Hikayeler

Yeniden Baba Olmak

Telefon sesi, Can’ın o günkü huzurunu paramparça etti. Ekrandaki “Elif” yazısını görünce, yıllardır beyninin ücra bir köşesine hapsettiği tüm pişmanlıklar bir anda yüzeye vurdu. Elif, eski eşiydi ve onu en son duyduğunda, ortak kızları Defne’nin üniversiteyi bitirdiğini söylemiş, o günden sonra bir daha da aramamıştı. Bu arama, iyi bir haberin habercisi olamazdı. Can, masasının başından

Yeniden Baba Olmak Read More »

Aylin’in İzi

Yirmibeş yıl sonra, Elif’in ruhu aynı hüzün, aynı yakıcı özlemle doluydu. Karşısındaki park bankında oturan genç kadına baktığında, zamanın bir illüzyon olduğunu hissetti. O an, geçmişle şimdi arasında hiçbir fark yoktu; aynı bıçak yarası göğsünde duruyor, aynı isyan boğazını yakıyordu. Genç kadının saçlarını savuran rüzgar, sanki yirmi beş yıl önceki fısıltıları getirmişti kulağına. O fısıltılar

Aylin’in İzi Read More »

Vasiyetin Gölgesi

Yoğun bakım odasının boğucu sessizliğini, makinenin düzenli bip sesleri yırtıyordu. Elif, babası İsmail Bey’in solgun elini tutuyordu. Bir zamanlar şehri avcunun içinde tutan, demir yumruklu iş adamı, şimdi yatağında ufacık kalmıştı. Akciğerleri artık mücadeleyi bırakmış, bedeni ise anılarına yenik düşmüştü. Elif, babasının gözlerinde yavaş yavaş sönen ışığı izlerken, kalbinde tarif edilemez bir acı ve boşluk

Vasiyetin Gölgesi Read More »

Gözlerini Arıyorum İstanbul

Zeynep’in nefesi, sanki içinden bir parça koparılmış da yerine soğuk bir boşluk bırakılmış gibiydi. Yıllar geçmişti ama her Nisan yağmurunda, her çocuk kahkahası duyduğunda, o günün sisli görüntüleri yeniden canlanıyordu zihninde. Kapalıçarşı’nın uğultusu, ter kokusu, daracık koridorlardan süzülen güneş ışığı ve sonra o an… Bir anlık dikkatsizlik. Gözlerini ayırdığı bir saniye. Ve kucağındaki iki yaşındaki

Gözlerini Arıyorum İstanbul Read More »

Kirpiklerin Arasındaki Renkler

Elif’in elleri, makinenin pedalına basmaktan yorgun düşmüş, ipekli bir şifonun kenarını titizlikle dikerken, zihni bambaşka bir tuvalin üzerindeydi. Parmak uçlarında hissettiği ipliğin narin dokusu, fırçasının ucunda canlandırdığı renklerin hayaliyle yarışıyordu. Otuz üç yaşındaydı Elif, yıllardır bu atölyenin loş ışığında, babasından miras kalan dikiş makinelerinin tıkırtısı arasında bir ömür tüketiyordu. Dışarıdan bakıldığında, mahallenin en becerikli terzisi,

Kirpiklerin Arasındaki Renkler Read More »

Gecenin Ardındaki Güneş

Elif, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan bir şehrin gölgesinde, penceresinden içeri sızan cılız aydınlıkla birlikte güne başlıyordu. Yatağının ucundaki komodinin üzerinde duran fotoğraf, uyku sersemliğini dağıtan bir hatırlatıcı gibiydi; genç bir kadın, henüz on sekizini bile doldurmamış, gözlerinde hayallerin pırıltısıyla dolu, kucağında bir hukuk kitabı… O günden bugüne yirmi yıl geçmişti. Hukuk fakültesine giden yolu, annesinin

Gecenin Ardındaki Güneş Read More »

Kitap Mola’da Kırık Sayfalar

Bora, elindeki eski ciltli kitaptan yükselen hafif, küf kokusunu içine çekip gülümsedi. Kitap Mola’nın ahşap rafları arasında, günün ilk ışıklarının loş pencerelerden süzülerek tozlu havayı aydınlattığı bu sabahlar, onun için bir ritüeldi. Burası sadece bir sahaf-kafe değildi; Bora’nın ve en yakın arkadaşı Deniz’in çocukluk hayallerinin, sayısız uykusuz gecenin ve birikmiş her kuruşun somutlaşmış haliydi. Deniz

Kitap Mola’da Kırık Sayfalar Read More »

Kırık Kâğıt Uçurtmalar

Deniz, o lacivert kanepede her oturuşunda, evlerinin kusursuz vitrinine bir çatlak gibi sızdığını hissederdi. Abisi Cem, mühendislik diplomasıyla çerçevelenmiş, tam da babası Murat’ın hayal ettiği gibi, sağlam bir kaya gibi duruyordu. Annesi Elif, zarif jestleri, her şeyi organize eden elleri ve o hiç eksik olmayan ışıltılı gülümsemesiyle, evin ruhu, hatta belki de perdesiydi. Perde, çünkü

Kırık Kâğıt Uçurtmalar Read More »

Taşınabilir Bir Pişmanlık

İstanbul Boğazı’na nazır, cam ve çelikten oluşan o görkemli gökdelenin 35. katında, Emre Saygın adının yazılı olduğu mermer levhanın altındaki masa, her gece binlerce liralık mimarlık projelerine ev sahipliği yapıyordu. Şehrin en prestijli mimarlık ofislerinden birinin ortağı, sektörün parlayan yıldızıydı Emre. Ancak bu göz kamaştırıcı başarının ardında, zenginlik ve saygınlığın örtemediği çürük bir koku, yıllardır

Taşınabilir Bir Pişmanlık Read More »

Hayatın Bedeli

Elif, hayatının en önemli adımlarından birini atarken, eski püskü otobüsün penceresinden hızla geçen tanıdık semtleri, çürük kokulu ara sokakları ve güneş görmeyen dar kaldırımları adeta bir vedalaşma sahnesi gibi izliyordu. İstanbul’un bu kalabalık, yoksul yüzü, onun çocukluğuydu; babasının alın teriyle işlettiği küçük bakkalı, annesinin her akşam kurduğu mütevazı sofrası, kışları ısıtılamayan odalar… Ama artık bunların

Hayatın Bedeli Read More »

Scroll to Top