Hikayeler

Yarım Kalan Bir Hesaplaşma

Zemin sallandığında, Metin’in ilk aklına gelen, yatağında huzurla uyuyan Elif ya da kızı Selin değildi; yirmi yıl önce, o vicdanını susturup imzayı attığı binanın temelleriydi. Küçük bir sarsıntıydı, İstanbul’un alışkın olduğu türden, ama Metin’in içini bir yılan gibi saran korku, hiçbir deprem sireninin yaydığı endişeye benzemiyordu. Ter boşanıyordu alnından. Apar topar yataktan fırladı, cama koştu.

Yarım Kalan Bir Hesaplaşma Read More »

Taş Bebek

Elif, aynadaki yorgun ama hâlâ güzel yüzüne baktığında, hayatının en azından dışarıdan bakıldığında ne kadar eksiksiz göründüğünü düşündü. Otuz sekiz yaşındaydı, başarılı bir mimardı, yakışıklı ve karizmatik bir iş adamı olan Cem ile on beş yıldır evliydi ve gözünün nuru yedi yaşındaki oğulları Deniz, onların yaşam çiçeğiydi. Boğaz’a nazır lüks daireleri, haftasonu kaçamakları, eşi dostu

Taş Bebek Read More »

Yangının Küllerinden Doğan Umut

On sekiz yıl, bir ömrün üçte biriydi Elif için; ama o yangın gecesi, hayatının en uzun, en yanıcı anı olarak kalmıştı zihninde. Hatıralar, küle dönmüş bir şehir gibiydi: dumana boğulmuş koridorlar, siren sesleri, panik içindeki insanların çığlıkları ve kollarından koparılırcasına alınan o küçücük paket… Uras. İsmini bile tam söyleyemeden yitirdiği ilk ve tek evladı. Her

Yangının Küllerinden Doğan Umut Read More »

Suskun Renkler

Mehmet Bey’in kalbi, o uğultulu bahar akşamında, mutfak masasında taze kesilmiş domateslerin kokusu havayı sararken durdu. Tam da Ayşe Hanım’ın “Mehmet, tabağını bitirmeden kalkma masadan,” deyişinin hemen ardından, kelimeler dudaklarından dökülürken, bir anda boşluğa düşen çatalın sesiyle. Can, ağabey olarak her zaman soğukkanlı olmayı kendine görev bilmişti, ama o an, babasının sandalyeden kayıp giden bedenini

Suskun Renkler Read More »

Geçmişin Gölgesi

Demir Yılmaz, sahneye çıktığında salonda alkış tufanı koptu. Türkiye’nin en saygın iş insanlarından biri olarak “Yılın İş Adamı” ödülünü alıyordu. Geniş omuzlarına oturan lacivert takım elbisesi, kar beyazı saçları ve yılların deneyimiyle bilenmiş bilge bakışlarıyla, başarı ve güven timsaliydi. Mikrofonu eline aldığında gözleri eşi Esra’ya kaydı, ardından bir anlığına salondaki kalabalıkta gezindi ve o anda,

Geçmişin Gölgesi Read More »

Yükseklerde Kırılan Güven

Hayatının projesiydi bu. Deniz, elindeki eskiz defterine baktığında sadece çizimler görmüyordu; yirmi yıllık bir hayali, yorgun omuzlarına yüklenmiş bir umudu ve nihayet hak edilmiş bir zaferi görüyordu. ‘İstanbul Kulesi’. Şehrin siluetini değiştirecek, modern mimarinin bir başyapıtı olacaktı. Deniz içinse bu, kaybolan yılların, hayal kırıklıklarının ve yutulan gururun telafisiydi. Projenin kabulü, yıllardır süren uykusuz gecelerin, sayısız

Yükseklerde Kırılan Güven Read More »

Kiraz Çiçekleri ve Solan Suretler

Elif, ekşi kahvenin tadını damağında hissederken, karşısındaki parlayan cam binanın yansımasında kendi solgunluğunu gördü. Otuz iki yaşındaydı ama aynadaki yansıması, özellikle gözlerinin etrafındaki yorgun çizgiler, sanki en az on yıl daha eklemişti ömrüne. Pencereden dışarı baktığında, baharın müjdecisi olan nadir kiraz ağaçlarından birinin usulca çiçek açtığını fark etti. Her yıl bu zamanlar, o ağacın çiçeklerine

Kiraz Çiçekleri ve Solan Suretler Read More »

Işık ve Gölge

Deniz, pencereden yağan nisan yağmurunu seyrederken, aynadaki yansımasına baktı. Yüzünde, mutlu evlilik fotoğraflarından aşina olduğu, hafif, nazik bir gülümseme vardı. Gözlerinde ise, kimseye itiraf edemediği, tanıdık bir boşluk. Can iyi bir kocaydı. Huzurluydu, sadıktı, düzenliydi. Her şeyi düşünürdü, her yere zamanında yetişirdi. Hayatları bir saat gibi işlerdi; aksilik olmaz, sürpriz yaşanmazdı. Bu düzen, Deniz’i hem

Işık ve Gölge Read More »

Sessiz Mimarlık

Elif, sabahın ilk ışıklarıyla uyanma alışkanlığını, yıllar önce yatağının karşısındaki gri duvara astığı o eskimiş mimarlık fakültesi kataloğu sayesinde edinmişti. Katalog artık orada değildi, duvar da bej rengine boyanmıştı ama alışkanlık kalmıştı. Güneş, her zamanki gibi tam pencerenin perdesiz boşluğundan süzülerek içeri girer, Elif’in yüzüne vururdu. Gözlerini araladığında ilk gördüğü, dağınık saçları ve hafiften kırışmaya

Sessiz Mimarlık Read More »

Sırrın Gölgesi

Elif, sabahın erken saatlerinde, henüz şehrin gürültüsü başlamadan, bilgisayarının mavi ışığında kaybolmuştu. Mutfak masasına yayılan defterler, fişler ve Kerem’in özenle hazırladığını düşündüğü excel tabloları, küçük ama tutkuyla kurdukları “Kahve Rüyası” adını verdikleri butik kahve dükkanlarının tüm muhasebesini temsil ediyordu. Normalde bu işler Kerem’e aitti; onun titizliğine, finansal zekasına ve işine olan bağlılığına sonsuz güvenirdi. Elif

Sırrın Gölgesi Read More »

Scroll to Top