Hikayeler

Kırık Aynalar

Ayşe, sabahın erken saatlerinde yatağının kenarında, güneşin doğuşunu izliyordu. Turuncuya boyanmış gökyüzü, İstanbul’un siluetine romantik bir perde çekiyordu. Ama Ayşe’nin içinde romantizmden eser yoktu; sadece ağır, boğucu bir his vardı. Son birkaç aydır Murat, eşi, bu evdeki varlığıyla yokluğu birleşmiş gibiydi. Gündüzleri yoğun iş hayatının koşturmacası, geceleri ise yorgun bahanesiyle erkenden uykuya dalan bir gölgeye

Kırık Aynalar Read More »

Geciken Kucaklaşma

Yirmi bir yıl. Yirmi bir yıl her sabah aynı boşlukla uyanılır mıydı bir insan? Elif, Çukurcuma’daki “Eski Hikayeler” dükkanının penceresinden İstanbul’un gri gökyüzüne bakarken, bu sorunun cevabını yıllar önce bulmuştu: Evet, uyanılırdı. Hem de her sabah, göğsündeki o görünmez bıçak darbesi yeniden hissedilerek. Zaman, Kerem’i ondan alalı sanki dün gibiydi ama aynı zamanda bin yıl

Geciken Kucaklaşma Read More »

Gecenin Kıyısında Bir Çatlak

Elif, o gece, hayatının en anlamlı anlarından birini yaşadığını sanıyordu. Boğaz’ın serin rüzgarı yüzünü okşarken, Demir’in elini sıkıca tuttu. Parmağındaki pırlanta yüzük, ay ışığında, tüm birikmiş hayallerini yansıtır gibi parlıyordu. On beş yıllık evlilikleri, yıllardır ilmek ilmek ördükleri mobilya tasarım atölyeleri, kızı Defne’nin yurt dışı üniversite hayalleri… Hepsi bu parıltılı akşamda bir araya gelmişti. Elif

Gecenin Kıyısında Bir Çatlak Read More »

Paslı Anahtarın Sırrı

Umut, Elif’in mimarlık ofisinin camlarında, şehrin puslu silüetine inatla tutunmuş bir ışıltıydı; ta ki o eski, paslı anahtar cebinden kayıp da masanın üzerine düşene dek. Kalabalık ofisin uğultusu arasında, küçük metal parçasının ahşapla buluşma sesi, bir çekiç darbesi gibi yankılandı Elif’in zihninde. Yirmi yıl öncesinden fırlayıp gelmiş gibiydi. Kimselere fark ettirmeden, titrek bir el ile

Paslı Anahtarın Sırrı Read More »

Sırça Köşkün Çatlağı

O sabahki telefon, Elif’in hayatının sıradan akışını acımasızca böldü; karşıdaki ses, annesinin artık eskisi gibi olmadığını fısıldıyordu. “Elif Hanım, annenizin hali hiç iyi değil. Konuşmaları iyice karıştı, bazen bizi bile tanımıyor,” dedi komşuları Fikriye Teyze’nin telaşlı sesi. Elif, İstanbul’un boğucu trafiğinde, elindeki direksiyonun soğukluğunu bile hissedemeyecek kadar şaşkındı. Annesi Ayşe, hep dik duran, iradeli bir

Sırça Köşkün Çatlağı Read More »

Geciken Mevsim

Emre, Alsancak’taki dükkanında, zamanın ve hikayelerin kokusunu soluyarak yaşıyordu. Eski mobilyaların, tozlu bibloların ve sessiz saatlerin arasında, kendi geçmişinin de bir parçası gibi duruyordu. Dükkanın tavanından sarkan, yüz yıllık antika bir avize, her akşamüstü güneş batarken dükkanın loş ışığını kehribar rengi bir aydınlığa boğar, Emre’nin kırk beş yaşını devirmiş yüzündeki çizgileri daha da belirginleştirirdi. Yıllardır

Geciken Mevsim Read More »

Geçmişten Gelen Fısıltılar

Elif, aynadaki yansımasına baktığında gülümsedi. Bugün otuz beşinci doğum günüydü ve hayatında her şey tam da hayal ettiği gibiydi. Şehrin en gözde semtlerinden birinde, boğaza nazır, modern bir villada yaşıyordu. Kendi kurduğu iç mimarlık şirketi son derece başarılıydı ve tutkuyla bağlı olduğu işinde zirvedeydi. En önemlisi, üniversite yıllarından beri hayat arkadaşı olan Mert vardı; kendisini

Geçmişten Gelen Fısıltılar Read More »

Mirastan Öte

Ayşe Hanım’ın doktoru, teşhisin soğukluğunu sesindeki nazik tınıyla bile ısıtamıyordu. “İleri evre…” kelimeleri, Elif’in beyninde buzdan bir hançer gibi donup kaldı. Annesi, her daim dimdik duran, çevresine güven veren Ayşe Hanım, şimdi solgun bir gölgeye dönüşmüştü hastane yatağında. Elif, titreyen elleriyle annesinin kırışmış elini tuttu. Sanki o buz gibi hançer, onun parmaklarını da dondurmuştu. Can,

Mirastan Öte Read More »

Suya Yazılan Kader

Ebru teknesinin suyu, Rıza Usta’nın ruhu gibi durgundu; yıllardır kimse dalmamıştı içine, ne bir renk ne de bir desen can bulmuştu o derinlikte. Üsküdar’ın dar, eski bir sokağında, zamanın ve kaderin unuttuğu bir köşede saklanan atölyesi, adeta onunla birlikte hapsolmuştu geçmişin tozlu raflarına. Pencereden giren cılız gün ışığı, duvarlardaki kurumuş fırçalara, solmuş çiçek desenli eski

Suya Yazılan Kader Read More »

Bir Sırrın Bedeli

Ayşe, mutfak tezgahında doğradığı domateslere bakarken elindeki bıçağın keskinliğinden çok, bu akşamın getireceği keskinliği düşünüyordu. Kalbi, boğazına düğümlenmiş bir yumruk gibi atıyordu. Metin’le evlendikleri günden beri, hatta öncesinden gelen bir sırrın gölgesi, bugün bu sofrada bir zehir gibi yayılacaktı. Elif’in çocukları için hazırladığı minik sandviçlerin yanına, Can’ın en sevdiği zeytinyağlıları eklerken, elleri istemsizce titredi. Bu

Bir Sırrın Bedeli Read More »

Scroll to Top