Hikayeler

Geç Kalan Bir Sabah

Demir’in telefonu çaldığında, henüz İstanbul’un yoğun trafiği başlamamıştı, şehir hafif bir gri tülün altından uyanıyordu. Ekranda “Bilinmeyen Numara” yazısını görünce kaşlarını çattı. Bu saatte arayan iş arkadaşı olamazdı, kişisel bir meselesi de yoktu kolay kolay. Genellikle asistanı Sibel, tüm kişisel olmayan iletişimini düzenlerdi. “Buyurun?” dedi otoriter sesiyle, uykusuzluğun hafif hırıltısını gizleyerek. Karşı taraftan gelen ses,

Geç Kalan Bir Sabah Read More »

Geciken Fısıltılar

Gözlerini kapa, bir an için her şeyi unut ve yeniden nefes al, Elif, fısıldıyordu iç sesi, ama neye yarar ki, Demir’in adını gördüğü o an, unutmaya çalıştığı her şey bir tsunamiden daha yıkıcı bir kuvvetle geri dönmüştü. Telefonun ekranında parlayan “Demir” ismi, yedi yıllık sessizliği delip geçen bir şimşek gibiydi. Elif’in elindeki eski, işlemeli fincan

Geciken Fısıltılar Read More »

Gölköy’ün Gölgesi

İstanbul’un boğaz manzaralı, cam duvarlarla çevrili ofisinde, Selim Bey her zamanki gibi düşünceliydi. Önünde uzanan şehrin ışıltısı, ardında bıraktığı gölgenin karanlığını bastıramıyordu. Elli iki yaşındaydı, iş dünyasında bir dev sayılıyordu. İnşaat sektöründe kurduğu imparatorluk, küçük bir Anadolu kasabasından çıkıp gelen Selim için baş döndürücü bir başarı hikayesiydi. Ama o hikayenin sayfaları arasında, kimselere anlatmadığı, her

Gölköy’ün Gölgesi Read More »

Yarım Kalan Hikaye

Elif’in parmakları titreyerek ekranı kaydırdı. Gözlerini kısarak, o profil fotoğrafındaki gence baktı. Yirmili yaşlarının sonlarında, yakışıklı, kararlı bir ifade. Ama Elif’i asıl çarpan, o gözlerdeki tanıdık ışıltıydı; kendi gençliğinden, ayna karşısında defalarca gördüğü, unutmaya çalıştığı o bakış. Profil adı: Mert Arslan. Mesaj kutusunda okumadığı bir bildirim duruyordu: “Merhaba, rahatsız ettiğim için özür dilerim. Sizinle konuşmak

Yarım Kalan Hikaye Read More »

Taşın Altındaki Sır

Can, taşradaki eski evin daracık, güneş görmeyen koridorunda durmuş, tozla kaplı aynadaki kendi siluetine bakıyordu. Yılların yorgunluğunu taşıyan bu ayna, sanki sadece yansıttığı yüzü değil, ruhunu da sömürüyordu. Çocukluğundan beri bu evde, annesi Fatma Ana ve ablası Ayşe ile paylaştığı her an, her neşe, her hüzün, sanki bu aynanın çatlaklarında gizliydi. Ama bu kez, aynanın

Taşın Altındaki Sır Read More »

Saklı Bir Melodi

Zeynep’in hayatı, duvarları özenle örülmüş, pencereleri daima belirli bir açıdan güneşi alan bir ev gibiydi. Dışarıdan bakıldığında kusursuz, hatta imrenilesi; ama içeride, her eşyanın yeri belli, her günün akışı önceden yazılmış, beklenmedik rüzgarların uğramadığı, sessiz bir dinginlik hüküm sürüyordu. Kırkına merdiven dayamış, ilkokul öğretmenliği gibi kutsal bir mesleği icra eden Zeynep için bu rutin, hem

Saklı Bir Melodi Read More »

Gölgedeki Miras

Ayşe, annesi Zeynep’in vefatından sonra geride kalan evi toplamaya çalışıyordu. Her bir eşya, duvarlara sinmiş her anı, onun için geçmişe açılan bir kapıydı. Dışarıdan bakıldığında dört dörtlük bir hayat sürmüştü Ayşe. Kırk iki yaşındaydı, biricik kızı Elif on altısına basmış, kocası Murat ise her zaman yanında sağlam bir kaya gibi durmuştu. Ama annesinin eşyalarını tasnif

Gölgedeki Miras Read More »

Paslı Kardeşlik

O kâğıt parçasını elime aldığımda, yirmi yıllık kardeşlik bağımızın mürekkebiyle değil, ihanetin pasıyla yazıldığını anladım. Üzerindeki soğuk mühür, bankanın amblemi ve o korkunç ibare: “İcra Takibi Başlatılmıştır.” Nefesim kesildi, kalp atışlarım kulaklarımda uğuldadı. Bu bir rüya olmalıydı, bir yanlışlık. Ama avucumdaki kâğıdın gerçekliği, midemde donmuş bir yumruk gibi oturuyordu. “Kerem, ne oldu?” Elif’in sesi uzaktan,

Paslı Kardeşlik Read More »

Kırık Köprüler, Yeniden

Deniz’den gelen o kısacık telefon, Elif’in yıllardır üzerine titizlikle inşa ettiği duvarları bir anda tuzla buz etmişti. “Babam iyi değil, anne. Lütfen gel.” Titrek bir fısıltıydı, ama Elif’in kulağında bir çığlık gibi yankılanmıştı. Yirmi yıl… Tam yirmi yıl sonra, Elif o sese, kendi kanından canından bir parçaya böylesine muhtaç olacağını hiç düşünmemişti. Bavulunu hazırlarken elleri

Kırık Köprüler, Yeniden Read More »

Sıcak Mola’da Buz Tutan Güven

Elif’in elleri, fırından yeni çıkmış sıcacık simit hamuruna uzanırken, yüzünde içten bir gülümseme belirirdi. Burası, her sabah günün ilk ışıklarıyla birlikte uyanan, kahve kokusuyla sarılı, “Sıcak Mola” adlı küçük kafeydi. Burası sadece bir iş yeri değil, Elif ile kocası Kerem’in ortak hayallerinin, uykusuz gecelerinin ve sarsılmaz inançlarının birleşimiydi. Elif, mutfağın yaratıcı ruhu, tariflerin sihirbazıydı. Kerem

Sıcak Mola’da Buz Tutan Güven Read More »

Scroll to Top