuğun nefesini ve Emre’nin vicdanını da kül

Kömür Kokusu Read More »

Geçmişin Sessiz Çığlığı

Ayşe, kristal kadehindeki buzlu limonatanın serinliğini parmak uçlarında hissederken, kalabalığın uğultusunda bile vicdanının o paslı, kilitli kapısından sızan sesi duymaya başlamıştı. Yıllardır dehlizlerine sürdüğü, üzerine tonlarca başarı, prestij ve lüks inşa ettiği o sır, şimdi boğazına yapışan görünmez bir el gibi sıkıyordu. Şık elbisesinin içinde dahi nefessiz kalmış gibiydi. Etrafındaki insanlar, İstanbul’un cemiyet hayatının parlayan

Geçmişin Sessiz Çığlığı Read More »

Defne Kokusu

Elif, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan İzmir’in kokusunu ciğerlerine çekerken, hayatının düzlüğe çıktığını düşündüğü anlar ne kadar da yanıltıcıydı, diye düşündü. Fırının mayalı hamur kokusu, pencereden süzülen taze narenciye esintisiyle karışırken, on sekiz yıldır içindeki boşluğu doldurmaya çalıştığı bu küçük dükkânın, “Elif’in Fırını”nın kapılarını açmaya hazırdı. Burası onun mabediydi, pişirdiği her ekmek, yoğurduğu her hamur, kalbindeki

Defne Kokusu Read More »

Gölgelerdeki Melodi

Elif, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan şehrin griye çalan siluetine her zamanki yorgun bakışını fırlattı. Gökyüzü henüz tam aydınlanmamış, ama Elif’in zihni çoktan günün telaşına kucak açmıştı. Saat beşti. Bir saat sonra ikinci işine gitmek üzere yola çıkacak, oradan da öğleden sonra ilk işine geçecekti. Paralı bir özel okulun muhasebe departmanında tam zamanlı çalışıyor, akşamları ise

Gölgelerdeki Melodi Read More »

Gözlerini Kapatmadan

Elif, aynadaki yorgun yüzüne baktı. Otuz beş yaşındaydı ve hayatının akışı, Kadıköy’deki deniz manzaralı dairesinin penceresinden görünen, her sabah aynı saatte karşıya geçen vapurların rutinine benziyordu. Kocası Murat, iyi bir insandı; düzenli, dürüst ve işinde başarılı. Onların evliliği, tıpkı evleri gibi, konforluydu, güvenliydi, ama bir süredir Elif’in ruhunda tanımlayamadığı bir boşluk hissi vardı. Sanki renkler

Gözlerini Kapatmadan Read More »

Yarım Kalan Tablo

Ayşe, mutfak camından süzülen solgun öğle güneşinin altında, eski bir danteli iğne oyasıyla süslerken parmak uçlarındaki nasırları hissetti. Yılların emeği, iğnenin ucunda dans eden iplikler kadar, hayatının her kıvrımına sinmişti. Bugün, küçük kardeşi Can’ın nişan töreni vardı ve bu, onun için özel olarak hazırladığı bir örtüydü. Dantelin zarif motifleri arasında gizli bir hüzün barındırır gibiydi.

Yarım Kalan Tablo Read More »

Scroll to Top