Hikayeler

Merhumun Gölgesi

Can’ın adı, mermer soğukluğunda bile Elif’in parmak uçlarını yakıyordu. Bir yıl olmuştu ve acısı hâlâ ilk günkü tazeliğindeydi ama bu kez yanan sadece keder değildi. Yanında duran Mert’in varlığı, yıllardır aşina olduğu o güvenli liman, şimdi içinde fırtınalar koparan bir denize dönüşmüştü. Elif, Can’ın mezar taşına dokunan eliyle, bir zamanlar Can’ın elini tutarken hissettiği sıcaklığı

Merhumun Gölgesi Read More »

Gecikmiş Bir Bahar

Elif, yılların yorgunluğunu sırtında taşıyan ahşap rafların arasından süzülen solgun öğleden sonra güneşinin tozlu huzmesini izlerken, parmakları eski bir kitabın yıpranmış cildinde gezindi. Kitapçı “Mürekkep ve Yürek”, sadece bir dükkan değil, onun sığınağı, kırık hayallerinin yeniden yeşerdiği topraktı. Her sayfa, her satır, geçmişinden bir parçayı fısıldıyordu sanki. Ama en çok fısıldayan, sekiz yıl önce raflara

Gecikmiş Bir Bahar Read More »

Geçmişin Kırık Aynası

Yıllar geçse de, her Nisan ayı, Ayşe’nin kalbinde taze bir yara gibi sızlardı. Ege’nin ılık rüzgarları badem ağaçlarını sallarken, Ayşe’nin zihni hep o geceye, o kabus dolu dakikalara dönerdi. Oysa şimdi, İzmir’in kalabalık bir semtinde, sıradan bir hayat yaşıyordu. Kocası Mehmet, sevgi dolu, anlayışlı bir adamdı. On beş yaşındaki kızı Zeynep, annesinin içindeki fırtınalardan habersiz,

Geçmişin Kırık Aynası Read More »

Bir Yanılsama Denizi

Elif’in hayatı, her sabah aynı saatte kalkan, aynı saatte demlenen çaydan farksızdı; alışkanlıklar ağına dolanmış, rengini yitirmiş bir tablo gibiydi. Otuzlu yaşlarının ortasında, on yıldır evli olduğu Can ile kurduğu düzen, dışarıdan bakıldığında kusursuz bir uyum gibi görünse de, Elif’in ruhu, o kusursuzluğun buz gibi yüzeyinin altında nefessiz kalmıştı. Can iyi bir insandı, çalışkan, sorumluluk

Bir Yanılsama Denizi Read More »

Yarım Kalan Melodi

Piyanonun titrek, bir o kadar da iddialı notaları, eskimiş ama hâlâ sıcak tutan perdelerin arasından süzülüp evin her köşesine yayılıyordu. Deniz, yirmili yaşlarının başında, taze bir bahar rüzgarı gibiydi; parmakları tuşlarda dans ederken, gözleri uzaklara, sadece kendi duyabildiği bir geleceğe sabitlenmişti. Konservatuvarın son sınavlarına hazırlanıyordu ve her nota, onun için yeni bir kapının anahtarıydı. Oysa

Yarım Kalan Melodi Read More »

Şehrin Kalbindeki Buzdağı

İstanbul, Emre’nin ayaklarının altındaydı, ama ayakları buz tutmuştu sanki. Kulesinin 42. katındaki cam panellerin ardında, Boğaz’ın laciverdiyle gökyüzünün sonsuzluğunu birleştiren manzara, her gün aynı ihtişamla seriliyordu önüne. Emre Özkan, bu şehrin en çok konuşulan, en çok aranan mimarlarından biriydi. Kendi adını taşıyan devasa bir mimarlık ofisi, prestijli ödüller, parlak bir kariyer, Ayşe gibi zeki ve

Şehrin Kalbindeki Buzdağı Read More »

Geciken Neşter

Neşter, Dr. Selim Demir’in elinde bir uzantı gibiydi; keskin, emin ve bazen de merhametsiz. Beyin cerrahisi gibi hassas bir alanda, hata payının neredeyse sıfır olduğu bir meslekte, Selim’in kusursuz denilebilecek performansı, onu bu ülkenin en aranan doktorlarından biri yapmıştı. Kırklı yaşlarının ortalarında, karizmatik duruşu, grileşmeye yüz tutmuş saçları ve daima ölçülü gülümsemesiyle, profesyonel yaşamının zirvesindeydi.

Geciken Neşter Read More »

Yalıda Çiçek Açan Mor Salkım

Boğaz’ın lacivert sularına vuran güneş, Elif’in gözlerini kamaştırmazdı artık. O, sadece yalı penceresinden görünen bir manzaraydı, kendi gri dünyasının çok ötesinde. Her sabah iki otobüs değiştirip Beykoz’daki küçük, penceresinden bile doğru düzgün ışık almayan evinden çıkar, kentin beton kalabalığından sıyrılıp denizin mavisinde kaybolan o görkemli yalıya gelirdi. Burası, Aylin Hanım ve Cemil Bey’in yaşadığı, tarih

Yalıda Çiçek Açan Mor Salkım Read More »

Geri Çekilen Gölge

Elif, yılların getirdiği alışkanlıkla demlediği çayı, mutfağın penceresinden süzülen solgun Ankara sabah ışığına bıraktı. Demir, her zamanki gibi kahvaltısını sessizce ediyordu, gazetesi önünde, gözlükleri burnunun ucunda. Otuz üç yıllık evliliklerinin yirmi beşinci yılına merdiven dayamışlardı. İki çocuk büyütmüşler, bir ev kurmuşlar, bir hayat inşa etmişlerdi. Her şey, dışarıdan bakıldığında, kusursuz bir tabloydu. Ama Elif, son

Geri Çekilen Gölge Read More »

Geçmişin Gölgesi

Ayşe, oğlunun üniversite kabul mektubunu okurken gözleri doldu. Boğaziçi Ekonomi, tam burslu… Emre, hayalini kurduğu yerdeydi. Kemal, karısının yanındaki koltukta oturmuş, gazetesini yarıda bırakıp Emre’nin heyecanlı anlatımını dinliyordu. Mutfaktan gelen mis gibi börek kokusu, pencereden süzülen bahar güneşiyle birleşince, bu anı kusursuz kılıyordu. Her şey, Ayşe’nin yıllardır inşa ettiği, ilmek ilmek ördüğü o güvenli yuvanın

Geçmişin Gölgesi Read More »

Scroll to Top