Hikayeler

Kırık Çizgilerin Mimarı

Elif’in hayatı, mimari bir çizim kadar kusursuz görünüyordu; her çizgi yerli yerinde, her ölçü eksiksiz, her detay özenle düşünülmüş. Mesleğinde titiz bir mimar, özel hayatında ise Can’la olan beş yıllık evliliğinde tam anlamıyla bir uyum yakalamıştı. Sabahları Can’ın hazırladığı kahve kokusuyla uyanmak, işten yorgun döndüğünde onun sıcacık gülümsemesiyle karşılaşmak, hafta sonları boğazda yürüyüşler yapıp hayallerini

Kırık Çizgilerin Mimarı Read More »

Kırık Ayna

Güneş, bahçe katı dairemizin geniş camlarından içeri süzülürken, mutfaktan gelen taze demlenmiş çay kokusuyla değil, karnımdaki ince sızıyla uyanıyordum bu sabahlar. Elif, kırkına merdiven dayamış, kariyerinde belirli bir noktaya gelmiş, ayakları yere sağlam basan bir avukattı. Ama bu ‘sağlamlık’, aylardır her sabah tekrarlanan tüp bebek tedavilerinin getirdiği kırılganlığı örtmeye yetmiyordu. Emre, yedi yıldır hayat arkadaşım,

Kırık Ayna Read More »

Saklı Miras

Ayşe’nin elleri, yılların ve yaşanmışlıkların incelikle işlediği birer harita gibiydi. Her bir çizgide, yıpranmış tırnak etinde, kireçlenmeye başlayan parmak ekleminde, iki evladını tırnaklarıyla kazıyarak getirdiği bir hayatın izleri vardı. O eller, sabahın köründe yoğurduğu hamuru şekillendirmiş, gecenin geç saatlerine kadar okunan kitapların sayfalarını çevirmiş, her kış örülen atkıların ilmeklerini atmış ve her şeyden önemlisi, kocasının

Saklı Miras Read More »

Geciken Şafak

Cem’in hayatı, dışarıdan bakıldığında kusursuz bir heykel gibiydi; her detayı özenle yontulmuş, parlak ve sağlam. İstanbul’un kalbinde, gökdelenler arasında yükselen modern plazalardan birinin en üst katında, kendi inşa ettiği başarılı bir holdingin CEO’su olarak oturuyordu. Pencerelerden Boğaz’ın pırıltılı manzarası, onun için her sabah yeni bir zaferi müjdeliyordu. Evinde, zarif karısı Ayşe ve iki pırıl pırıl

Geciken Şafak Read More »

Gurbet Kuşunun Gölgesi

Elif’in parmakları, yılların yorgunluğunu taşıyan yıpranmış bir fotoğrafın kenarında titriyordu; kararmış, soluk renkli bu karede, kucağında uyuyan üç günlük bir bebek vardı, gözleri kapalı, minicik elleri yumuk yumuk. Otuz yıl olmuştu. Otuz yıl, Elif’in ruhunda hiç kapanmayan bir yara, her nefeste hissedilen bir vicdan sızısıydı. Bugün, o yarayı sarmak için ilk adımı atıyordu. Köy otobüsü,

Gurbet Kuşunun Gölgesi Read More »

Eksik Parça

Elif, mutfak penceresinden sokağı seyrederken, aynadaki yansımasının üzerine çöken ince bir tül hissetti. Kırkına merdiven dayamış bir kadının, yaşamın alışkanlıklarıyla örülmüş, dingin ama bir o kadar da boş bakışlarıydı bunlar. Sabahın erken saatleriydi, kızı Ayşe henüz derin uykusundaydı ve kocası Cenk her zamanki gibi işe gitmek üzere hazırlanıyordu. Kahvaltı masası sessizdi, sadece çatal bıçak sesleri

Eksik Parça Read More »

Geciken Şafak

Deniz’in cep telefonunu her zamankinden farklı bir telaşla cebine attığı an, Elif’in içindeki o tarifsiz sızı, ilk defa somut bir şekil aldı. Genelde masada bırakırdı telefonunu, mesajlar gelince uyanık kalan ekranı umursamazdı bile. Ama bu akşam, yemekten sonra salonda otururlarken gelen bildirim sesiyle irkilmiş, hemen telefona uzanıp, Elif daha ne olduğunu anlamadan hızla cebine atmıştı.

Geciken Şafak Read More »

Sırrın Çatlakları

Zeynep, elindeki fincanı tezgaha bırakırken sıcak çamur kokusunu ciğerlerine çekti. On beş yıl sonra nihayet hayalini kurduğu seramik atölyesini açmıştı. Burası sadece bir iş yeri değil, aynı zamanda babasının ani vefatıyla buz tutmuş ruhunun yeniden yeşerdiği bir sığınaktı. Her fincan, her vazo, her heykelcik parmaklarının arasında şekillenirken, geçmişin acılarıyla ördüğü kabuk yavaşça çatlıyordu. Akşam olmuş,

Sırrın Çatlakları Read More »

Gölgenin Şarkısı

O sabah, Elif için, sıradan bir salıdan çok öteydi; hayatının tünelinde ansızın beliren o kırık ışık, gölgelerle dolu bir geçmişin kapısını aralayacaktı. Yıllarca titizlikle ördüğü, her bir taşı özenle yerleştirilmiş, mimarı olduğu bu düzenli hayat, annesinin ani rahatsızlığıyla sarsılmıştı. Ayşe Hanım, her zaman dimdik duran, otoriter ve ne istediğini bilen bir kadındı; kırk yıl düşünse

Gölgenin Şarkısı Read More »

Kırık Kökler

Can, çocukluğundan beri bir yabancı gibi hissederdi. Ne babası Cemil’in kalıplaşmış esnaf mantığına ne de annesi Elif’in sessiz, sabırlı kabullenişine tam olarak uyum sağlayabilmişti. Evleri sıcak ve düzenliydi, eksik bir şey yoktu; yine de Can’ın ruhunda hep bir boşluk, adlandıramadığı bir köksüzlük duygusu vardı. O, kelimelerin ve fotoğrafların dünyasına sığınan, içe dönük bir genç adamdı.

Kırık Kökler Read More »

Scroll to Top