Hikayeler

Yaralı Deniz Kabukları

Ayşe, sabah kahvesini yudumlarken, dışarıdaki yağmura takıldı gözleri. İstanbul’un kasvetli kış sabahlarından biriydi. Camdaki buğuyu parmağıyla sildi, pencerenin ardındaki griliği daha net görmek ister gibi. Yanı başında, Can’ın kahvaltı tabağı, her zamanki gibi düzenliydi; zeytinler yan yana, peynir dilimleri kare kare. Can, her zaman böyleydi: düzenli, öngörülebilir, güvenli. Ve bu güvenli liman, bazen boğucu bir

Yaralı Deniz Kabukları Read More »

Kırık Camlar ve Yeni Bir Başlangıç

Elif, mutfak penceresinden dışarıdaki gri İstanbul havasına bakarken, avucundaki eski, soluk fotoğrafı sıkıca tutuyordu. Fotoğrafta, saçları rüzgarda uçuşan genç bir kadın ve gözleri parlayan genç bir adam, boğazın kenarında gülümsüyordu. On yıl… Tam on yıl geçmişti o günden beri. O fotoğrafın çekildiği günden, hayatının paramparça olduğu günden beri. Gözleri doldu, parmakları fotoğrafın üzerindeki genç Emre’nin

Kırık Camlar ve Yeni Bir Başlangıç Read More »

Sırrın Gölgesi

Ayşe, mutfak tezgahına yaslanmış, elindeki fincanın sıcaklığını parmak uçlarında hissediyordu. Pencereden süzülen akşam güneşinin son ışıkları, mutfağın huzurlu havasını doldururken, göğsündeki o tanıdık sıkışma hiç geçmiyordu. Otuz yıl olmuştu. Otuz yıl… Ve her şey unutulmuş, üzeri titizlikle örtülmüş gibiydi. Murat’la evliliği, Elif ve Can’ı büyütüşü, mahalledeki saygın konumu; tüm bunlar, geçmişin o karanlık köşesini ışık

Sırrın Gölgesi Read More »

Nane Kokulu Gölge

Yirmi yıl sonra bile, Ayşe’nin rüyalarına ara sıra sızan o keskin, nane kokusu Elif’in çantasından değil, kendi vicdanından yayılıyordu sanki. Her defasında, uykusundan ürkerek sıçrar, yanındaki derin uykudaki eşi Can’ın varlığına şükrederdi. Loş odanın tavanına diktiği gözleri, görünmez bir filmi oynatırdı tekrar tekrar: Gençliğin hırsıyla körleşmiş bir Ayşe, Elif’in gözlerindeki o kırgın, paramparça bakış… Bugün

Nane Kokulu Gölge Read More »

Gölgenin Bedeli

Elif’in parmakları klavyenin tuşlarında donup kalmıştı. Ekrandaki taslak e-posta, beyninin hücrelerine zehirli bir yılan gibi süzülürken, odanın serin havası bile yanaklarına oturan ateşi dindiremiyordu. Can’ın bilgisayarından Deniz’e yazılmış, taslaklarda unutulmuş bir e-posta… “Sevgili Deniz, Gölge Şehir projesi tam da istediğimiz gibi ilerliyor. Elif’in o parlak fikrini kendi vizyonumuza uyarlamak, kariyerimizin dönüm noktası olacak. Birlikte kuracağımız

Gölgenin Bedeli Read More »

Sırrın Kumaşı

Elif’in hayatı, İzmir’in ışıltılı akşam güneşi gibiydi; sıcak, umut dolu ve her köşe başında yeni bir başlangıç vaat eden. Otuzuna merdiven dayamış genç mimar, kendi ofisini yeni açmanın heyecanı ve Can’la, hayatının aşkıyla, yakında evlenecek olmanın tatlı telaşı içindeydi. Her şey tıkır tıkır işliyordu; bir hayali gerçekleştiren kadının kendine güveniyle doluydu. Bu kusursuzluğun mimarı, her

Sırrın Kumaşı Read More »

Taş Duvarlar, Cam Duvarlar

Elif, Nişantaşı’nın ışıltılı sokaklarına düşen sonbahar akşamının soğuk nefesini içine çekti. Sıcak bir kahve kokusu, fırından yeni çıkmış kruvasanların buğulu rayihasıyla karışıyordu. Çalıştığı galerinin penceresinden dışarıyı seyrederken, vitrinin ötesindeki yaşamın sanki başka bir gezegene ait olduğunu düşünmeden edemedi. Kendisi, annesinin bitmek bilmeyen borçları, kardeşinin okul taksitleri ve Kadıköy’deki daracık evlerinin kasveti arasında sıkışıp kalmıştı. Buradaki

Taş Duvarlar, Cam Duvarlar Read More »

Kırık Camların Ardında Yeni Bir Sabah

Telefon, Elif’in elinde soğuk bir taşa dönüştüğünde, içindeki dünya da paramparça olan bir aynaya benziyordu. Karşıdaki ses, “Demir bir kaza geçirdi, durumu kritik,” derken, Elif’in kulağında yalnızca uğultulu bir yankı bırakmıştı. Demir… Üç yıl önce yollarını ayırdığı, hayatından tamamen çıkarmaya çalıştığı adam, şimdi bir hastane yatağında yaşam mücadelesi veriyordu. Bu haber, kapılarını mühürlediğini düşündüğü bir

Kırık Camların Ardında Yeni Bir Sabah Read More »

Yitirilmiş Fısıltıların Yankısı

Sesler, toz bulutunun içinde boğulurken Elif’in kulağında yalnızca bir fısıltı çınlıyordu: Zeynep. Yıkıntıların arasında, o küçücük bedeni ararken elleri kan içinde kalmış, ciğerleri tozdan ve çığlıklardan yanmıştı. 1999 Gölcük depremi, sadece şehri değil, Elif ve Murat’ın hayatını da ikiye bölmüştü. Bir yanda onlara kalan en büyük acı, diğer yanda hiç dinmeyen bir umut: üç yaşındaki

Yitirilmiş Fısıltıların Yankısı Read More »

Yutulan Sessizlik

Esra, on sekiz yıllık evliliğinin her anında hissettiği o garip boşluğu, bu akşam, babasının çerçeveli fotoğrafına her zamankinden daha uzun bakarken bir kez daha hissetti. Duvara asılı, hafif sararmış fotoğrafın içinden babası Adnan Bey, o her zamanki dingin ve bilge gülümsemesiyle ona bakıyordu. Esra, babasını her zaman hayatındaki en sağlam direk olarak görmüştü. Onun sevgisi,

Yutulan Sessizlik Read More »

Scroll to Top