Hikayeler

Yirmi Yılın Yankısı

Yirmi yıl. Göz kapakları bir anlığına titredi, takvimdeki bu kuru kelimeye inat, acısı sanki dünmüş gibi taptazeydi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin koridorlarında yankılanan ayak sesleri, Elif Profesör’ün zihnindeki o günün gürültüsünü bastırmaya yetmiyordu. Adana’daki o kalabalık pazar yeri… Bayram telaşı, rengârenk kumaşlar, simitçinin tiz sesi… Ve avucundaki minicik elin birden boşalması. Defne. O biricik kızı.

Yirmi Yılın Yankısı Read More »

Gecenin Mimarı

Elif’in elleri, cilalı ahşap masaların üzerinde kusursuz bir ritimle dans ediyordu; parmak uçları, göz ardı edilen bir dünyanın tozunu silerken, zihni bambaşka bir dünyanın mimarisini çiziyordu. Saat gecenin bir buçuğuydu. “Efsane Mimarlık” ofisinin koridorları, günün gürültüsünden arınmış, sadece onun adımlarının ve temizlik malzemelerinin hışırtılarının yankılandığı geniş bir boşluğa dönüşmüştü. Bu, Elif’in haftalık dört gece süren

Gecenin Mimarı Read More »

Yarım Kalan Bir Şarkı

Elif, pencerenin pervazına dirseğini dayamış, gri şehrin puslu silüetini izliyordu. Akşamüstüydü ve hava, henüz karar vermemiş bir ruh hali gibiydi; ne tamamen kararmış ne de gün ışığını yitirmişti. Elinde soğumuş bir çay fincanı duruyordu, dudaklarına götürüp götürmemek arasında gidip gelen tereddüdü, hayatının her köşesine sızmış bir hal gibiydi. Otuz yedi yaşındaydı ve hayatının, bir zamanlar

Yarım Kalan Bir Şarkı Read More »

Sessiz Fırça Darbeleri

Ayşe, avuç içlerine sinmiş tarçın ve gülsuyu kokusuyla gülümsedi. Şekerpare Tatlıları dükkanı, haftanın her günü olduğu gibi bu Salı sabahı da mis gibi kokuyordu. Pencereden sızan güneş ışıkları, tezgâhtaki şerbetli tatlıların üzerindeki parıldayan fıstıkları aydınlatırken, Ayşe’nin yorgun ama dingin yüzüne vuruyordu. Elli beş yaşındaydı. Saçlarına düşen aklar, alnındaki çizgiler, hayatın ona çizdiği yolları fısıldar gibiydi.

Sessiz Fırça Darbeleri Read More »

Geçmişin Gölgesi

Elif’in parmakları, atlas kumaşın üzerinde akıp giden iplikleri adeta dans ettiriyordu. Atölyesinin penceresinden süzülen akşam güneşi, toz bulutlarını ve masanın üzerindeki renkli kumaş parçalarını altın rengine boyarken, zihninde yarattığı desenin her kıvrımında derin bir anlam arıyordu. Sanatını seviyordu; içindeki boşluğu doldurmasa da, en azından susturuyordu. Yirmi dokuz yaşındaydı, başarılı bir tekstil tasarımcısıydı ve hayatında bir

Geçmişin Gölgesi Read More »

Yarım Kalan Hikaye

Defne, aynadaki yorgun yüzüne baktı; kırışıklıklar yaşından çok, içine gömdüğü suskunlukların iziydi sanki. Otuz yedi yaşındaydı, ancak ruhu, cam bir fanusun içinde hapsolmuş kelebek gibi kanat çırpmaktan yorulmuştu. On yıldır Emre ile evliydi. Dışarıdan bakıldığında, onlarınki kusursuz bir hayattı: şehrin kalabalığından uzak, yeşillikler içindeki şık bir villa, prestijli işler, düzenli hafta sonu kaçamakları… Ama içeride,

Yarım Kalan Hikaye Read More »

Gözyaşıyla Sulanmış Başarı

Ayşe, babasının çalışma odasına girmeyeli yıllar olmuştu. Murat Bey, vefat ettiğinde geride düzenli bir yaşam, saygın bir miras ve eşiyle kızı için sarsılmaz bir sevgi bırakmıştı. Ancak Ayşe, bu kusursuz tablonun ardında hep bir boşluk hissetmişti. Sanki babası, son nefesini vermeden önce söylemek istediği bir sırrı da beraberinde götürmüştü. Bugün, annesinin “Belki baban gençliğinden kalma

Gözyaşıyla Sulanmış Başarı Read More »

Dokunuşun İzleri

Elif’in elleri, iğne ipliğin dans ettiği o küçük dünyada, gecenin geç saatlerine kadar huzur bulurdu. Kadife bir kumaşın üzerindeki inci işlemeyi tamamlarken, dükkanın dışındaki caddeden geçen son arabanın sesi, sanki başka bir hayata ait bir şarkı gibi geliyordu kulağına. Tophane’deki, rutubet kokan o daracık dükkan, onun hem sığınağı hem de hapsiydi. Üniversiteyi bırakalı üç yıl

Dokunuşun İzleri Read More »

Toprak Kokulu İhanet

Açılış tabelasına “Toprak Hikayeleri” yazılırken Can, Zeynep’in gözlerinde parlayan ateşi görmüştü ama altındaki buz gibi korkuyu fark edememişti. İki elin yedi yıldır yoğurduğu, şekil verdiği, her zerresine umut ektiği o rüya, şimdi Kadıköy’ün dar, hareketli bir sokağında nefes almaya hazırdı. Can, boya kokulu elleriyle Zeynep’in omzuna dokundu. “Başardık, Zeytin,” dedi, sesi çatallanmıştı. Zeynep gülümsedi ama

Toprak Kokulu İhanet Read More »

Geçmişin Yankısı

Elif, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan bir şehir kadınıydı. Beyazperdenin aralığından süzülen soluk İstanbul güneşi, modern döşenmiş yatak odasının minimalist çizgilerini aydınlatırken, o her sabah aynı ritüeli gerçekleştirirdi: esneme, derin bir nefes ve pencereden Boğaz’ın uzak siluetine kısa bir bakış. Kırklı yaşlarının başındaydı, şehrin en saygın mimarlarından biri, başarılı bir kariyerin ve Bora gibi sevgi dolu,

Geçmişin Yankısı Read More »

Scroll to Top