Hikayeler

Kırık Temeller

Telefon sesi, Emre’nin şakaklarında zonklayan ağrıyı daha da körükledi. Saate baktı. Gece yarısını çoktan geçmişti. Oğlu Can’ın okuldan kalma arkadaşları dışında kimsenin onu bu saatte aramaması gerekirdi. Ekrandaki “Ayşe” adını görünce, Emre’nin kalbi göğüs kafesine sığmaz oldu. Ayşe, eşiydi. Ama o anda sesi beyninin en ücra köşelerinde yankılanan bir çığlığa dönüştü. “Elif… Elif hastanede, Emre!

Kırık Temeller Read More »

Saklı Kalan Nefes

Zeynep, pencerelerin buğusundan sızan cılız kış ışığıyla aydınlanan mutfağında, demli çayını yudumlarken, elindeki o eski, solgun bebek tulumunu okşuyordu. Yılların yıpratıcı izi tulumun her ipliğine sinmişti; tıpkı onun kalbine sinen o tarifsiz boşluk gibi. Her doğum gününde aynı tulumu çıkarır, parmaklarını kumaşın üzerinde gezdirirken, sanki o minik bedenin sıcaklığını yeniden hissederdi. Bugün Demir’in yirmi birinci

Saklı Kalan Nefes Read More »

Kırık Bir İmza

Yirmi yılın üzerindeki kariyerinde Ayşe Erdem, hiçbir başvuru formunun kalbine bu denli keskin bir hançer gibi saplanacağını düşünmemişti. Elindeki parşömen sarısı kâğıdın üzerindeki isim, “Elif Demirci”, odanın her köşesini dolduran, yıllarca ustaca kilitli tuttuğu bir çığlığın sesi gibiydi. Kalbi göğüs kafesini zorlayarak atarken, soğuk bir ter damlası şakağından süzüldü. Boğazında kocaman bir yumru, nefes almasını

Kırık Bir İmza Read More »

Eksik Bir Nakış

Elif, yaşını gösteren ince çizgilerini umursamadan, duvardaki saate baktı. Gece yarısına yaklaşırken, her yıl olduğu gibi, bu tarih onu yine aynı girdabın içine çekmişti. Yirmi beş yıl… Tam yirmi beş yıl önce bu gece, ilk kez anne olmuştu. Ve tam yirmi beş yıldır, kalbinin bir yanı eksikti. Boğazına bir yumruk oturmuştu, yutkunmakta güçlük çekiyordu. Masanın

Eksik Bir Nakış Read More »

Sessiz Melodi

Elif, yıllar sonra dahi, o baharın kokusunu burnunda hissederdi. Ihlamur ve yağmur karışımı, taptaze bir umut kokusu. Ancak o bahar, beraberinde bir kırılmayı da getirmişti. Üniversite sonuçları açıklanmış, her şey değişmişti. Şimdi ise mutfak penceresinden sızan İstanbul’un soğuk ayazına inat, demlenen çayın buharına bıraktı kendini. Karşı komşunun penceresinden Can’ın kahkahaları yankılanıyordu; bu kahkahalar, Elif’in içindeki

Sessiz Melodi Read More »

Gölgenin Fısıltısı

Ayşe, mutfak adasında durmuş, pırıl pırıl parlayan mermer yüzeye yansıyan kusursuz silüetine bakıyordu. Yüzü, yılların getirdiği ince çizgilerle bezeli olsa da, gözlerindeki o diri pırıltı ve vakur duruşu, kırklı yaşlarının ortasında bile hala dikkat çekiciydi. Ellerinde tuttuğu tel süzgeçten akan su, yıkanmakta olan taze nanelerin üzerinden usulca geçiyor, akşam yemeği için hazırladığı cacığın ferah kokusu

Gölgenin Fısıltısı Read More »

Gölgedeki Renkler

Gülizar Teyze’nin ahşap merdivenleri, Ayşe’nin her adımında iç çekerek gıcırdıyordu; sanki evin her köşesi, yılların biriktirdiği sırları fısıldar gibiydi. Annesinin vefatından sonra Kenan’ın evi satışa çıkarma aceleciliği Ayşe’nin canını sıkıyordu. Bu ev, sadece tozlu eşyalarla dolu bir mekan değil, aynı zamanda kocası Kenan’ın annesiyle, yani Gülizar Teyze ile ilgili anılarının da sığınağıydı. Ayşe, günlerdir bu

Gölgedeki Renkler Read More »

Geçmişin Mührü

Elif’in kusursuz hayatı, cam bir fanusun içindeki narin bir çiçek gibiydi; ta ki o çatlak belirene dek. İstanbul’un göz alıcı siluetine nazır, Boğaz Köprüsü manzaralı ofisinde, yirmi yıllık başarılı kariyerinin zirvesindeydi. Her sabah aynı ritüelle güne başlar, aynı markanın kahvesini içer, toplantılarını aynı özenle yönetirdi. Evliliği de, Emre ile paylaştığı yedi yıllık huzurlu limanı da,

Geçmişin Mührü Read More »

Yitirilen Renkler

Elif’in elleri, bir zamanlar hayat verdiği renkli tuvaller yerine, şimdi sadece soğuk klavye tuşlarına dokunuyordu. Parmak uçlarında biriken nasırlar, o eski fırça darbelerinden çok uzaktı. Pencereden sızan akşam güneşi, tozlu odanın içinde dans ederken, Elif’in gözleri boşluğa takılı kaldı. Dışarıda, şehrin uğultusu, tıpkı içindeki gibi hiç dinmeyen bir melodiydi. Telefonu titredi. Ekranda parlayan isimle kalbi

Yitirilen Renkler Read More »

Geçmişten Gelen Fısıltı

Zeynep’in hayatı, titizlikle işlenmiş eski bir Hereke halısı gibiydi; her ilmeği yerli yerinde, deseni kusursuz. Boğaziçi Üniversitesi’nde edebiyat kürsüsündeki saygın konumu, Kanlıca’daki Boğaz manzaralı dairesi, hafta sonu rutinleri – her şey, büyük bir özenle örülmüş bir düzenin parçasıydı. Otuz sekiz yaşındaydı ve bu düzen, ona huzur veriyordu. Her sabah yedi buçukta kalkar, kahvesini yudumlarken gazetesini

Geçmişten Gelen Fısıltı Read More »

Scroll to Top