Hikayeler

Sırça Köşkün Çatlağı

Masa, Ayşe Hanım’ın özenle hazırladığı mezelerle, Kemal Bey’in kırk yıllık evliliklerinin simgesi beyaz lilyumlarla dolup taşıyordu. Gelenekselleşen yazlık ev toplantısı, bu defa onların kırkıncı yıl dönümlerine denk gelmiş, çifte bir bayrama dönüşmüştü. Deniz, evin büyük kızı, pratik zekası ve annesinden aldığı titizlikle her şeyi organize etmişti. Can, ortanca çocuk, müziği ayarlamış, arka planda hafifçe çalan

Sırça Köşkün Çatlağı Read More »

Yalanın Gölgesi

Elif, Mert’in gözlerindeki o güven dolu parıltıya her baktığında, hayatın ne kadar da kusursuz akabileceğine bir kez daha ikna olurdu. Onlar, çoğu arkadaşının imrenerek baktığı, birbirine delice aşık ve uyumlu bir çiftti. Üç yıldır evliydiler ve her günleri, titizlikle ördükleri ortak bir geleceğin tuğlalarını döşemekle geçiyordu. En büyük hayalleri, şehrin gürültüsünden uzak, içinde küçük bir

Yalanın Gölgesi Read More »

Hataların Denizi

Elif, pencerelerinden Boğaz’ın gri sularının göründüğü modern dairesinde, beyaz şarap kadehini dudaklarına götürürken bile o tanıdık boşluğu hissediyordu. İstanbul’un bu lüks semtinde, hayallerindeki kariyere sahip, başarı basamaklarını tırmanmış genç bir kadın olarak dışarıdan bakıldığında her şeye sahipti. Ama aynaya her baktığında gördüğü, gözlerinin derinliklerindeki yorgunluk ve hiç dinmeyen bir özlemdi. Otuz beş yaşındaydı ve hayatının

Hataların Denizi Read More »

Elmas’ın Emaneti

Annemin hastane kokusu sinmiş yatak odasına her girdiğimde, zamanın değil, sırların ağırlığını taşıdığımı hissederdim. Fatma Hanım, yani annem, yatağında küçülmüş, solgun bir çiçek gibi yatıyordu. Aylardır devam eden amansız hastalık, onu tanıdığım o güçlü, her şeyi bilen kadından eser bırakmamıştı. Saçları dökülmüş, gözlerinin feri sönmüştü; ara sıra açılan gözleri bile boşluğa takılı kalıyordu. Oysa ben

Elmas’ın Emaneti Read More »

Zeytin Kokusu ve Yalanlar

O sabah, zeytinliğin serinliğinde yürürken, Aylin parmaklarının ucunda hissettiği toprağın, yıllardır sırtında taşıdığı ama asla yük saymadığı bir mirasın ağırlığı olduğunu biliyordu. Gözlerini kısarak ilerideki tepelere baktı; Ege’nin yakıcı güneşi ufukta belirmeye başlamış, altın rengi ışıklarını bin yıllık zeytin ağaçlarının gümüşi yapraklarına vuruyordu. Bu ağaçlar, nesiller boyu ailelerinin ekmeği, kimliği, sessiz tanıkları olmuştu. Çocukluğunu, ilk

Zeytin Kokusu ve Yalanlar Read More »

Kilitli Kapının Ardındaki Sızı

Herkesin unutmak için yanıp tutuştuğu anlar vardır; Can için bu, yirmi yıl önce kilitli bir kapının arkasına bıraktığı, paslanmış bir anahtarla sakladığı bir sızıydı. İstanbul’un göbeğinde, Boğaz’a nazır ofisinde, yükselen binaların maketleriyle çevrili sandalyesinde otururken bile o sızı, beyninin kuytu köşelerinden sızıp duruyordu. Başarılı bir mimardı Can, ismi duyulmuş, projeleri ödüller almıştı. Ama bu parlak

Kilitli Kapının Ardındaki Sızı Read More »

Geçmişin Gölgesi

Ayşe Hanım, masanın karşı köşesinde oturan, gür sakalları ve hafif bükülmüş omuzlarıyla zamana meydan okuyan eşi Orhan’a baktı. Yanında, parlak gözleriyle hukuk bürosundaki son zaferini anlatan kızı Elif ve onun karşısında, mühendislik projelerinden bahseden oğlu Can… Sanki bir tablodan fırlamış gibiydiler, pırıl pırıl, gelecek vaat eden, birbirine bağlı bir aile. Ayşe Hanım’ın yüzünde huzurlu bir

Geçmişin Gölgesi Read More »

Gölgelerden Yükselen Nefes

Kürsüde, alkışlar arasında duran Onur Tuna, göz kamaştırıcı bir binanın mimarı olarak Türkiye’nin en prestijli mimarlık ödülünü alıyordu. “Pusula Kuleleri” adını verdiği, Haliç’in kıyısında yükselen bu çelik ve cam devi, sadece İstanbul’un siluetini değiştirmekle kalmamış, aynı zamanda Onur’un kariyerini de Everest’in zirvesine taşımıştı. Parlak spot ışıkları altında gülümsüyordu, karizmatik duruşu, kendinden emin tavırları ve mimarlığın

Gölgelerden Yükselen Nefes Read More »

Sessiz Yıkım

Elif, sabahın erken saatlerinde, İstanbul siluetinin ayaklarının altına serildiği Boğaz manzaralı ofisinde, elindeki zarfa bakıyordu. Kırklı yaşlarının başında, zarafeti ve başarısıyla tanınan bir isimdi. Modern mimarinin öncüleri arasında gösteriliyor, projeleri dergi kapaklarını süslüyor, ismi uluslararası arenada saygıyla anılıyordu. Ama şimdi, parlak, mühürlü zarfın içindeki davetiye, kusursuz görünen bu dünyanın altındaki fay hattını titretiyordu. Zarfı yavaşça

Sessiz Yıkım Read More »

Kumdan Kale

Ayşe, Mert’in sadece bir arkadaş değil, ruhunun diğer yarısı olduğuna uzun zaman önce inanmıştı. Çocuklukları aynı mahallenin tozlu sokaklarında, aynı oyunların neşesinde ve aynı hayallerin fısıltılarında geçmişti. Mert, Ayşe’nin abisi yokluğunda her zaman sığındığı liman, sırlarını paylaştığı kuyu, en kötü anlarında bile yüzünü güldüren yoldaşı olmuştu. Otuz beş yaşına merdiven dayamış Ayşe için Mert, ailesinden

Kumdan Kale Read More »

Scroll to Top