Hikayeler

Sessiz Bir Melodi

Elif’in hayatı, boğazına kadar uzanan bir nehir gibiydi; sakin görünse de derinlerinde sürekli bir akıntı, bitmek bilmeyen bir çaba vardı. Her sabah, soğuk metronun metal kokusuyla güne başlar, ayakları onu Taksim’deki eski, yüksek katlı bir binanın üçüncü katına taşırdı. Bir muhasebe bürosunda altı yıldır aynı masada, aynı defterlerle boğuşuyordu. Otuz sekiz yaşındaydı ve hayatının en

Sessiz Bir Melodi Read More »

Nar Ağacı’nın Acı Meyvesi

Elif, “Nar Ağacı”nın o sıcak, ahşap barında oturmuş, loş ışığın altında parlayan bakır cezvelere ve duvardaki eski İstanbul fotoğraflarına bakarken, içinden tarifsiz bir huzur geçiyordu. Burası, onun kanıyla, teriyle ve tüm hayalleriyle yoğurduğu, hayatının meyvesiydi. Geniş camlardan süzülen akşamüstü güneşi, masaları hafifçe aydınlatıyor, içeriyi dolduran kahve kokusu ve kısık sesli caz müziği, Elif’in ruhunu okşuyordu.

Nar Ağacı’nın Acı Meyvesi Read More »

Geciken Hesaplaşma

Zeynep, aynadaki yorgun ama kararlı kadına baktı. Kırklı yaşlarının sonundaydı, saçlarındaki ince beyaz telleri her sabah ustaca kapatıyor, gözlerinin etrafındaki çizgileri pahalı kremlerle hafifletiyordu. İstanbul’un en prestijli mimarlık firmalarından birinin CEO’su olmak kolay değildi; her günün şafağı yeni bir mücadele, yeni bir beklenti getiriyordu. Yıllarca ilmek ilmek ördüğü bu hayat, dışarıdan bakıldığında kusursuzdu: Boğaz manzaralı

Geciken Hesaplaşma Read More »

Yitirilen Yuva

Elif, mutfak penceresinden sızan akşam güneşinin kadife perdelerden içeri dolan sıcaklığını severdi. Özellikle de Cem’in işten gelmesine yakın saatlerde, evlerinin o huzurlu sessizliğiyle birleşince, içini garip bir umut doldururdu. Gençlerdi, yeni evli sayılmazlardı ama hala o ilk günlerin tazeliğini taşıyorlardı. Hayalleri vardı; Boğaz’a nazır olmasa bile, kendi küçük bahçeleri olan, çocuk sesleriyle şenlenecek bir ev.

Yitirilen Yuva Read More »

Gecikmiş Bir Bahar Yağmuru

Elif, şehrin kalabalık bir galerisinde, modern bir soyut tablonun önünde duruyordu. Etrafındaki fısıltılar, şarap kadehinden gelen tıkırtılar, hatta hafif bir caz müziği bile beyninde uğuldayan boşluğu dolduramıyordu. Dışarıdan bakıldığında her şeye sahip, başarılı bir iş kadınıydı. Üzerindeki tasarım elbise, parmağındaki ince pırlanta yüzük ve zarif duruşu, yılların ona kazandırdığı mükemmel birer zırhtı. Oysa içinde, kurumuş

Gecikmiş Bir Bahar Yağmuru Read More »

Kırık Cam Aynalar

Elif, aynadaki yorgun yüzüne baktı. Otuz sekiz yaşındaydı ama gözlerinin feri, sanki daha yüz yıl yaşamış gibi sönüktü. Evlilikleri on beş yılı devirmişti Emre’yle. Uğultulu bir sessizlik, her yanını sarmış, nefes almasını bile zorlaştırıyordu. Emre iyi bir adamdı; çalışkan, dürüst, sadık. Ama iyi adam olmak, yetmiyor muydu bazen? Tutkunun pırıltıları, ne zaman silinmişti hayatlarından? Hatırlamıyordu

Kırık Cam Aynalar Read More »

Leyla’nın Gölgesi

Elif’in boğazına düğümlenen kelimeler, babasının demir gibi iradesine çarpmadan önce bile kırılıyordu. Oysa söylemek istediği ne kadar da basitti: “Ben Milano’ya gideceğim, baba. Sanat tarihi okuyacağım.” Ama bu cümle, Ömer Bey’in gözlerinde sanki kutsal bir yasayı çiğnemekle eşdeğer bir anlama geliyordu. “Bu ne saçmalık, Elif?” Babasının tok sesi, yemek masasının üzerindeki kristal şamdanı bile titretecek

Leyla’nın Gölgesi Read More »

Vicdanın İnşaat Kumu

Marmara Denizi’ne nazır yükselen son projesinin açılış kokteylinde, Emre, elinde şampanya kadehiyle etrafını saran kalabalığa sahte bir tebessümle gülümsüyordu. “Ufuk Kuleleri” adını verdiği bu gökdelen, sadece mimari bir başarı değil, aynı zamanda Emre’nin inşaat sektöründeki sarsılmaz gücünün de bir nişanesiydi. Başarı, onun her zerresine işlemiş, parmağındaki pırlanta yüzükten, karısı Zeynep’in zarif gece elbisesine kadar her

Vicdanın İnşaat Kumu Read More »

Yirmi Yıllık Bir Yalanın Gölgesi

Sıradan bir Çarşamba sabahı, postacı getirdiği banka ekstresini Elif’in eline tutuşturduğunda, yirmi yıllık evliliğinin üzerine titizlikle inşa ettiği her şeyin an be an nasıl paramparça olacağını henüz bilmiyordu. Mutfak masasına oturdu, çayından bir yudum aldı ve faturaları ayırırken ekstreyi kenara koydu. Gözü, ödeme listesindeki “düzenli eft” kalemine takıldı. Her ay aynı tarih, her ay aynı

Yirmi Yıllık Bir Yalanın Gölgesi Read More »

Kırık Camlar ve Yarım Kalmış Bir Ev

Elif, hayatının her köşesini özenle, ilmek ilmek işlediği o beyaz perdenin bir gün yırtılacağını aklının ucundan bile geçirmezdi. Hakan’la yedi yıllık evlilikleri, dışarıdan bakan herkes için adeta bir aşk masalıydı. Birbirine kenetlenmiş iki ruh, sırtlarını birbirlerine dayamış, gelecek hayalleri kurmuşlardı. Elif, Hakan’ın her sabah işe gitmeden önce boynuna bıraktığı buseyle uyanır, penceresinden uzanıp el salladığı

Kırık Camlar ve Yarım Kalmış Bir Ev Read More »

Scroll to Top