Hikayeler

Taş Üstünde Taş Kalmasın

Harun, her sabah olduğu gibi, dumanı tüten çay bardağını elinde tutarak, pencereden İstanbul’un henüz uyanmayan siluetine bakıyordu. Güneş, Haliç’in üzerinde pembe ve turuncu tonlarda nazlı nazlı yükselirken, Harun’un zihninde babasının sesi yankılanıyordu: “Evladım, Aktaş İnşaat bizim soyadımızdan daha kıymetlidir. Her bir tuğlasında alın terimiz, her bir projesinde dürüstlüğümüz vardır. Bir gün siz devraldığınızda, taş üstünde

Taş Üstünde Taş Kalmasın Read More »

Gölge Evlilik

O minicik tulumu eline aldığında, kalbinde yeşeren umut, aslında üzerine çökecek kara bulutların ilk habercisiydi. Elif, mağazanın pastel renkli reyonunda durmuş, parmakları arasında tuttuğu minicik, pamuklu tulumun yumuşaklığına kendini kaptırmıştı. Bej rengi, üzerinde minik ayıcıklar olan bu tulum, Mert ile kurdukları geleceğin, yakında kucaklayacakları bebeğin bir simgesiydi. Üç yıldır evliydiler, yedi yıldır beraberdiler ve artık

Gölge Evlilik Read More »

Cam Tavan

Ayşe Yılmaz, Karahan Holding’in ışıltılı döner kapısından içeri adımını attığında, nefesinin kesildiğini hissetti. Bu, sadece otuz katlı binanın yüksekliğinden değil, aynı zamanda kapının ardında yatan bambaşka dünyanın göz kamaştırıcı ihtişamından kaynaklanıyordu. Köhne otobüs yolculukları, daracık sokağındaki bozuk kaldırımlar, evlerinin gri duvarları; hepsi bu cam ve çelikten oluşan kuleye kıyasla silik birer hatıraydı artık. Ayşe için

Cam Tavan Read More »

Gölgelerdeki Miras

İstanbul’un gürültüsü, Boğaz’a nazır, pırıltılı bir salonda yankılanıyordu. Can Yılmaz, elindeki kristal kadehi havaya kaldırırken, yüzüne oturmuş kusursuz tebessümle etrafındaki alkış tufanını süzdü. “Yılın İş İnsanı” ödülü, parlak kariyerinin en zirve noktalarından biriydi. Kürsüye doğru ilerlerken, ağır adımları başarılarının ağırlığını taşıyordu sanki. Karısı Ayşe, ön sıralarda gururla oturmuş, kızı Elif ise genç gözleriyle babasının her

Gölgelerdeki Miras Read More »

Perde Arkası

Zeynep, annesi Ayşe’nin elinden uzattığı, dumanı tüten porselen fincanı alırken, hissettiği huzurun kırılganlığına şaşırmıştı. Salonun loş ışığı, annesinin yüzündeki çizgileri nazikçe yumuşatıyor, yirmi yıl önceki o sert, eleştirel ifadeyi alıp götürüyordu. Onlarca yıl süren fırtınalı ilişkilerinin ardından gelen bu sakinlik, Zeynep için adeta bir mucizeydi. Kendi kendine, “Nihayet başardım,” diye fısıldadı içinden. “Kendi sınırlarımı çektim

Perde Arkası Read More »

Gözyaşının Mühürlediği Sır

Elif, iğnenin ucunu bedenine her batırdığında, sadece canı yanmıyordu; aynı anda umut ve hüsranın keskin bir bileşimi ruhuna saplanıyordu. Tedavinin üçüncü ayıydı. Her gün kendini bir laboratuvar deneyi gibi hissediyor, hormonların gelgitli dalgaları arasında boğuşuyordu. En çok da annesi Ayşe’nin bunaltıcı ilgisi yoruyordu onu. Ayşe, her randevuyu Elif’le beraber takip ediyor, doktorları soru yağmuruna tutuyor,

Gözyaşının Mühürlediği Sır Read More »

Fısıltılı Geçmiş

Leyla, Kadıköy’deki küçük atölyesinin loş ışığında, bitmek bilmeyen bir boşlukla bakıyordu tuvaline. Fırça elinde, renkler gözünün önündeydi ama ne resmedeceği konusunda en ufak bir fikir yoktu. Sanki içindeki tüm pınarlar kurumuş, ruhu sessiz bir çöle dönmüştü. Evliliği de bu tuval gibiydi; dışarıdan bakıldığında düzenli, belirli bir kompozisyona sahip, ancak içinde derinlikten, tutkudan, o ilk günkü

Fısıltılı Geçmiş Read More »

Hayatın Çaldığı Melodi

Elif, Cem’in fotoğrafına baktı. İki yıl geçmişti ölümünün üzerinden, ama o parlak gülümseme, gözlerindeki ışıltı sanki dün gibiydi. Elif’in yüreğinin sol yanındaki o boşluk, artık kabullenilmiş bir gerçeklikti. Yine de bazen, özellikle de böyle akşamlarda, boş koltukta Cem’in hayaleti belirir, evin sessizliğini daha da derinleştirirdi. Eline aldığı çerçeveyi usulca yerine koydu, kütüphanenin en üst rafına,

Hayatın Çaldığı Melodi Read More »

Yitik Bahçe

Elif’in hayatı, dışarıdan bakıldığında, kusursuz bir mimarın elinden çıkmış titiz bir peyzaj projesi gibiydi; her çiçek yerli yerinde, her çim biçimi cetvelle çizilmişcesine muntazam. Oysa bu düzenin ardında, derinlerde, kökleri kuruyan, rengi solan bir bahçe vardı. Yatak odasının geniş penceresinden Bosphorus manzarasına bakarken, kendi iç dünyasının bu parlak manzarayla taban tabana zıt olduğunu düşünüyordu. Akşamüstü

Yitik Bahçe Read More »

Sır ve Altın Heykel

Ahmet, aynadaki yansımasına baktığında, takım elbisesinin kusursuz kesimine, kravatının ince işçiliğine değil, gözlerinin derinliklerindeki yorgunluğa odaklandı. Elli yaşını devirmişti; saçlarında beliren aklar ona asil bir hava katıyor, yüzündeki çizgiler deneyim ve kararlılığın imzasını taşıyordu. Dışarıdan bakıldığında, her şeye sahipti: Türkiye’nin önde gelen ilaç şirketlerinden birinin CEO’suydu, varlıklı bir evde yaşıyor, eşi Zeynep ve üniversiteye hazırlanan

Sır ve Altın Heykel Read More »

Scroll to Top