Hikayeler

Yalı Çapkınları Değil, Martıların Laneti

Martılar çığlık çığlığa dönüyordu İzmir Körfezi üzerinde, tıpkı Mine’nin ruhunda yankılanan sessiz çığlıklar gibi. Sahil boyunca yürürken, nemli hava saçlarını okşuyor, taze deniz kokusu burnunu dolduruyordu. Oysa Mine’nin zihni, ne martıların özgür kanatlarında ne de körfezin huzurlu mavisindeydi. Gözlerinin önünde, gri bir gölge gibi dolanan genç adamın sureti, onu yirmi beş yıl öncesine, hiç konuşulmamış,

Yalı Çapkınları Değil, Martıların Laneti Read More »

Yitik Güvenin Gölgesi

Elif, mutfak masasına düşen güneş ışınlarının önünde, o anın gerçeküstü sessizliğini yutkundu. Gelen zarfın üzerinde yazan hukuk bürosunun ismi, beyninde yankılanan bir çığlığın habercisiydi. Soğuk, resmi harflere baktıkça, parmak uçlarına kadar yayılan bir uyuşma hissetti. İçini açtığında, bir değil, üç ayrı evrakla karşılaştı; biri annelerinin oturduğu apartmanın tapu kayıtlarına ilişkin bir belge, diğeri bankadan gelen

Yitik Güvenin Gölgesi Read More »

Kadife Pelerinin Altındaki Fısıltı

Başarı, yıllardır Selim’in üzerine titrediği pahalı, kadife bir pelerin gibiydi; ama o pelerinin altında, soğuk bir rüzgar hiç dinmemişti. İstanbul’un en prestijli mimarlık ofislerinden birinin ortağı, ödüllü projelere imza atmış, ismi saygıyla anılan bir profesyoneldi. Kırklı yaşlarının ortasında, karısı Aslı ve zeki kızı Elif ile resmedilmeye değer bir hayat sürüyordu. Dışarıdan bakıldığında her şey mükemmeldi;

Kadife Pelerinin Altındaki Fısıltı Read More »

Çatlak

Elif, hayatının bu en ağır yükünü omuzlarında taşıyan kadının adımlarıyla, her gün aynı sokakları arşınlıyordu. Annesinin, Ayşe Hanım’ın, hastalığı her geçen gün daha da derinleşen bir gölge gibi sarmıştı evlerini. Eskiden kahkahaların yankılandığı, taze nane kokulu o iki katlı eski İstanbul evi şimdi hastane kokuyordu; ilaç, dezenfektan ve çaresiz bekleyişin o ağır, metalik kokusu. Elif,

Çatlak Read More »

Taşınan Sessizlik

Musalla taşındaki annesinin cansız bedenine bakarken, Elif’in zihninde on sekiz yıl öncesine ait bir an canlandı. O gün de hava böyle ağırdı, toprak kokusu genizlerini yakıyordu. Cenaze namazı biterken gözleri, kalabalığın ucundaki solgun siluete takıldı. Ayşe. Ablası. Yıllar süren sessizliğin ardından, onları bir araya getiren yine ölüm olmuştu. Ayşe’nin yüzünde ne keder ne de bir

Taşınan Sessizlik Read More »

Geç Kalan Gölge

Kırk dört yaşındaydı, şehrin en gösterişli binalarına imza atmış, lakin ruhunun en ıssız köşesinde hep aynı boşluğun yankısını taşıyordu Selim. Sabahları lüks rezidansının 30. katından Boğaz’ı seyrederken, kalbindeki o tarif edilemez ağırlık, tüm kariyer başarısının, tüm maddi zenginliğinin üzerine bir gölge gibi düşüyordu. Başarı, onun için bir tür maskeydi; ardında geçmişin, özellikle de yirmi iki

Geç Kalan Gölge Read More »

Küllerin Ardındaki Fısıltı

Cem, mutfak tezgahına yaslanmış, pencereden dışarıya, griye dönmüş İstanbul semasına bakıyordu. Elinde soğumuş bir çay bardağı, içinde acı bir sessizlik. Üç ay geçmişti Elif gideli. Üç ay, her sabah bu uyanış, bu boşluk, bu nefes alamama hissi. Ev, Elif’in kahkahalarıyla, anlattığı absürt gün hikayeleriyle doluyken şimdi sadece Elif’in yokluğuyla doluydu. Kızı Defne’nin odasından gelen hafif

Küllerin Ardındaki Fısıltı Read More »

Cam Kulelerin Gölgesinde

Elif’in kalbi, Maslak plazalarının camdan kuleleri arasında, küçük bir kuş gibi çırpınıyordu. Giydiği en iyi, ütülü kumaş pantolonu bile, mermer zeminin kaygan parıltısında kendini eğreti hissediyordu. Demirkan Mimarlık’ın 30. katındaki bekleme salonu, bir sanat galerisini andırıyordu; her parça, her tablo, her heykel, Elif’in bir yıllık maaşından daha değerliydi. Oysa o, Fatih’teki daracık evlerinin küçük odasında,

Cam Kulelerin Gölgesinde Read More »

Yüksek Katlar, Derin Uçurumlar

Elif, elindeki eskiz defterini usulca kapatırken, duvar saatine ilişen gözleri gece yarısını çoktan geçtiğini gösteriyordu. Lambanın soluk ışığı altında çizdiği çizgiler, yoksul mahallelerinde bir gün yükselecek, her bir tuğlasında umut taşıyacak binaların taslaklarıydı. Yorgunluk omuzlarına çökmüş, göz kapakları titreşiyordu ama zihnindeki mimari, onu ayakta tutan yegane direkti. Dışarıda, Esenler’in gürültüsü sabaha karşı bile tamamen dinmemiş,

Yüksek Katlar, Derin Uçurumlar Read More »

Cam Fanus

Elif, o sabah penceresinden dışarı bakarken, yıllardır kurduğu o kusursuz hayatın camdan bir fanus olduğunu henüz bilmiyordu. Mutfaktan yayılan kahve kokusu, evin her köşesine sinmiş huzur kokusuyla karışıyor, bahçedeki çiçek tarhları narin başlarını güneşe uzatıyordu. Her şey yerli yerindeydi; kocası Hakan, işinde başarılı, ilgili bir baba, şefkatli bir eşti. On yaşındaki oğulları Can, okulda parlak,

Cam Fanus Read More »

Scroll to Top