Hikayeler

Geçmişin Çığlığı

Elif Aksoy’un hayatı, dışarıdan bakıldığında titizlikle çizilmiş bir mimari projeden farksızdı; her çizgisi net, her detayı düşünülmüş ve estetik açıdan kusursuz. Otuzlu yaşlarının ortasında, İstanbul’un en saygın mimarlık ofislerinden birinde ortak pozisyonunda, yakışıklı ve başarılı eşi Can ile modern bir deniz manzaralı dairede yaşıyor, beş yaşındaki kızı Leyla’nın kahkahalarıyla her sabah uyanıyordu. Ancak bu kusursuzluğun

Geçmişin Çığlığı Read More »

Geçmişin Mirası

Elif, İstanbul’un gri beton yığınları arasında, her gün yükselen yeni cam kulelere ruhunu akıtırken, içinde büyüyen boşluğu görmezden gelmeyi öğrenmişti. Ünlü bir mimarlık ofisinin parlayan yıldızıydı. Projeleri uluslararası ödüller alıyor, adı dergilerde, işleri televizyon ekranlarında dönüyordu. Ancak her başarılı iş gününün sonunda, Boğaz’a nazır lüks dairesinde, şarap kadehini usulca masaya bırakırken, pencereden yansıyan kendi siluetinde

Geçmişin Mirası Read More »

Geçmişten Kalan İz

Elif, Boğaz’ın lacivert sularına vuran akşam güneşinin pırıltılarını izlerken, elindeki sıcak çay bardağının buğusunun yüzünü okşamasını hissetti. Yanında, kolunu omzuna atmış Can’ın varlığı, hayatındaki her şeyi tamamlıyordu. Onlar, dışarıdan bakıldığında kusursuz bir çiftti: başarılı mimar Elif, geleceği parlak avukat Can. Aşkları, yedi yıllık evliliklerine rağmen ilk günkü gibi taptazeydi. Ortak hayaller, ortak gülüşler ve sımsıcak

Geçmişten Kalan İz Read More »

Geciken Bahar

Ayşe, mutfak masasına düşen ay ışığının gölgelerle dansını izlerken, kocasının günden güne daha da uzayan gölgesinin tüm hayatlarını kapladığını hissetti. Can, son aylarda eve hep geç geliyor, telefonuna her zamankinden daha sık bakıyor, gözleri eskisi gibi parlamıyordu. Yılların verdiği alışkanlıkla her sabah kahvaltısını hazırlıyor, akşam yemeği için kapıyı açıyor, ama aralarındaki görünmez duvarın her geçen

Geciken Bahar Read More »

Narçiçeği ve Paslı Hançer

Elif, “Narçiçeği” tabelasına baktığında kalbi her defasında yeniden doğuyordu. Camdan içeri sızan ilk güneş ışıkları, daha yeni boyanmış narçiçeği desenli duvarlarda dans ederken, fırından yeni çıkmış tarçınlı çöreklerin kokusu havayı sarıyordu. Burası sadece bir dükkan değil, rahmetli anneannesinin tarifleriyle, kendi emeğiyle, Can’la olan aşkıyla ve çocukluk arkadaşı Zeynep’le kurduğu ortak hayallerle ilmek ilmek ördüğü bir

Narçiçeği ve Paslı Hançer Read More »

Yüksek Duvarlar

Ayşe, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan şehrin gürültüsünü, uykulu gözleriyle, henüz evden çıkmadan dinlerdi. Derme çatma ama yuva sıcaklığındaki evi, her sabah aynı saatte kalkan babasının çaydanlık sesiyle, annesinin telaşlı fısıltılarıyla dolardı. Koca bir kentin fakir semtlerinden birinde, apartmanların birbirine yaslandığı dar bir sokakta yaşıyordu. Pencereden bakınca, karşı binanın kiremit rengi çatısı ve biraz daha yukarısında,

Yüksek Duvarlar Read More »

Sessizliğin Yankısı

Elif, tuvalinin karşısında, renklerin birbirine karıştığı o tanıdık boşlukta, fırçasını tutarken bile avuç içlerinin terlediğini hissetti. Her zaman böyle olurdu; içindeki düğümler sanatın diliyle çözülmeye başlarken, önce bir korku, sonra bir özgürleşme. Ama bu kez, korku daha derindi, daha eski bir yerden geliyordu. Fırçası, tuvalde koyu gri bir leke bırakırken, zihnine yıllardır susturulan bir melodi

Sessizliğin Yankısı Read More »

Yirmi Yıllık Yük

Selim, her zamanki gibi sabah koşusundaydı. Boğaz’ın serin rüzgarı yüzüne vururken, kalbinin ritmi adımlarına eşlik ediyordu. Kırklı yaşlarının sonundaydı, başarılı bir inşaat şirketinin yöneticisi, güzel bir eşi, akıllı iki çocuğu vardı. Dışarıdan bakıldığında, kusursuz bir hayat süren, imrenilen bir adamdı. Ama kalbinin en derinlerinde, yirmi yıl önce, o yağmurlu gecede gömülü duran bir sır, nefes

Yirmi Yıllık Yük Read More »

Rüzgarın Fısıltısı

Elif’in hayatı, Boğaz manzaralı terasındaki buz gibi rüzgar kadar keskin, bir o kadar da donuktu. Her şey yerli yerindeydi: prestijli bir iç mimarlık ofisi, cemiyetin tanıdığı, başarılı bir iş insanı olan eşi Hakan, Levent’teki şık rezidansta döşenmiş, kusursuz ama ruhsuz bir ev. Yirmi yıla yakın süredir bu kusursuzluk kafesinde yaşıyordu Elif, duvarları camdan, dışarıyı net

Rüzgarın Fısıltısı Read More »

Geçmişin Kırık Aynası

Mutfakta taze kek kokusu her yeri sarmış, pencereden sızan akşam güneşi yemek masasının üzerindeki kristal vazoyu parlatıyordu. Dışarıdan bakıldığında kusursuz bir tablo, tıpkı Ayşe’nin yıllarca ilmek ilmek ördüğü hayat gibi. Ama o an, kalbinin orta yerinde bir fısıltı, duvarların çatlağından sızan eski bir melodi gibi yankılanıyordu. Bugün Elif’in doğum günüydü, yirmi dördüncü yaş günü. Yılların

Geçmişin Kırık Aynası Read More »

Scroll to Top