Hikayeler

Yaban Mersini Kokulu Bir Vadi

Elif, yıllardır peşini bırakmayan o rüyanın aksine, çelik ve cam kulelerin gölgesinde değil, toprağın ve yeşilin kokusunu hissedeceği bir projeyi hayal ediyordu. Mimarlık ofisindeki masasında, metropolün gri silüetine inat, yeşil bir dokunuşla nefes alacak yeni bir şehir parkı projesinin dosyasını karıştırdı. “Pendik Yaşam Vadisi Kentsel Dönüşüm Projesi.” Kalabalık metropolün ortasında nefes alacak bir vadi yaratma

Yaban Mersini Kokulu Bir Vadi Read More »

Yirmi İki Yılın Gölgesi

Yirmi iki yıl. Yirmi iki yıl, bir kadının ruhuna saplanan paslı bir hançer gibiydi. Leyla, her nefes alışında o hançerin ucunu hissediyor, her güneş doğuşunda acının tazelendiğini biliyordu. Bodrum’un küçücük bir sahil kasabasındaki sade, beyaz badanalı evinin penceresinden Ege’nin lacivertine bakarken, gözlerinde dalgalanan tek renk hüzündü. Oğlu, Emir. Hayalini kurduğu, karnında taşıdığı, kokusunu içine çekemediği

Yirmi İki Yılın Gölgesi Read More »

Taş Duvarlar Arasındaki Fısıltılar

Ayşe, mutfak tezgahına bırakılmış, üzeri mühürlü kahverengi zarfı ilk gördüğünde kalbinin bir anlığına teklediğini hissetti. Üzerinde sadece annesinin adı yazılıydı, ama Ayşe biliyordu; evin tüm yükü gibi, bu zarfın da adresi aslında oydu. Annesinin son zamanlardaki zihinsel karmaşası, Alzheimer’ın ilk fısıltıları, her yeni sorumluluğu daha da ağırlaştırıyordu. Zarfı eline aldı, soğuk ve resmi dokunuşu içini

Taş Duvarlar Arasındaki Fısıltılar Read More »

Çalıntı Hayaller

Gölgenin uzadığı anlardı, sadece duvarlarda değil, ruhunun kuytu köşelerinde de. Elif, ellerini soğuk mermer tezgaha yaslamış, gün batımının kızıla boyadığı mutfağına boş gözlerle bakıyordu. Yirmi yıllık evliliği Mert’le, yirmi beş yıldır süren dostluğu Cemre’yle… Hayatının iki sağlam direğiydi onlar. O direklerin artık çürümeye yüz tutmuş olduğunu, hatta belki de hiç sağlam olamadıklarını ilk ne zaman

Çalıntı Hayaller Read More »

Gölgedeki Mimarı

Ayşe, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan bir İstanbul apartman dairesinde, mutfak masasının başında oturmuş, bayat ekmeğini çayına banıyordu. Otuz sekiz yaşındaydı ve hayatı, her sabah aynı saatte kalkan bir tren gibi, aynı raylar üzerinde monoton bir düzenle ilerliyordu. Eskişehir’de bir sigorta şirketinde müşteri temsilcisiydi. İşini seviyor muydu? Hayır. Katlanıyor muydu? Evet. Çünkü o, Ayşe’ydi; katlanmayı, sabretmeyi,

Gölgedeki Mimarı Read More »

Mirasın Gölgesi

Elif, avucunda sıktığı ultrason görüntüsüne bakarken dudaklarında acı tatlı bir tebessüm belirmişti. Tüp bebek tedavisinin son turuydu bu, üçüncü ve belki de son şansları. Kırklı yaşlarının başında, gençlik hayalleriyle bugünkü gerçekleri arasında sıkışmış hisseden her kadın gibi, o da kendi içindeki fırtınalarla boğuşuyordu. Can, hayatının en büyük desteği, yanı başındaydı her zaman. Onun sabırlı bakışları,

Mirasın Gölgesi Read More »

Ahşap Kuşun Sırrı

Elif, İstanbul’un bitmek bilmeyen kargaşasında, mimarlık fakültesinin ders notları arasında kaybolmuştu. Kiralık küçük öğrenci evinin penceresinden şehre bakarken, elindeki telefon titredi. Gelen mesajla birlikte her ayın on beşi gibi, hesabına “Eğitim Desteği” başlığıyla yatırılan üç bin lirayı gördü. Yüzünde minnettar bir gülümseme belirdi, kim olduğunu bilmediği o yardımsever eli hep merak ederdi. Bu burs, onun

Ahşap Kuşun Sırrı Read More »

Geçmişin Kırık Aynaları

Elif, kızı Defne’nin ilkokul yıl sonu gösterisinde, minik bedenlerin sahnedeki cıvıltısıyla doluyken bile içindeki o keskin sızıyı bastıramıyordu. Gözleri, kalabalık veli grubunun arasında huzursuzca dolaşıyor, sanki geçmişten fırlayıp gelmiş bir hayaletin kendisini bulacağını biliyormuş gibi bir beklentiyle titriyordu. Sonra, tam da en az beklediği anda, gösterinin bittiğini işaret eden alkışlar arasında, giriş kapısının pervazına yaslanmış

Geçmişin Kırık Aynaları Read More »

Kayıp Nağme

Ahmet Usta’nın elleri, ömrünü ahşaba vermiş bir demirci edasıyla değil, bir heykeltıraşın narinliğiyle dokunurdu cilalı ceviz masaların, eskimiş sandalyelerin ruhuna. Küçük atölyesi, Çukurcuma’nın arka sokaklarından birinde, tozlu ama huzurlu bir sığınaktı. Sabahın ilk ışıklarıyla kalkan talaş kokusu, onun için taze demlenmiş çaydan daha uyandırıcıydı. Yüzündeki derin çizgiler, sadece yaşanmışlığın değil, aynı zamanda yüreğinde taşıdığı sessiz

Kayıp Nağme Read More »

Mermer ve Çamur

Emre, boğaz manzaralı, şehrin en gösterişli iş kulesinin yirmi beşinci katındaki ofisinde, viski kadehini dudaklarına götürürken bile içindeki o boşlukla mücadele ediyordu. Dışarıdan bakıldığında her şeye sahipti: Milyon dolarlık projeler, uluslararası ödüller, sosyetenin parlayan yıldızı olarak tanınan güzel bir eş, Ayşe, ve her genç mimarın hayalini kurduğu o pırıltılı kariyer. Ama her gece, özellikle de

Mermer ve Çamur Read More »

Scroll to Top