Hikayeler

İkinci Nehir

Kenan’ın pahalı, boğaz manzaralı dairesinde yankılanan tek ses, gümüş kaplama tepsisindeki buzların şıngırtısıydı. Bir elinde viski kadehi, diğerinde günün son haberlerini gösteren tablet bilgisayarıyla, gecenin lacivert örtüsüne bürünmeye başlayan İstanbul’a bakıyordu. Kırklı yaşlarının ortasındaydı, griye çalan saçları şakaklarından nazikçe çekilmiş, duruşu yılların getirdiği özgüvenle sertleşmişti. Şehrin en parlak mimarlarından biriydi, adı prestijli projelerle anılıyordu. Ama

İkinci Nehir Read More »

Yitirilen Yılların Yankısı

Elif, sabah güneşinin vürgünlerinin sardığı mutfağında, Defne’nin kahvaltı masasına bıraktığı resme bakarken gülümsedi. Kelebekler, rengârenk çiçekler ve ortalarında el ele tutuşan bir aile figürü. Yedi yaşındaki Defne’nin çizdiği bu mutlu tablo, Elif’in yıllardır ilmek ilmek dokuduğu hayatının bir özeti gibiydi. Murat’la evliliği sağlam bir çınar gibi kök salmış, iç mimarlık kariyeri hızla yükselmiş, bu sıcak

Yitirilen Yılların Yankısı Read More »

Görünmez Duvar

Elif Akıncı’nın eli, soğuk demliğe değerken bile titrek bir umut barındırıyordu. Sabahın dördüydü. Beş dakika sonra ilk kurye siparişini teslim etmek için yola çıkacak, ardından kahveciye geçip sekize kadar çalışacak, sonra kütüphanede bitirmesi gereken kodlara gömülecekti. Yirmi beş yaşındaydı ve hayatı, her köşesi hesaplanmış, her anı bir sonrakine eklemlenmiş, sonu gelmeyen bir satranç partisiydi. Üniversiteyi

Görünmez Duvar Read More »

Yalanın Ağır Bedeli

Duvar saati gece yarısını çoktan geçmiş, Emre’nin gözleri ise masanın üzerindeki belgede donup kalmıştı. Beyaz kağıdın ortasındaki o imza… Kendi adı, kendi soyadı, ama kesinlikle kendi eliyle atılmamıştı. Parmakları, soğuk cam masanın üzerinde titreyerek gezindi. Beyninde yankılanan tek bir soru vardı: Nasıl? Kim? Ve cevap, adını fısıldamaya cesaret edemediği bir gölge gibi zihninin kuytularında dolanıyordu:

Yalanın Ağır Bedeli Read More »

Yalanlara Sarılı Hayat

Elif, pencereden dışarı süzülen akşam güneşinin, oturma odalarının tozlu perdelerinden süzülüp eski ahşap sehpanın üzerine düşen son ışıklarını izliyordu. On yıldır Can ile evliydi. On yıl… Göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş, ama her geçen yıl, içlerinde büyüyen o boşluk, o sessiz çığlık biraz daha derinleşmişti. Bir çocukları olmuyordu. Tüm denemelere, tüm doktor randevularına, tüm umutlu

Yalanlara Sarılı Hayat Read More »

Sırrın Gölgesi

Elif, aynadaki yorgun yüzüne baktığında, gözlerinin etrafındaki çizgilerin her zamankinden daha derin, dudaklarının her zamankinden daha sıkı olduğunu fark etti. Bugün, kızı Ayşe’nin nişanı vardı. Evleri şenlikli bir telaşla dolup taşıyordu; çiçek kokuları, tatlı sesler ve pırıl pırıl parlayan kristaller… Her şey kusursuzdu. Dışarıdan bakıldığında, Elif’in hayatı da kusursuzdu: sevgi dolu bir eş, pırlanta gibi

Sırrın Gölgesi Read More »

Geçmişten Gelen Fısıltı

Mutfak perdesi hafif bir rüzgarla dans ederken, Elif’in elindeki kahve fincanı, on yıl önce kırılıp yeniden yapıştırılmış bir vazonun çatlakları gibi titriyordu. Dışı pürüzsüz, içi paramparça. Pencereden, İstanbul’un yeni binalarla bezenmiş silüetine bakarken, içindeki huzursuzluğun adını koymaya çalıştı. Her şey yolundaydı; başarılı bir mimarlık kariyeri, sevgi dolu kocası Can, güneş gibi parlayan kızı Deniz. On

Geçmişten Gelen Fısıltı Read More »

Geçmişin Ağır Gölgesi

Duvarlar örmüştü etrafına, görünmez ama aşılamaz. Yirmi yıldır ilmek ilmek dokuduğu, her tuğlasını özenle seçtiği bir kale. Elif Akın, kırklı yaşlarının başında, İstanbul’un gözde mimarlarından, sevgi dolu bir eş, kusursuz bir hayatın mimarıydı. Ta ki o mektup gelene dek. Beşinci evlilik yıl dönümleriydi Demir’le. Boğaz’a nazır, kendi tasarladıkları zarif dairelerinde, şöminenin başında kadeh tokuşturuyorlardı. Demir’in

Geçmişin Ağır Gölgesi Read More »

Kırık Bir Gölgenin Peşinde

Ayşe, Murat’ın gözlerine baktığında, dünyanın tüm karmaşasının eridiğine inanırdı. Onun güçlü ellerinde, güvenli kollarında, hayatın tüm fırtınalarına karşı sığınabilecek bir liman bulduğuna emindi. On yedi yıllık evlilikleri, herkesin imrenerek baktığı, temelleri sarsılmaz bir kale gibiydi. Murat, karısına adanmış, işinde başarılı, çevresi tarafından sevilen, dürüst bir adamdı. Ya da Ayşe öyle biliyordu. Son zamanlarda, Murat’ın gözlerinde

Kırık Bir Gölgenin Peşinde Read More »

Vicdanın Gölgesi

Ayhan’ın hayatı, yıllardır tıkır tıkır işleyen, kusursuz bir saat mekanizması gibiydi; ta ki o ismin Defne’nin dudaklarından döküldüğü ana kadar. Boğaz manzaralı dairesinin geniş salonunda, akşam yemeği sonrası kahvelerini yudumlarken, başarılı bir iş insanının, sevgi dolu bir eşin ve şefkatli bir babanın huzurunu yaşıyordu. Elif, eşi, zarif el hareketleriyle günlük haberleri yorumlarken, Defne, on yedi

Vicdanın Gölgesi Read More »

Scroll to Top