Hikayeler

Kıyının Ötesi

Mutfak masasında duran demli çayın buğusu, sanki Elif’in ruhundaki puslu havayı yansıtıyordu. Dışarıda pazar sabahının o bilindik, tembel uğultusu vardı. Can, hâlâ uyuyordu. Yan odadan gelen hafif horultusu, Elif’in on yıldır dinlediği en düzenli melodiydi. Melodi mi? Hayır, daha çok bir fon sesi, hayatlarının sessiz akışına eşlik eden bir nehir uğultusu gibi. On yıl. Dile

Kıyının Ötesi Read More »

Sarı Menekşe

Elif’in elleri titrek değildi, yılların verdiği ustalıkla her bir çiçeği sanki bir çocuk gibi okşayarak yerleştiriyordu buketine. Ama içindeki titreme asla dinmezdi. Onca yıla, onca kışa, onca bahara rağmen, o titrek bekleyiş her zaman oradaydı, kalbinin derinliklerinde, kurumuş bir menzilin sonunda usulca beklerdi. Gözleri, dükkânın camından dışarıya, telaşla akıp giden İstanbul kalabalığına takılı kalmıştı. Her

Sarı Menekşe Read More »

Zeytin Kokulu İkinci Şans

Ada’nın hayatı, İstanbul’un yüksek, steril binaları gibi, kusursuz bir düzen içinde akıp gidiyordu. Bir mimar olarak, her projesinde estetiği ve fonksiyonelliği bir araya getirme ustasıydı. Ancak bu dışarıdan kusursuz görünen hayat, içeride yıllar önce ördüğü, kimsenin aşamadığı görünmez duvarların ardında saklanan, duygusal olarak yorgun bir kadını barındırıyordu. Çalışmak, onun için bir kaçış, geçmişin acılarını unutturacak

Zeytin Kokulu İkinci Şans Read More »

Kırık Fırçalar, Yeniden Yeşeren Umutlar

Elif, yıllardır süregelen bu tuhaf, sessiz huzursuzluğun adını koyamıyordu. Şehrin en prestijli mimarlık ofislerinden birinin ortağıydı, boğaz manzaralı dairesinde her şey kusursuz bir düzen içindeydi, gardırobu mevsimlerin bile önüne geçen bir planlama harikasıydı. Ama bu düzen, bir zırh gibi sarmaladığı kalbindeki boşluğu dolduramıyordu. Dışarıdan bakıldığında parmakla gösterilen bir başarı hikayesiydi; içeriden bakıldığında ise bitmeyen bir

Kırık Fırçalar, Yeniden Yeşeren Umutlar Read More »

Unutulmuş Anların Gölgesinde

Telefon sesi, Demir’in gürültülü metropol yaşamına uyumlu, soğuk ve mekanik apartman dairesinde yankılandığında, bu sıradan bir iş görüşmesi olabilirdi. Cuma akşamıydı ve Demir, bilgisayarının mavi ışığında, bitmeyen bir e-posta akışına gömülmüştü. Ancak arayan numara tanıdıktı, çocukluk arkadaşı ve Elif’in kuzeni Cem’di. Cem’in sesi titrekti, her zamanki neşeli tonundan uzaktı. “Demir, Elif çok kötü. Hastanede…” Cümlenin

Unutulmuş Anların Gölgesinde Read More »

Taş Duvarlar Arasında Saklı Bir Çığlık

Elif, mimarlık ofisinin camla kaplı toplantı odasında, şehrin silüetine sırtını dönmüş, hayatının kusursuz maketini sunuyordu sanki. Karşısındaki yatırımcı grubuna yeni projenin detaylarını anlatırken sesi kendinden emindi, her mimaride olduğu gibi, kendi varoluşunun da sağlam temeller üzerine kurulu olduğunu hissettiriyordu. Ancak içinde bir yerlerde, en derin kuytularda, buz gibi bir ürperti dolaşıyordu. Başarısı parmaklarının ucundaydı, kusursuz

Taş Duvarlar Arasında Saklı Bir Çığlık Read More »

Mühürlü Anılar Konağı

Elif, yıllardır üzerinde taşıdığı görünmez ağırlıkla, ofis koltuğuna gömülmüş, İstanbul siluetinin geceye karışan ışıklarını izliyordu. Dışarıdan bakıldığında her şeye sahip başarılı bir mimardı: Kendi kurduğu butik mimarlık ofisi, Boğaz’a nazır lüks dairesi, titizlikle seçilmiş dostlukları… Ama içinde bir yerlerde, taze bahar çiçekleri yerine kurumuş lavanta kokusu taşıyan, kimsenin erişemediği bir boşluk vardı. Boşluk, yedi yıl

Mühürlü Anılar Konağı Read More »

Yüksek Duvarlar Arasında Bir Rüya

Ayşe Yılmaz, elindeki kahve bardağını sıkıca tutarken, boğazının düğümlendiğini hissetti. Karşısındaki devasa ekran, “TEBRİKLER, AYŞE YILMAZ!” yazısıyla parlıyordu. Türkiye’nin en prestijli mimarlık yarışmalarından birini, üstelik bu denli iddialı bir projeyle kazanmıştı. Şehrin en gözde semtlerinden birine inşa edilecek “Anka Kültür ve Sanat Merkezi”nin tasarımı artık onun kaleminden çıkacaktı. Gözleri doldu. Bu sadece bir yarışma zaferi

Yüksek Duvarlar Arasında Bir Rüya Read More »

Rıfat Bey’in Gölgesi

Boğaz’ın lacivert suları, o gece Selim’in gözlerine hiç bu kadar karanlık görünmemişti. Yüksekten baktığı şehrin ışıkları, binlerce vicdanın uykusuz fısıltıları gibi geliyordu kulağına. Lüks villasının geniş balkonunda, elinde soğuk viskisiyle, hayatının dışarıdan bakıldığında kusursuz denebilecek düzenine rağmen içindeki o kemirgen boşlukla baş başaydı. Kırklı yaşlarının sonunda, kariyerinde zirveye ulaşmış, sevecen bir eşi ve pırıl pırıl

Rıfat Bey’in Gölgesi Read More »

Kömür Kokusu

Emre’nin hayatı, yirmi yıl önce, o korkunç kömür kokusunun ruhuna sinmesiyle başlamıştı adeta. Oysa o kokudan önce de bir hayatı vardı; genç bir çırak, gelecek vadeden bir usta adayıydı. Ama bir elektrik panosundaki ihmal, bir kıvılcım ve ardından gelen alevler, sadece dükkânları değil, bir ailenin hayatını, genç bir çocuğun nefesini ve Emre’nin vicdanını da kül

Kömür Kokusu Read More »

Scroll to Top