Hikayeler

Kırılgan Gerçek

Defne’nin penceresinden sızan sabah güneşi, Kayseri’nin kadim taş binalarını altın rengine boyarken, Elif’in yüreğine de tarifsiz bir huzur akıtıyordu. On sekiz yaşına merdiven dayamış kızı Defne, gençliğin tüm zarafetiyle masasında ders çalışıyor, sınavlarına hazırlanıyordu. Gözlerini kitaptan kaldırıp ara sıra Elif’e gülümsediğinde, o içten gülüş, Elif’in yıllardır omuzlarında taşıdığı devasa sırrın ağırlığını bir anlığına unutturuyordu. Ancak

Kırılgan Gerçek Read More »

Yıpranmış İplikler Arasında Bir Rüya

Ayşe’nin elleri, yıpranmış kumaşların üzerinde bir sihirbaz edasıyla dans ediyordu, oysa zihni çok uzaklarda, ışıltılı podyumlardaydı. Sokağın gürültüsü, komşuların bitmeyen telaşı, penceresinden sızan nemli hava; hepsi birer fon müziğiydi bu küçük, kendi yarattığı dünyada. Yedi metrekarelik odasında, eski bir masa lambasının soluk ışığında, hayallerini iğne iplikle dokuyordu. Annesi Fatma’nın atölyeden getirdiği artık kumaş parçaları, Ayşe’nin

Yıpranmış İplikler Arasında Bir Rüya Read More »

Çatlaklar

Demir Arslan, ellerini sıkıntıyla ensesine götürdü. Telefon ekranında yanıp sönen “Güneş Sitesi Kentsel Dönüşüm Projesi” başlığı, midesine bir yumruk gibi iniyordu. On beş yıl. Tam on beş yıl sonra, hayatının en büyük hatasının simgesi olan o binayla tekrar yüzleşmek zorunda kalacaktı. Beyaz yakalı dünyasının soğuk, modern koridorlarında yıllarca özenle sakladığı bu sır, şimdi bir hayalet

Çatlaklar Read More »

Sönük Bir Objektif, Parlayan Bir Gelecek

Mutfaktaki kalabalık neşeye rağmen Ayşe’nin kalbi, annesinin her zamanki kaygılı telaşıyla atıyordu. Can’ın üniversiteye kabul mektubu masanın ortasındaydı, üzerinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin o görkemli logosu parlıyordu. Mimarlık! Can’ın çocukluk düşü, babasının kahvehanedeki gururlu sözlerinin, annesinin dualarının vücut bulmuş hali. Evde bir bayram havası vardı; Can pırıl pırıl gözleriyle geleceğe bakıyor, babası Mehmet Bey

Sönük Bir Objektif, Parlayan Bir Gelecek Read More »

İpliklerin Arasındaki Gölge

Elif, elindeki kumaş parçasını sevgiyle okşarken, babasından kalan bu eski atölyenin sessizliğine gömüldü. Bereket Tekstil. Sadece bir iş yeri değil, dedesinden babasına, babasından da kendisine miras kalmış, her ipliğinde anıların, her dikişinde emeğin olduğu bir yaşam biçimiydi. Duvarlara sinmiş makine yağı ve taze kumaş kokusu, onun için çocukluğunun en huzurlu melodisiydi. Babası, vefat etmeden önce

İpliklerin Arasındaki Gölge Read More »

Geç Kalmış Bir Merhaba

Elif, davetiyeyi elinde tutarken kağıdın kenarları parmak uçlarını kesiyordu sanki. Deniz’in lise mezuniyet töreni. Küçük, şık bir kart. Üzerinde Deniz’in adının hemen altında, sanki kaderin alaycı bir gülümsemesiymiş gibi, “Sayın Velimiz” yazıyordu. Velisi. Bu kelime boğazına yumruk gibi oturdu. On beş yıl. Tam on beş yıldır Deniz’in hayatında “veli” sıfatından çok uzaktaydı. Pencereden dışarıdaki yağmurlu

Geç Kalmış Bir Merhaba Read More »

Saklı Gerçek

Elif, toplantı masasına çarpan güneş ışığının gözünü almasına aldırmadan, şehrin siluetini avucunun içi gibi bildiği projeksiyon ekranına sabitlemişti. Gri takım elbisesinin içindeki her bir kası gergin, sesi ise çelik gibi kesindi. “Beyler, bu projenin sadece mimari bir yapıdan ibaret olmadığını anlamalısınız. Burası bir yaşam alanı, bir nefes alma durağı olacak. En ufak bir sapma, projenin

Saklı Gerçek Read More »

Yarım Kalan Suret

Elif, yıllar önce kaybettiği ne varsa, hepsini kurabiye hamuruna katık ederdi. Parmak uçlarından süzülen un, tezgâhın üzerinde biriken pişmanlıklar, fırından yayılan tarçın kokusu ise o pişmanlıkları örten ince bir perde gibiydi. Beyoğlu’nun arka sokaklarından birinde, daracık bir dükkânda, “Elif’in Hüzün Pastanesi” adını verdiği küçük mekânında, her sabah gün doğmadan başlardı hayata. Kırk sekiz yaşının çizgileri,

Yarım Kalan Suret Read More »

Yarım Kalan Çizgiler

Ayaz, pencereden dışarıya, boğazın pırıltısına bakarken, bu ihtişamın kendi elleriyle ördüğü bir rüya mı yoksa kırık bir aynanın yansıması mı olduğunu bir türlü çözemiyordu. Gözleri, Beylerbeyi’nin lüks yalılarından başlayıp, eski Üsküdar evlerinin çatılarında son bulan karmaşık silüetleri tarıyordu. Mimarlık fakültesinde burslu okumak, onun için bir rüyaydı; İstanbul Teknik Üniversitesi’nin o prestijli kapısından içeri adım attığı

Yarım Kalan Çizgiler Read More »

Umut Fırını’nın Son Ekmeği

Her gün batımı, denize değil, geçmişe batıyordu Elif’in gözünde. Otuz sekiz yaşında, yüzüne ince çizgilerle kazınmış bir hüznü taşıyordu. O çizgiler, her sabah açtığı “Umut Fırını”nın ekmekleri gibi, özenle ve acıyla yoğrulmuştu. On beş yıl önce, Ayşe’sini kaybettiğinden beri, hayatı o günün öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılmıştı. Öncesinde gülen, ışık saçan bir kadındı. Sonrasında

Umut Fırını’nın Son Ekmeği Read More »

Scroll to Top