Hikayeler

Unutulmayan İz

Elif’in elleri, otogarın uğultusunda, küçücük bir elin boşluğunu hissettiğinde, dünya durmuştu. Kulağında bir uğultu, gözlerinde bir pus. İstanbul, hayatlarında ilk kez geldikleri bu koca şehir, bir anda dev bir canavara dönüşmüş, dört yaşındaki oğulları Cem’i yutmuştu. Metin’in sesi uzaktan, boğuk geliyordu: “Cem! Cem nerede?!” Ama sesler, yüzler, telaşla koşan insanlar, hepsi anlamsız bir uğultuya karışıyordu.

Unutulmayan İz Read More »

Yüksek Duvarlar, Derin Uçurumlar

Elif, şehrin en gösterişli iş merkezlerinden birinin 42. katına çıkan asansörde, daracık etekliğinin rahatsız edici kumaşını ve ütü izi bile belli olan gömleğini kontrol etti. Kalbi, asansörün yukarıya doğru tırmanışıyla birlikte hızlanıyor, sanki her kat, onun nefes alışını biraz daha zorlaştırıyordu. Demir Mimarlık’ın lobisi, içeri adım attığı an, tüm yoksul çocukluk anılarının üzerine serpilmiş ışıltılı

Yüksek Duvarlar, Derin Uçurumlar Read More »

Gölgenin Ardındaki Adam

Elif, yıllardır kurduğu, ilmek ilmek ördüğü hayatına şöyle bir bakınca, kalbinde tatlı bir huzur yayılırdı. Kadıköy’ün ara sokaklarından birinde, küçük ama zevkli butiği, her sabah günün ilk ışıklarıyla birlikte tazelenen umutlara açılırdı. Akşamları ise, deniz kokan evlerine döner, eşi Deniz’in sıcak gülümsemesi ve küçük kızı Defne’nin şen kahkahalarıyla karşılanırdı. Her şey yerli yerindeydi; aşk, iş,

Gölgenin Ardındaki Adam Read More »

Bir Yaz Evi ve Yarım Kalan Düşler

Can, hayatı boyunca taş üstüne taş koyarak, ilmek ilmek ördüğü hayallerinin doruğundaydı. Otuzlu yaşlarının sonlarında, İstanbul’un kalabalığından bir nebze olsun kaçabileceği, eşi Elif ve iki çocuğuyla huzur bulacağı o yazlık evi nihayet alabilecekti. Ege’nin serin rüzgarları, zeytin ağaçlarının gölgesi ve denizin o eşsiz kokusu… Bütün bunlar, yılların uykusuz gecelerinin, fedakarca yaptığı mesailerin ve kısılan harcamaların

Bir Yaz Evi ve Yarım Kalan Düşler Read More »

Taş Duvarlar Arasındaki Çatlak

Mutfak penceresinden sızan sabah güneşi, Aylin’in yüzündeki gülümsemeyi aydınlatıyordu; bu, yıllarca süren bir hayalin son adımıydı. Elinde sıcacık bir fincan bitki çayıyla, Levent’in gazete okurken çıkardığı o alışıldık hışırtıya kulak kabarttı. Onlar, otuzlu yaşlarının başında evlenmiş, kırklı yaşlarının sonlarına gelmiş, hayatın inişlerini ve çıkışlarını omuz omuza aşmış iki insandı. Birbirlerine olan derin sevgileri ve sarsılmaz

Taş Duvarlar Arasındaki Çatlak Read More »

Mürekkep Lekesi

“Mürekkep ve Kahve,” Emre’nin gözünde sadece bir dükkan değildi; çocukluğunun rüyası, Burak ile paylaştığı her kahkahası, her gizli fısıltısı, her gelecek hayaliydi. Açılış gününde, kadife tül perdelerin arasından süzülen İstanbul güneşinin ahşap rafları aydınlattığı o an, Emre için hayatının en parlak günüydü. Yanında, hayatının yarısını geçirdiği kadim dostu Burak, kravatını düzeltiyor, gülümsemesiyle tüm gerginliği dağıtıyordu.

Mürekkep Lekesi Read More »

Geçmişin Kiri

Emre’nin dairesi, biriktirdiği dosyalardan ve bitmemiş hikayelerden ibaret bir labirente dönmüştü. Soğuk kahvesini yudumlarken masasının üzerindeki gazete küpürlerine göz gezdirdi. Otuz yıl öncesine ait solgun sararmış sayfalar, “Güneş Dokuma İflas Etti: Yüzlerce İşçi İşsiz Kaldı” başlığını taşıyordu. Bu, uzun süredir kafasını kurcalayan, yerel bir efsane gibi anlatılan ancak kimsenin tam olarak çözemediği bir sırdı: O

Geçmişin Kiri Read More »

Yarım Kalan Hikaye

Can, hayatı boyunca bir eksik parçanın peşinde koştuğunu hissetmişti; kimseye anlatamadığı, adını koyamadığı, sessiz bir melankoli. Otuzlarının ortasında, işinde başarılı sayılsa da, içindeki bu boşluk bir türlü dolmuyordu. Ne dost meclislerinde, ne de sevgili kollarında. Sanki bir tiyatro oyununda kendi rolünü ezberden okuyan, ama ruhunu sahneye bırakamayan bir oyuncu gibiydi. Bu his en çok ailesiyle

Yarım Kalan Hikaye Read More »

Şehrin İki Yakası Arasında

Elif, her sabah uyandığında İstanbul’un siluetini değil, penceresinden görünen paslı çatıları, dar sokakları ve birbirine girmiş binaları görürdü. Bir mimarlık öğrencisi için bu manzara hem bir ilham kaynağı hem de aşılması gereken bir engeldi. Hayalleri şehrin diğer yakasında, yüksek tavanlı, geniş pencereli, modern yapıların arasında dolanırken, kendisi bu sokaklarda bir eliyle defterini, diğer eliyle dolmuş

Şehrin İki Yakası Arasında Read More »

Geciken Hasat

Emre, pırıl pırıl Boğaz manzarasına her baktığında, bu kusursuz resmin içindeki tek bulanık noktanın kendi vicdanı olduğunu hissederdi. Başarı sarhoşluğuyla inşa ettiği bu devasa imparatorluk, onu en tepeye çıkarmıştı belki ama, o zirveye çıkan merdivenin basamaklarından biri, on sekiz yıl önce geride bıraktığı bir enkazın üzerinden yükseliyordu. Her şey yolundaydı; genç, güzel karısı Zeynep, pırıl

Geciken Hasat Read More »

Scroll to Top