Hikayeler

Taş Bebek

Ayşe, Derya Pastanesi’nin camekânına yeni dizdiği fıstıklı baklavaların parlaklığına dalmışken, dışarıdan gelen bir uğultuyla irkildi. Güneşin ilk ışıkları dükkânın loş havasını aydınlatırken, kapı zilinin melodik sesi sabahın erken saatlerindeki huzuru bozdu. Kapıda, elinde bir gazete tomarıyla mahallenin genç bakkalı Can vardı. “Ayşe Abla, duydun mu?” dedi nefes nefese, “Cem Abi dönmüş! Dün akşam görmüşler Çamlıbel’de,

Taş Bebek Read More »

Kirpik Uçlarında Saklı Bir Umut

Aysel’in elleri, çatlaklarla dolu, buruşmuş ama yine de yorulmak bilmezdi. Soğuk kış günlerinde bile, mahalle fırınının az ötesindeki dükkanda yanan kömür sobasının ılık ateşi bile sızılarını dindirmeye yetmezdi. Önündeki derme çatma masada, bir kenarda bekleyen çaydanlığın ince buharı yükselirken, tığının ucunda şekil bulan her ilmek, sadece bir oyalı yazma değil, aynı zamanda gizli bir umudun,

Kirpik Uçlarında Saklı Bir Umut Read More »

Gözyaşımla Islanan Toprak

Elif, mezar taşındaki isme dokundu. Cem. Üç harf, tüm bir hayatı özetleyen, artık sadece soğuk mermerde var olan bir yankı. Üç ay geçmişti Cem’i kaybedeli. Üç ay, sanki bir asır, sanki dün. Yanı başında dikilen Murat, sessizliğini bozmadan Elif’in omuzunda hissettiği ağır eliydi. Cem’in en yakın arkadaşıydı Murat, çocukluklarından beri ayrılmaz ikiliydiler. Şimdi Elif’in en

Gözyaşımla Islanan Toprak Read More »

Taşların Arasındaki Fısıltı

Can, o sabah yatağından kalktığında güneş, pencerelerinden süzülerek yatak odalarını altın rengine boyuyordu. Elif, yan tarafında mışıl mışıl uyuyor, saçları yastığına dağılmış, huzurlu bir tablo çiziyordu. Altı yaşındaki Zeynep’in odasından gelen hafif mırıltılar, çizgi film sesleri, bu kusursuz aile tablosunun tamamlayıcısıydı. Can’ın hayatı, dışarıdan bakıldığında dört dörtlük bir mimari şaheseri gibiydi: kariyerinde zirveye çıkmış, eşi

Taşların Arasındaki Fısıltı Read More »

Taşınabilir Miras

Zeynep’in avuçları, ekrandaki maili açtığı an titremeye başlamıştı. Başlıkta “Artemis Sanat Vakfı” yazıyordu ve hemen altında cesur harflerle “Staj Kabulü” ibaresi belirmişti. Soluk soluğa okudu satırları; staj programına seçildiğini, bir buçuk ay sonra başlaması gerektiğini ve özellikle ‘üstün yeteneği’ vurgulanarak bir bursla destekleneceğini. O an, küçük, boğucu apartman dairesi, mutfaktan gelen tencere sesleri, babasının o

Taşınabilir Miras Read More »

Yitirilen Yılların Esintisi

Emine’nin ruhunda yirmi sekiz yıldır dinmeyen bir rüzgar eserdi. Saçlarını savurur, yüzüne vurur, ama asla dindirmezdi içindeki o tarifsiz sızıyı. O rüzgar, baharın ilk günü toprakla buluşturduğu kızının ahıydı. Hayır, ahı değil, yokluğuydu. Köyün çorak toprağına, üzerine minicik bir taşı iliştirdiği o avuç büyüklüğündeki mezara her gittiğinde, kollarının bomboş kaldığını, sütünün boşa aktığını hissederdi. Yirmi

Yitirilen Yılların Esintisi Read More »

Kitap Ağacının Gölgesi

Elif, abisi Demir’in gözlerinin içine baktığında, her seferinde bir deniz fenerinin güven veren ışığını görürdü. O ışık, fırtınalı bir gecede kaybolmuş bir gemiye yol gösteren tek umut gibiydi, özellikle de babaları vefat ettiğinden beri. Demir, ondan yedi yaş büyüktü; anneleri de babalarından birkaç yıl sonra vefat ettiğinde, Elif’in dünyası tepetaklak olmuştu. Ama Demir, bir kaya

Kitap Ağacının Gölgesi Read More »

Kırık Camların Ardındaki Gökyüzü

Elif, evin en yüksek basamağına, eskimiş sandalyenin üzerine çıkıp pencereden dışarı baktığında, karşısındaki harabeyi değil, gökyüzünü görüyordu. Oysa annesi Ayşe, o camdan her baktığında, bir yığın harabenin ortasına sıkışmış, yıpranmış evlerini, babası Mehmet’in tamir etmeye çalıştığı kırık dökük panjurları, kurumuş çiçeklerle dolu balkonu ve hiç bitmeyen yoksulluğu görüyordu. Elif’in gözleri ise bambaşkaydı; onlar her zaman

Kırık Camların Ardındaki Gökyüzü Read More »

Girdap

Elif’in hayatı, Boğaz’ın pırıl pırıl sularına vuran güneş gibi kusursuz görünüyordu. Yüksek tavanlı, ferah dairesi, özenle seçilmiş sanat eserleriyle bezenmiş duvarları, her sabah özenle hazırladığı kahvaltı sofrası… Mert’le on beş yıllık evlilikleri, iş hayatlarındaki başarıları, her geçen gün annesine daha da benzeyen on dört yaşındaki kızları Defne, bu kusursuz tablonun en parlak renkleriydi. Her şey

Girdap Read More »

Taş Duvarlar ve Camdan Hayaller

İstanbul, her sabah boğaza serilen sisle uyanırken, Elif için güneşin doğuşu, her zamanki gibi, Kadıköy’ün ara sokaklarına sinen kömür kokusuyla karışıktı. 26 yaşındaydı. Cebinde iyi bir üniversitenin edebiyat diploması, yüreğinde ise ailesini bu çıkmaz sokaktan çıkarma arzusu vardı. Ancak o diploma, son aylarda sadece iş başvurularının reddedildiği bir kâğıt parçasından ibaretti. Annesi Ayşe’nin romatizma ağrıları,

Taş Duvarlar ve Camdan Hayaller Read More »

Scroll to Top