Hikayeler

Geçmişin Kırık Kupası

İstanbul’un Balat sokakları, eski ile yeninin, tarihin tozlu sayfalarıyla modern zamanların çelik ve cam binalarının acımasız mücadelesine sahne olan bir coğrafyaydı. Bu mücadelenin tam ortasında, “Kahve Hane-i Kadim” adını taşıyan, küçücük, iki katlı, ahşap bir bina duruyordu. Dış cephesi zamanın ve şehrin yüzünde bıraktığı her kırışıklığı taşısa da, kapısından içeri giren herkesi saran tarçın, kakule

Geçmişin Kırık Kupası Read More »

Geçmişin Soluk İzi

Dr. Emre, neşterini titremeyen bir elin kesinliğiyle tutarken, kalabalık ameliyathane ekibinin nefesini tutmuş bakışlarını üzerinde hissetti. Her damla ter, her yorgunluk emaresi, çelik mavisi önlüğünün altında gizliydi. Kalbi durmuş bir hastanın göğsünde, ince bir iplik gibi atardamarları ustalıkla birleştiriyor, hayatın kırılgan ritmini yeniden kurmaya çalışıyordu. Monitörler düzenli bip sesleriyle yaşama dönüşün müjdesini verirken, Emre alnındaki

Geçmişin Soluk İzi Read More »

Yüksek Duvarlar

Cem, ellerindeki nasırları parmaklarıyla yoklarken, rüzgarın taşıdığı toz ve çimento kokusu ciğerlerine doluyordu. Kaskının altından ter damlaları şakağından süzülüyor, gözlerini yakıyordu. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan şantiyenin uğultusu, her gün olduğu gibi zihninin arka planındaki umutlu fısıltıları bastırmaya çalışıyordu. Oysa Cem’in zihninde canlananlar, bu beton yığınları değil, onların ardındaki incelikli detaylardı. Mimarlık fakültesini burslu kazanmış, gündüzleri

Yüksek Duvarlar Read More »

Geçmişin Kırık Aynaları

Kemal Bey’in 65. yaş günü yemeği, her zaman olduğu gibi, kalabalık ve yapmacık bir neşeyle doluydu. Boğaz’a nazır, eski bir yalıda oturan aile, sofradaki en pahalı mezelerden, en iyi şaraplara kadar hiçbir şeyi eksik etmemişti. Ama Kemal Bey, gümüş rengi sakalları ve yorgun gözleriyle, bu parıltılı kalabalığın içinde yalnızdı. Uzun zamandır taşıdığı ağır yük, omurgasını

Geçmişin Kırık Aynaları Read More »

Yitirilen Miras

Elif’in hayatı, pırıl pırıl cilalı bir piyano gibiydi; her tuşu yerli yerinde, her notası kusursuz bir armoniyle çalıyordu. Güzel bir evlilik, parmak ısırtan bir mimarlık kariyeri, pırıl pırıl bir kız çocuğu, Deniz… Gecenin bu geç saatinde, Deniz’in minik elleriyle çizdiği bir resmi buzdolabının kapağına asarken, Murat’ın arkadan sarılışıyla içini saran huzur, adeta bir kalkan gibi

Yitirilen Miras Read More »

Kırık Duvarlar

Murat, İstanbul’un Çengelköy sırtlarında, Boğaz’a nazır, geniş pencerelerinden grileşen şehri selamlayan modern dairesinde, bir pazar sabahının o aldatıcı sakinliğinde bile huzursuzdu. Eşi Zeynep, mutfaktan kahve kokusuyla karışık neşeli bir melodi mırıldanırken, yedi yaşındaki kızı Elif salonun ortasında duran oyuncak evini yeni bir mimari eser edasıyla düzenliyordu. Her şey, dışarıdan bakıldığında kusursuzdu. Başarılı bir mimarlık firmasının

Kırık Duvarlar Read More »

Gölgedeki Nefes

Elif, pencere pervazındaki sardunyaların kurumuş yapraklarını okşarken, parmak uçlarındaki acıyı değil, ruhundaki yirmi yıllık sızıyı hissediyordu. Sabahın ilk ışıkları, derme çatma evinin tek odasına süzülürken, Elif’in yüzündeki derin çizgileri daha da belirginleştiriyordu. Yirmi yıl… Dile kolay, bir ömür gibi. O sabah, bir çığ gibi üzerine yuvarlanan, hayatının en acı gününün üzerinden tam yirmi yıl geçmişti.

Gölgedeki Nefes Read More »

Kumdan Kale

Deniz Akyüz, kürsüye doğru ağır adımlarla yürürken alkışların sağır edici uğultusunu duyuyor, ama bir yanılsama gibi geliyordu her şey. Akyüz Mimarlık’ın son projesi, kentsel dönüşüm ödüllerinde büyük ödülü almıştı. Proje, tarihi dokuyu modern estetikle harmanlayan, çevreye duyarlı ve topluma faydalı bir başyapıt olarak nitelendiriliyordu. Mikrofonu ayarlarken gümüş yansımalı kupanın soğuk metalini parmak uçlarında hissetti. Tam

Kumdan Kale Read More »

Hilye’nin Gölgesi

Elif, mutfak penceresinden sokağı seyrederken, beş yaşındaki kızı Defne’nin kahkahalarıyla dolan salonun sıcaklığına gülümsedi. Can’ın, eşinin, onun hayatındaki kayalık olduğunu düşünürdü hep; sarsılmaz, güvenli, her fırtınada limanı. On üç yıllık evliliklerinde nice zorluklar atlatmışlardı. Can’ın ilk iş kurma denemesi battığında, Elif mimarlık ofisinde sabahlara kadar çalışmış, birikimlerini ortaya koymaktan çekinmemişti. Can da aynısını yapardı, biliyordu.

Hilye’nin Gölgesi Read More »

Sessiz Fırçalar, Kırık Kanvas

Elif’in elleri, on altı yaşından beri boya yerine deterjan kokuyordu, kanvas yerine ütü buharı görüyordu. Oysa bir zamanlar, parmak uçları renklerle dans eder, ruhu fırça darbelerinde nefes alırdı. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp, şehrin henüz uykulu sokaklarında, çamaşır ve ütü işlerini yaptığı evlere doğru yol alırken, cebindeki kurşun kalemle otobüs biletinin arkasına rastgele karalamalar yapardı. Bu

Sessiz Fırçalar, Kırık Kanvas Read More »

Scroll to Top