Hikayeler

Yarım Kalan Bir Resim

Ayşe, mutfak tezgahına taze fırınlanmış simitleri bırakırken, pencereden süzülen sabah ışığının oturma odasındaki antika sehpanın üzerindeki tozu ne kadar acımasızca ortaya çıkardığını fark etti. Her şeyin kusursuz görünmesi için harcadığı çaba, son zamanlarda nedense yetersiz kalıyor gibiydi. Yüzeydeki cilalı görüntü, içeride büyüyen sessiz bir çatlağı örtmeye yetmiyordu. Sanki hayatının tuvali, gözle görülmeyen bir yerden yırtılmaya

Yarım Kalan Bir Resim Read More »

Geçmişin Gölgesi

Deniz, her sabah olduğu gibi o sabah da mutfağının mis gibi taze demlenmiş çay kokusuyla uyanmak isterdi. Ama bu kez burnuna gelen koku, çiçeği burnunda bir tehdidin, görünmez ama keskin kokusu gibiydi. Kahvaltı masasında, kızı Elif’in neşeli kıkırdamaları bile yüreğindeki sıkıntıyı dağıtmaya yetmiyordu. Kerem, her zamanki sakinliğiyle gazetesine gömülmüş, ara sıra Elif’e takılarak baba şefkatini

Geçmişin Gölgesi Read More »

Fısıltıların Ardı

Mutluluğun ince bir porselen kase gibi kırılgan olduğunu, Elif o gece, Mert’in gözlerindeki o yabancı ışıltıyı fark ettiğinde anladı. Yılların verdiği rahatlık, rutinin getirdiği güven duygusu, hepsi bir anda buğulanmış bir camın ardına saklanmıştı sanki. Mert, yorgun olduğunu söylemiş, aceleyle yemeğini bitirip salona geçmişti ama Elif, bakışlarındaki donukluğu ve dudaklarının kenarındaki o ince, zorlama gülümseyişi

Fısıltıların Ardı Read More »

Yıllanmış Sır

Eski sandığın kapağı açıldığında, sadece toz değil, yıllanmış bir acı da etrafa yayıldı. Elif, anneannesinden kalan evin çatı katını temizlemeye gönüllü olduğunda, böyle bir keşifle karşılaşacağını asla tahmin etmezdi. Annesi Ayşe, yıllardır kimsenin el sürmediği, ahşabından çürük bir koku yayılan o devasa sandığı açmasına önce karşı çıkmış, sonra isteksizce onay vermişti. “Ne var ki içinde?

Yıllanmış Sır Read More »

Bir Avuç Mavi Unutma Beni

Elif, mutfak penceresinden içeri süzülen akşamüstü güneşinin altında, yıllanmış aile albümünün sayfalarını karıştırıyordu. Her biri ayrı bir anıyı fısıldayan soluk fotoğraflara dalmışken, yüzünde sıcak bir tebessüm beliriyordu. Özellikle ablası Ayşe ile olan çocukluk kareleri, içini tarifsiz bir huzurla dolduruyordu. Kum havuzunda kirlenmiş eller, bisikletten düşmüş dizler, okulun ilk günü çekilen o resmiyet dolu poz… Her

Bir Avuç Mavi Unutma Beni Read More »

Geçmişin Sessiz Çığlığı

Hale, babasının eski ahşap atölyesinin kapısını araladığında, içeri dolan güneş toz zerreciklerini dans ettiriyordu. Yirmi yıl öncesinden kalma talaş kokusu genzine doldu, burun direğini sızlattı. Babası, Cevdet Usta, vefat edeli bir ay olmuştu. Eşyaları tasnif ederken atölye sırasını en sona bırakmıştı Hale. Burası, çocukluğunun en huzurlu köşesiydi; babasının ellerinde ağacın dile geldiği, küçücük bir kızın

Geçmişin Sessiz Çığlığı Read More »

Yitik Mektuplar ve Kapanmayan Defter

Elif, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan bir şehrin en sessiz köşesinde, henüz kimsenin uğramadığı süpermarket koridorlarında reyon dizmeye başlarken, parmak uçlarında biriken uyuşukluğu hissetti. Yirmi dokuz yaşındaydı ve hayatı, her sabah aynı saatte açtığı bu market kapısıyla, her akşam aynı saatte kapattığı evin kapısı arasına sıkışmıştı. Üniversite hayalleri, elinde tuttuğu o parlak edebiyat bölümü kabul mektubu,

Yitik Mektuplar ve Kapanmayan Defter Read More »

Taşın Altındaki Gölgeler

Ayşe, avuçlarında buruşturduğu çizim kağıdına öyle bir tutkuyla bakıyordu ki, gözleri kâğıdın üzerindeki mürekkep izlerini değil, orada hayat bulan koca binaları, sonsuz gökyüzüne uzanan çelik ve cam kuleleri görüyordu. Boğaz’ın lacivert sularına vuran gün batımını seyreden, her bir katı titizlikle hesaplanmış, rüzgara meydan okuyan o kuleler, onun zihninde her zaman canlıydı. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık

Taşın Altındaki Gölgeler Read More »

Gözyaşı Aynası

Zeynep, aynadaki yansımasına baktığında, yıllardır özenle ördüğü kalkanın o gece çatlayacağını henüz bilmiyordu. Üzerindeki somon rengi ipek elbise, boynundaki zarif pırlanta kolye ve özenle yapılmış topuz saçları, İstanbul’un cemiyet hayatında edindiği “kusursuz sanat galerisi sahibi” imajını tamamlıyordu. Kocası Hakan, başarılı bir mimar olarak her zaman yanında, hayatlarının her bir köşesini titizlikle inşa ettikleri bu “mükemmel”

Gözyaşı Aynası Read More »

Sarsıntının Ardından

Elif, titreyen elleriyle kapının pervazına tutundu. Enkazın arasında gezinen ışıldaklar, o anın dehşetini kesik kesik hatırlatan flaşlar gibi beyninde patlıyordu. Az önce yıkılan şehirde, kucağındaki iki aylık bebeğini, Zeynep’i, o son salise hastanenin acil servisine uzatmıştı. Şimdi hastane yoktu. Sadece toz, çığlıklar ve belirsizliğin boğucu ağırlığı vardı. Cem, kocası, çaresizlik içinde etrafına bakınıyor, sesi kısılmış,

Sarsıntının Ardından Read More »

Scroll to Top