Hikayeler

Yarım Kalan Nakış

Yıllar süren sessiz bir yaranın kabuğu nihayet çatlamaya başlamıştı Ela’nın içinde. Otuz iki yaşına gelmiş, başarılı bir iç mimar olmuştu. Lüks daireler tasarlıyor, her bir köşesine ruh katıyordu. Ama kendi ruhunda, adını koyamadığı derin bir eksiklik vardı. Her doğum gününde, aynadaki yansımasına baktığında, kendinden bir parçanın kayıp olduğunu hissederdi. Evlat edinildiğini sekiz yaşında öğrenmişti, ailesi

Yarım Kalan Nakış Read More »

Can’ın Gölgesi

Mezarlıktaki sessizliği sadece rüzgarın fısıltısı bozuyordu, ve bir de benim Can’a söyleyemediklerim. Bir yıl olmuştu Can gideli, tam bir yıl. Toprağın üstünde duran kararmış mermer, adını ve doğum-ölüm tarihlerini soğuk bir gerçeklikle haykırıyordu. Emre, diz çöküp mermere dokundu. Parmak uçlarında kalan soğukluk, kalbindeki buzlu katmanı eritmekten çok uzaktı. Yanında bir demet beyaz gül duruyordu, Can’ın

Can’ın Gölgesi Read More »

O Duvar Yıkılınca

O gün, Kemal’in göğsünde taşıdığı her tuğla, hayatının duvarına sımsıkı örülmüş bir güven sanırdı, ta ki o duvardan bir köşe yıkılana kadar. Adalı İnşaat’ın küçük, mütevazı ofisinde, öğle güneşinin sıcak ışıkları ahşap masaya vururken, Kemal elindeki iskân belgesini imzaladı. Bir apartman daha bitmiş, sahiplerine anahtarları teslim edilmeye hazırdı. Yüzünde, alın teriyle kazanılmış bir zaferin huzuru

O Duvar Yıkılınca Read More »

Sırrın Gölgesi

Elif, mutfak penceresinden akşamüstü güneşiyle yıkanan sokağı izlerken, elindeki banka dekontunu sıkıca kavradı. Hava güzeldi, komşu çocuklarının neşeli çığlıkları havada yankılanıyor, taze bahar kokusu açık pencereden içeri doluyordu ama Elif’in içindeki kasvetli hava dağılmıyordu bir türlü. Son birkaç aydır bu küçük, anlaşılması güç, üstü kapalı gerilim onunla yaşıyordu adeta, ruhuna sinen ağır bir koku gibi.

Sırrın Gölgesi Read More »

Mirasın Gölgesi

Elif, yıllanmış kâğıt kokusunu içine çekerken, eski arşivdeki toz bulutlarının dansını izliyordu. Üniversiteden yeni mezun olmuş, tarih bölümünün en hevesli öğrencilerinden biri olarak, şehrin unutulmuş köşelerindeki sırları ortaya çıkarmaya adanmıştı. Bugünkü görevi, Çakıroğlu ailesine ait mühürlü kutuları düzenlemekti; zira bu aile, Elif’in baba tarafından büyükannesi Zeynep Hanım’ın da mensubu olduğu, vaktiyle şehrin en köklü ve

Mirasın Gölgesi Read More »

Geciken Fidan

Deniz, elindeki iğne batarken hissettiği acıyla yıllardır taşıdığı yükün keskinliğini bir kez daha hissetti. Küçük, eski atölyenin loş ışığında kumaşlara işlediği her dikiş, ruhuna atılmış görünmez birer ilmek gibiydi. Gün batımının kızılı camlardan içeri süzülüyor, tozlu havada dans eden zerrecikler, zamanın ne denli acımasız olduğunu fısıldıyordu. Akşam oluyordu ve annesinden gelen telefon, yıllardır biriken o

Geciken Fidan Read More »

Perdenin Ardı

Elif, kristal bardakların şıngırtısı ve boğuk sohbet seslerinin birbirine karıştığı o büyük balo salonunda, elindeki kadehi yavaşça çevirirken, hayatının son birkaç yıldır çizdiği kusursuz yörüngeyi bir kez daha düşünüyordu. Onu izleyenlere göre o, genç yaşına rağmen kariyerinde zirveye tırmanmış, şehrin en gözde mimarlık ofislerinden birinin ortağı, zarafeti ve aklıyla göz dolduran, eşi Can ile birlikte

Perdenin Ardı Read More »

Kaybolan Sesin Yankısı

Zeynep, elleri çamurla kaplı, eski kil atölyesinin loş ışığında dönen çarkın başında öylece durdu. Formunu yitirmiş, eğri büğrü bir çamur yığınına bakıyordu. Sanki parmaklarının ucundaki o his, tıpkı hayatındaki gibi, ne tutunabiliyor ne de akıp gidebiliyordu. Dışarıda Kasım ayının gri, boğucu havası cama vururken, içeride Zeynep’in ruhunda bitmeyen bir sonbahar hüküm sürüyordu. Kulaklarında incecik, hayali

Kaybolan Sesin Yankısı Read More »

Işığın Gölgesi

Oysa her şey, o evin mimarı olmakla başlamıştı; soğuk, mermer bir ihtişamın ardında yatan görünmez bir ruhla tanışmakla. Emre, Demirci ailesinin Boğaz’daki yalısının son rötuşlarını denetlerken, her bir odaya yayılan sessizliğin kendi içindeki boşluğu yankıladığını hissetmişti. Otuz sekiz yaşındaydı, başarılı bir mimar, Aylin’le evliliği yıllardır sürüyordu ama içinde bir şeyler donuklaşmıştı. Günler birbirini kovalıyor, projeler

Işığın Gölgesi Read More »

Bir Resim Bin Yıl Hüsran

Zeynep’in parmakları, tuvalin pürüzsüz yüzeyinde takılıp kalmıştı, tıpkı annesinin gözlerine her baktığında hissettiği o görünmez duvar gibi. Atölyenin loş ışığında, bitmek bilmez bir gölge düşüyordu içindeki yaratma arzusuna. Annesi Ayşe, genç bir kadınken tuvalin başında aynı bu aşkla oturur, fırçalarla renkleri dans ettirirmiş. Zeynep, bunu hep, anneannesinin ara sıra ağzından kaçırdığı nostaljik cümlelerden ve annesinin

Bir Resim Bin Yıl Hüsran Read More »

Scroll to Top