Hikayeler

Geçmişin Kırık Aynası

Elif’in parmağındaki pırlanta yüzük, İstanbul’un ışıklarını yansıtırken, şehrin gürültüsü bile kalbinin ritmini değiştiremiyordu. Kırklarına merdiven dayamış, kariyerinde zirveye ulaşmış bir sanat restoratörüydü. Nişanlısı Can, hayatına kattığı sakin limandı; güvenli, anlayışlı ve her detayı düşünen biri. Düğün hazırlıkları neşeyle sürerken, Elif’in içindeki o kırık ayna, arada bir ansızın yansımalar gönderiyordu. Yıllardır kilitli tuttuğu, kimsenin bilmediği o

Geçmişin Kırık Aynası Read More »

Gözlerdeki Resim

Elif’in hayatı, kederle işlenmiş ince bir kanaviçe gibiydi. Her ilmek, otuz yıl önce yitirdiği bir gülüşün, bir dokunuşun, bir nefesin anısıydı. İstanbul’un tarihi semtlerinden birinde, küçük bir atölyede, hat ve minyatür sanatının o büyülü dünyasına sığınmış, fırçasının her darbesine sessizliğini, özlemini ve bir günahın ağırlığını gizlemişti. Zaman, kırık bir saatti onun için; ne ileri gidiyor

Gözlerdeki Resim Read More »

Yitik Desenler

Ayşe’nin nasırlı elleri, buz gibi zemini ovarken, pencereden sızan akşam güneşi, tozlu camlarda yorgun bir dans tutuyordu. Dışarıdan, bir kafeden süzülen keman sesleri, ruhunun en derin köşelerindeki paslı kapıları aralamaya çalışıyor, ama Ayşe’nin kalbi, bu nağmelere direniyordu. Kemana benzeyen bir çelloydu oysa Can’ın tutkusu. O kadar yakındı ki müziğe, ama bir o kadar uzaktı kendi

Yitik Desenler Read More »

Suskun Sırtlar

İstanbul’un gri, uykulu sabahlarından biriydi. Ayşe, henüz şehrin gürültüsü tam anlamıyla başlamadan, yatağından yorgun bedenini sürükleyerek kalktı. Sırtındaki sızı, artık uyanık kaldığı her ana eşlik eden kadim bir dost gibiydi; ağrının varlığına o kadar alışmıştı ki, yokluğunu unutuvermişti. Pencereden sızan cılız ışık, eski perdesinin desenlerini soluk bir resim gibi duvara yansıtıyordu. Kırk üç yaşındaydı Ayşe.

Suskun Sırtlar Read More »

Hayallerin Gölgesi

Ayşe, sabah masasına özenle yerleştirdiği simitleri, peyniri ve zeytinleri son bir kez süzdü. Pazar sabahları her zaman böylesiydi; bir ritüel, bir anıt. Yıllar önce terk ettiği büyük hayallerinden, o parlak kariyer arayışından geriye kalan tek ‘eseri’ belki de bu masa düzeniydi. Mutfaktan gelen kahve kokusu, evin sessizliğini yavaşça yırtarken, gözleri iki yetişkin çocuğuna kaydı. Elif,

Hayallerin Gölgesi Read More »

Camdan Duvarlar

Elif, elindeki eskiz defterinin sayfalarına düşen Ankara’nın gri ışığını takip etti. Mimarlık bölümünün son sınıfında, şehrin tarihi dokusuyla modern yapıları arasına sıkışmış bu fakülte binası, onun için sadece bir eğitim yuvası değil, aynı zamanda hayallerine açılan bir kapıydı. Babası Ahmet Bey’in Ulus’taki küçük, köhne kırtasiyesi, hayatları boyunca onlara yeten ama asla fazlasını vermeyen bir dünya

Camdan Duvarlar Read More »

Gölgenin Bedeli

Elif, sabah güneşinin vurduğu, özenle seçilmiş pastel tonlardaki salonunda, taze kesilmiş çiçekleri vazoya yerleştiriyordu. Orkide yapraklarından süzülen su damlaları, mermer sehpanın üzerinde pırıltılar yaratıyordu. Her sabah bu ritüelle başlardı güne; sanki her çiçeğin, her damlanın, her anın tam yerinde olması, hayatındaki kusursuz düzeni pekiştirecek, görünmez bir kalkan örecekti etrafına. Kocasının sevgi dolu bakışları, lüks villasının

Gölgenin Bedeli Read More »

Sessiz Fısıltılar ve Düğün Telaşı

Aylin, parmaklarının ucunda dans eden tüy hafifliğindeki fırçayla, davetiyenin kenarındaki narin yasemin motifini tamamladı. Mürekkebin kadife kağıda nazikçe yayılan kokusu, içindeki garip burukluğu bir anlığına bastırsa da, zihninin kuytularında bekleşen, tanıdık bir melankoli yine kendini hissettirdi. Düğün davetiyeleri… Hayatının dönüm noktası, Selim’le kuracağı yeni bir dünya. Her detayını kendi elleriyle çizdiği, her vuruşunda kalbinden bir

Sessiz Fısıltılar ve Düğün Telaşı Read More »

Cam Tavanın Altında

Elif, o parlak cam ve çelikten oluşan devasa binanın önünde durduğunda, çocukluğunun dar sokaklarından buraya uzanan mesafeyi sadece metroların değil, aynı zamanda görünmez bir cam tavanın da ayırdığını hissetti. Burası, Sancaktar Mimarlık’tı; İstanbul’un gökdelenler arasında parlayan, adeta uzaydan gelmiş gibi duran bir mühendislik harikası. Oysa Elif’in büyüdüğü Fatih’teki avlulu, cumbalı evler, zamanın yıpratıcı izlerini taşıyan,

Cam Tavanın Altında Read More »

Yarım Kalan Tablo

Elif, o gece yemeğini hazırlarken, hayatının mükemmel bir tablo gibi göründüğünü düşünüyordu. Mutfaktan yayılan zeytinyağlı taze fasulye kokusu, salonu dolduran hafif caz müziği ve yedi yaşındaki kızı Deniz’in odasından gelen kıkırtıları… Her şey yerli yerindeydi. Boğaz’ın kenarındaki modern dairesinin geniş penceresinden, karşı kıyının ışıkları pırıl pırıl yanıyordu. Mimarlık ofisindeki yoğun günün yorgunluğunu, bu huzurlu akşam

Yarım Kalan Tablo Read More »

Scroll to Top