İkinci Nehir
Kenan’ın pahalı, boğaz manzaralı dairesinde yankılanan tek ses, gümüş kaplama tepsisindeki buzların şıngırtısıydı. Bir elinde viski kadehi, diğerinde günün son haberlerini gösteren tablet bilgisayarıyla, gecenin lacivert örtüsüne bürünmeye başlayan İstanbul’a bakıyordu. Kırklı yaşlarının ortasındaydı, griye çalan saçları şakaklarından nazikçe çekilmiş, duruşu yılların getirdiği özgüvenle sertleşmişti. Şehrin en parlak mimarlarından biriydi, adı prestijli projelerle anılıyordu. Ama
