Hikayeler

Yitik Mahallenin Mimarı

Elif’in elleri, soğuk mermer masanın üzerinde, kireçlenmiş parmak uçlarıyla titriyordu. Gece yarısını çoktan geçmiş, holding binasının 32. katındaki bu devasa ofiste, sadece o ve klavyesinin tıkırtıları kalmıştı. Dışarıda, Boğaz’ın ışıkları, lüks teknelerin fenerleri birbiriyle yarışırken, onun gözünde sadece ekranındaki üç boyutlu şehir maketi dönüyordu. Maketinde yükselen binalar, lüks siteler değil, yeşil alanlarla örülü, her bir

Yitik Mahallenin Mimarı Read More »

Kaderin Yeni Çizgisi

Eren, hayatının en büyük pişmanlığını adını anmaktan bile çekindiği bir gölge gibi taşıyordu. Yirmi yıldır süregelen bu gölge, bir Boğaz manzaralı teras katı dairede, pırıl pırıl bir iş kariyerinde ve sosyal çevresinin imrendiği “başarılı adam” imajının ardında gizliydi. Ta ki o cumartesi sabahına dek. Kahvesini yudumlarken gazetesini karıştırdığı o huzurlu, ancak boşluk hissi veren rutin,

Kaderin Yeni Çizgisi Read More »

Yitirilen Bahçe

Yeşil, Elif’in tek tesellisiydi. Toprağın kokusu, fidanların sessiz vaadi, kurduğu her bahçede kendini yeniden inşa etme çabası… Otuz sekiz yaşındaki Elif, İstanbul’un kalabalık karmaşasından kaçıp kendi yeşil dünyasına sığınan bir peyzaj mimarıydı. Kendi elleriyle şekillendirdiği her park, her teras bahçesi, yüreğindeki on sekiz yıllık boşluğun üzerini örtmek için atılan birer toprak parçasıydı sanki. Gündüzleri çimlerin

Yitirilen Bahçe Read More »

Otuzuncu Katın Gölgesi

Mert Karaman, otuzuncu katın camından İstanbul’a bakarken, şehrin altındaki devasa uğultuya rağmen kendi içindeki sessiz çığlığı duyuyordu. Koyu gri takım elbisesi, özel dikim İtalyan ayakkabıları ve bileğindeki pahalı saatiyle kusursuz bir başarı portresi çiziyordu. Ancak bu kusursuzluğun ardında, yirmi yıl önce atılmış küçücük bir adımın gölgesi vardı; küçücük, ama her geçen yıl büyüyen, kocaman bir

Otuzuncu Katın Gölgesi Read More »

Gölgeli Miras

Bir sonbahar sabahıydı. İstanbul, henüz uyanmayan şehrin hışırtılı fısıltılarıyla doluydu. Kemal, Boğaz manzaralı geniş ofisinin camından dışarıyı izlerken, elindeki sıcak kahvenin buharı camda hafif bir iz bırakıyordu. Başarılı bir iş insanıydı. Geniş tekstil imparatorluğunun kurucusu ve yöneticisi. Adı saygıyla anılıyor, hayır işleriyle biliniyordu. Ama o camdaki buğu gibi, Kemal’in iç dünyasında da hep silik, rahatsız

Gölgeli Miras Read More »

Geçmişin Danteli

Elif’in hayatı, titizlikle örülmüş, kusursuz bir dantel gibiydi. Her bir ilmeği özenle atılmış, deseni ince ince işlenmiş, göz kamaştırıcı bir güzellikte. Sabahları kocasının yanağına konan bir öpücük, kızının okul formasını ütülerken mırıldandığı bir melodi, iş yerindeki başarılı sunumları, evdeki düzeni, dostlarıyla içtiği kahveler… Her şey, sanki bir ressamın tablosundan fırlamışçasına yerli yerindeydi. Otuzlu yaşlarının sonlarında,

Geçmişin Danteli Read More »

Gecenin Kıyısındaki Fısıltı

Selin’in parmakları, pürüzsüz mermer masanın soğuk yüzeyinde gezindi. Kadehindeki kırmızı şarap, Boğaz’ın lacivertine yansıyan ışıkları kucaklıyordu. Etrafında, gecenin en özel davetlileri, fısıltılar ve kahkahalarla dönen bir sosyete balosu vardı. Gözleri, bu ışıltılı kalabalığın üzerinde bir an gezindi, sonra kocası Emre’nin güven veren gülümsemesine takıldı. Emre, iş ortağıyla hararetli bir konuyu tartışırken bile, ara sıra Selin’e

Gecenin Kıyısındaki Fısıltı Read More »

Gölgenin Mirası

Mutfak penceresinden bahçeye vuran akşam güneşinin, çocuklarının kahkahalarıyla çizdiği tablo o kadar kusursuzdu ki Elif, bu pürüzsüzlüğün altında bir şeylerin çatlayacağından korkuyordu. Demir, kocası, evin direği, kusursuz babası, arkadaştı. Çocukları Ada ve Can, babalarıyla bahçede top oynarken, Elif elindeki kahve fincanıyla tezgaha yaslanmış, bu anın her karesini zihnine kazıyordu. Beş yıldır evlilerdi, yedi yıldır beraberdiler.

Gölgenin Mirası Read More »

Gölgedeki Söz

Ayşe, sabah kahvesini içerken, güneşin Ankara’daki salonlarına vuran yumuşak ışığına gülümsedi. Karşısındaki koltukta, gazetesine gömülmüş Emre’nin huzurlu yüzü, yedi yıldır süren evliliklerinin sağlam bir kaya gibi durduğunun kanıtıydı sanki. Onlarınki, aceleyle değil, ilmek ilmek işlenmiş, her detayı özenle düşünülmüş bir sevgi hikayesiydi. Küçük bir kasabadan büyük şehre göç etmiş, tırnaklarıyla kazıyarak bir düzen kurmuşlardı. En

Gölgedeki Söz Read More »

Geçmişin Sessiz Çığlığı

Elif’in hayatı, dışarıdan bakıldığında, kusursuz bir bahar sabahı gibiydi; ta ki o bahar sabahına gölge düşüren beklenmedik bir yüzle karşılaşana dek. İstanbul’un kalabalık, telaşlı sokaklarında kendine huzurlu bir köşe bulmuş, hayatını özenle, ilmek ilmek dokumuştu. On beş yıldır Murat’la evliydi, on bir yaşındaki biricik kızı Defne, evlerinin neşesiydi. Kendi kurduğu butik çiçekçi dükkânı, “Papatya Bahçesi”,

Geçmişin Sessiz Çığlığı Read More »

Scroll to Top