Hikayeler

Geçmişin Sessiz Çığlığı

Ayşe, kristal kadehindeki buzlu limonatanın serinliğini parmak uçlarında hissederken, kalabalığın uğultusunda bile vicdanının o paslı, kilitli kapısından sızan sesi duymaya başlamıştı. Yıllardır dehlizlerine sürdüğü, üzerine tonlarca başarı, prestij ve lüks inşa ettiği o sır, şimdi boğazına yapışan görünmez bir el gibi sıkıyordu. Şık elbisesinin içinde dahi nefessiz kalmış gibiydi. Etrafındaki insanlar, İstanbul’un cemiyet hayatının parlayan

Geçmişin Sessiz Çığlığı Read More »

Defne Kokusu

Elif, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan İzmir’in kokusunu ciğerlerine çekerken, hayatının düzlüğe çıktığını düşündüğü anlar ne kadar da yanıltıcıydı, diye düşündü. Fırının mayalı hamur kokusu, pencereden süzülen taze narenciye esintisiyle karışırken, on sekiz yıldır içindeki boşluğu doldurmaya çalıştığı bu küçük dükkânın, “Elif’in Fırını”nın kapılarını açmaya hazırdı. Burası onun mabediydi, pişirdiği her ekmek, yoğurduğu her hamur, kalbindeki

Defne Kokusu Read More »

Gölgelerdeki Melodi

Elif, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan şehrin griye çalan siluetine her zamanki yorgun bakışını fırlattı. Gökyüzü henüz tam aydınlanmamış, ama Elif’in zihni çoktan günün telaşına kucak açmıştı. Saat beşti. Bir saat sonra ikinci işine gitmek üzere yola çıkacak, oradan da öğleden sonra ilk işine geçecekti. Paralı bir özel okulun muhasebe departmanında tam zamanlı çalışıyor, akşamları ise

Gölgelerdeki Melodi Read More »

Gözlerini Kapatmadan

Elif, aynadaki yorgun yüzüne baktı. Otuz beş yaşındaydı ve hayatının akışı, Kadıköy’deki deniz manzaralı dairesinin penceresinden görünen, her sabah aynı saatte karşıya geçen vapurların rutinine benziyordu. Kocası Murat, iyi bir insandı; düzenli, dürüst ve işinde başarılı. Onların evliliği, tıpkı evleri gibi, konforluydu, güvenliydi, ama bir süredir Elif’in ruhunda tanımlayamadığı bir boşluk hissi vardı. Sanki renkler

Gözlerini Kapatmadan Read More »

Yarım Kalan Tablo

Ayşe, mutfak camından süzülen solgun öğle güneşinin altında, eski bir danteli iğne oyasıyla süslerken parmak uçlarındaki nasırları hissetti. Yılların emeği, iğnenin ucunda dans eden iplikler kadar, hayatının her kıvrımına sinmişti. Bugün, küçük kardeşi Can’ın nişan töreni vardı ve bu, onun için özel olarak hazırladığı bir örtüydü. Dantelin zarif motifleri arasında gizli bir hüzün barındırır gibiydi.

Yarım Kalan Tablo Read More »

Suskun Yara

Elif, boğazın soğuk rüzgarını iliklerine kadar hissederken, köhne otobüsün penceresinden karşı kıyıya, ışıklar içinde parlayan yalılara baktı. Her sabah bu ritüel, yaşadığı dünya ile adım attığı dünya arasındaki uçurumu daha belirgin hale getiriyordu. Babası yıllar önce vefat ettikten sonra annesinin tüm umudunu bağladığı, bursla kazandığı Boğaziçi Mimarlık, Elif için sadece bir okul değil, aynı zamanda

Suskun Yara Read More »

Geçmişin Kırık Gerdanlığı

Elif, Boğaz’a nazır dairesinin geniş penceresinden İstanbul’un pırıltılı gecesine bakarken, hayatının kusursuz bir tablo olduğunu düşünüyordu. Başarılı bir mimar, yakışıklı ve anlayışlı bir eş olan Cenk, her detayı özenle tasarlanmış bu yuva… Her şey, yıllar önce geride bıraktığı o tozlu, yoksul geçmişin tam zıddıydı. Ama bazen, en sakin anlarda bile, geçmişin buz gibi nefesi ensesinde

Geçmişin Kırık Gerdanlığı Read More »

Geç Gelen Hesaplaşma

Ayhan Bey’in elleri, mermer sehpanın soğuk yüzeyinde gezindi. Parmak uçları pürüzsüzlüğü hissederken, zihninde yılların tortusuyla pürüzlü hale gelmiş bir anı canlandı. Televizyonda, “Yılın Genç Tasarımcısı” ödülünü alan Elif isimli genç bir kadının gülümseyen yüzünü gördüğünde, boğazına oturan o koca düğümle aniden nefesi kesilmişti. Genç kadının adını, soyadını ve memleketini duyduğunda, elindeki viski kadehini titreyen bir

Geç Gelen Hesaplaşma Read More »

Yitirilenin İzinde

Elif, yıllardır ruhunda taşıdığı o tanıdık boşluğu, ne işindeki başarısıyla ne de özenle kurduğu sosyal çevresiyle doldurabilmişti. Otuz sekiz yaşındaydı, başarılı bir grafik tasarımcıydı ve dışarıdan bakıldığında her şeye sahip görünüyordu. Ancak aynada kendine her baktığında, gözlerinde beliren o soru işareti, ait olma hissinin peşini bırakmayan yankısıydı. Evlatlık edinilmişti. Zeynep ve Ahmet, ona dünyadaki en

Yitirilenin İzinde Read More »

GÖMÜLÜ SIR

Elif, kucağındaki sıcak kahve fincanıyla Boğaz’ın pırıltılı sularına dalmışken, kapının çalınmasıyla irkildi. Günün bu saatinde, kim olabilirdi ki? Postacı ya da komşu olmalıydı. Aceleci adımlarla kapıya yöneldi, gülümsemesini takındı. Ama kapıyı araladığında karşısında duran yüz, Elif’in yıllar önce toprağa gömdüğünü sandığı bir hayaletti. Uzun, dağınık saçlı, sakalları uzamış, gözlerinde tarifsiz bir yorgunluk taşıyan adamın bakışları,

GÖMÜLÜ SIR Read More »

Scroll to Top