Hikayeler

Gözyaşının Mirası

Elif, İstanbul’un her köşesini bir tuval gibi gören ruhuyla, fotoğraf makinesini asla yanından ayırmayan, hayata tutkuyla bağlı bir kadındı. Eski bir Ermeni mahallesinde, daracık sokağa bakan, cumbalı dairesinin penceresinden gördüğü her anı yakalamaya çalışırdı. Bir gün, o pencerenin hemen önündeki kaldırımı işgal eden lüks bir otomobilin içinden inen, simsiyah takım elbiseli, karizmatik adama takıldı gözleri.

Gözyaşının Mirası Read More »

Geçmişin Taşları

Selim Koray, mimarlık dünyasının parlayan yıldızıydı. Adı, modern çizgilere ve zamansız estetiğe sahip projelerle anılıyordu. Son ödül töreninde sahneden inerken, salondaki alkış tufanı kadar eşi Elif’in gururlu bakışları da içini ısıtmıştı. Elif, kendisi gibi mimardı; zekası, zarafeti ve bitmek bilmeyen yaşam enerjisiyle Selim’in hayatının demirbaşıydı. Nişantaşı’ndaki şık daireleri, Boğaz manzaralı terasları, hafta sonu Alaçatı’daki butik

Geçmişin Taşları Read More »

Yarım Kalan Miras

Elif’in dünyası, doktorun ağzından dökülen her kelimeyle biraz daha kararıyordu. On bir yaşındaki kızı Defne’nin böbrek nakline ihtiyacı vardı ve zaman daralıyordu. “Biyolojik babanın uygun bir donör olma ihtimali yüksek,” dedi doktor, sesi mesafeli ve profesyoneldi, sanki Elif’in yirmi yıl öncesine, kalbinin paramparça olduğu o geceye sürüklediğini bilmiyordu. Elif’in dudaklarından sessiz bir “Hayır,” döküldü ama

Yarım Kalan Miras Read More »

Gecikmiş Fısıltılar

Elif’in parmakları, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte daktilonun soğuk tuşlarına dokunurken, pencereden sızan güneşin sıcaklığı onu bir türlü ısıtamıyordu. Hayatının yirmi yılı, bu daktilo gibi düzenli, tekdüze ve biraz da ruhsuz geçmişti. Çocukluğundaki rengarenk suluboya fırçaları, tualin kokusu ve çizdiği hayaller, şimdi eski bir sandığın dibinde unutulmuş tozlu anılardı sadece. Otuz beş yaşındaydı ve sabah altıda

Gecikmiş Fısıltılar Read More »

Taşın Altındaki Sır

Ahmet Bey’in mezar taşı, gri mermerin soğuk ağırlığına rağmen, Elif’in zihninde hep bir sıcaklık yayardı. Babası, koca bir çınar gibiydi; kökleri derinde, dalları sağlam, gölgesi huzur veren. Vefatının üzerinden iki yıl geçmesine rağmen, Elif her perşembe, tıpkı annesi Ayşe gibi, onun kabrini ziyaret etmeyi aksatmazdı. Oraya geldiğinde, babasının sesi kulaklarında çınlar, bilgece öğütleri zihnine dolardı.

Taşın Altındaki Sır Read More »

Kırık Camlar Köşkü

Evlilikleri, üzerinde dikkatle ütülenmiş bir gömlek gibiydi; kusursuz duruyor, ama tenine değdiğinde hafifçe kaşındırıyordu Elif’i. Murat’la evliliklerinin onuncu yılındaydılar. Dışarıdan bakıldığında her şey yolundaydı: İstanbul’un gözde semtlerinden birinde modern bir ev, başarılı bir mimar olan Murat’ın yükselen kariyeri, cıvıl cıvıl yedi yaşındaki kızları Defne. Ancak Elif, son birkaç yıldır kalbindeki o sessiz boşluğu dolduramıyordu. Murat

Kırık Camlar Köşkü Read More »

Gölgedeki Hakikat

Ayşe, sabah kahvesini yudumlarken güneşin Kadıköy’deki balkonuna vuran ilk ışıklarını izliyordu. On sekiz yıldır aynı rutini, aynı kahveyi, aynı iç sıkıntısını yaşıyordu. Karşısındaki koltukta oturan oğlu Can’ın üniversite tercih listesine dalmış, ara sıra başını kaldırıp ona gururla gülümsüyordu. Can, annesinin bu yoğun bakışlarından hafifçe sıkılsa da sesini çıkarmıyordu. Annesi onu her zaman böyle izlerdi; sanki

Gölgedeki Hakikat Read More »

Saklı Gölge

Mert, o sabah avukatın telefonunu aldığında, hayatının altüst olacağını elbette bilemezdi. Genellikle sadece önemli iş sözleşmeleri veya nadir miras konuları için aranan o resmi ses, bu kez Rahmi Bey’in “şahsi meselesi”nden bahsediyordu. Babası Rahmi Akın, iki yıl önce ani bir kalp kriziyle vefat etmişti. Ardında sadece büyük bir iş imparatorluğu değil, aynı zamanda tertemiz, lekesiz

Saklı Gölge Read More »

Scroll to Top