Hikayeler

Enkazın Gölgesindeki Aşk

Elif, pencereden usul usul süzülen akşam güneşine bakarken, evliliğinin de tıpkı bu ışık gibi yavaşça çekildiğini, rengini yitirdiğini düşünüyordu. On yıl önce, Can’ın o ışıltılı, kendinden emin gülüşüne kapılıp evlendiğinde, hayatının böyle bir rutinler silsilesine dönüşeceğini hayal bile edemezdi. Şimdi, Can’ın iş gezileri, toplantıları ve hiç bitmeyen projeleri, aralarındaki görünmez duvarları daha da yükseltmiş, Elif’i

Enkazın Gölgesindeki Aşk Read More »

Mermer Merdivenler

Ayşe, elindeki paspasla Barış Bey’in geniş, minimal ofisinin parlak zemininde son turunu atarken, pencereden süzülen İstanbul’un boğaz manzarasına takıldı gözleri. Her sabah aynı manzara, her sabah aynı derin iç çekiş. Bu pencerelerin ardında dönen işlere, çizilen kampanyalara, söylenen parlak fikirlere her gün kulak misafiri oluyor, bazen notlar alıyor, bazen de sadece hayal kuruyordu. Üniversitenin açıköğretimden

Mermer Merdivenler Read More »

Saklı Miras

Ayşe, o gece yine uyuyamamıştı. Pencereden, karşıdaki apartmanın loş ışıklarıyla aydınlanan sokağı seyrediyordu. Elinde, üzerinde Can’ın ilk diplomasını tuttuğu, solmuş bir fotoğraf vardı. Yirmi yıl öncesinden kalma bir anı. Can, şimdi otuz beşine merdiven dayamış, ülkenin en başarılı beyin cerrahlarından biriydi. Gurur duyuyordu Ayşe, oğlunun her başarısıyla yeniden doğuyordu adeta. Ama bu gururun altında, kimselerin

Saklı Miras Read More »

Geçmişin Gömülü Gölgesi

Elif, mutfak masasının üzerine serdiği lacivert masa örtüsünü düzeltirken, Demir’in işten gelmesine daha bir saat kadar olduğunu biliyordu. Yine de acele ediyordu. Bugün evlilik yıldönümlerinin on beşinci yılıydı ve Elif, her yıl olduğu gibi, bu özel günü kusursuz kılmak istiyordu. Parlak kristal kadehler, özenle seçilmiş beyaz güller ve Demir’in en sevdiği fırında somon… Her detay,

Geçmişin Gömülü Gölgesi Read More »

Sessiz Çatırtı

Ayşe, sabah kahvesini yudumlarken, İstanbul’un gri göğüne asılı ilk güneş ışınlarının cama yansımasını izliyordu. On yıllık evliliği, tıpkı bu manzara gibiydi; dışarıdan bakıldığında huzurlu, düzenli ve zaman zaman parıldayan. Mert’le hayatları, çoğu zaman imrenilen bir tabloydu: iyi eğitimli, başarılı kariyerleri, zevkli döşenmiş bir ev, hafta sonu kaçamakları, eş dost toplantıları… Her şey olması gerektiği gibiydi,

Sessiz Çatırtı Read More »

Geçmişin Gölgesi ve Yarım Kalan Bir Şarkı

Emre, İstanbul’un kalbindeki ofisinin camından, Boğaz’ın grileşen sularına bakıyordu. Başarılı bir mimardı, projeleri ödüllerle taçlanmış, ismi sektörde saygıyla anılıyordu. Ama bu başarı, ruhundaki o boşluğu dolduramıyordu. Tam on yıl önce, hayatının en büyük hatasını yapmış, en değerli varlığını, Elif’i ardında bırakmıştı. Her gün o hatanın gölgesiyle yaşıyor, her gece rüyalarında Elif’in sitem dolu bakışlarıyla yüzleşiyordu.

Geçmişin Gölgesi ve Yarım Kalan Bir Şarkı Read More »

Kırık İris

Elif, yıllardır aynı masada oturduğu Cem’in bakışlarındaki donukluğu ilk kez o gün fark etti. Her zamanki neşeli, gözleri parlayan Cem gitmiş, yerine sanki bir yabancı oturmuştu. Masanın ortasındaki maket, altı aylık uykusuz gecelerinin, sayısız kahve fincanının ve bitmek bilmeyen tartışmalarının bir ürünüydü. “İris Mimarlık”ın bugüne kadarki en büyük projesi, bir butik otelin iç tasarımı. Bitmiş

Kırık İris Read More »

Adaletin Gölgesinde Bir Yemin

Aylin, buz gibi bir camın arkasından, şehrin ışıklarını seyrediyordu. Her bir ışık, kendi içinde bir hikaye barındırıyor, oysa onun hikayesi bu gece kararmaya başlamıştı. Telefonu elinde, parmakları titriyordu. Ekranda okuduğu mesaj, hayatının kırılgan dengesini acımasızca altüst etmişti: “Abla, başım dertte. Çok büyük dertte. Polisler geldi.” Mesajı gönderen Deniz’di, hayattaki tek varlığı, uğruna yirmi iki yılını

Adaletin Gölgesinde Bir Yemin Read More »

Girdap

Mert, on iki yıllık evliliğinin her bir taşını omuzlarında taşıyordu; sessiz sedasız, ağır ağır. Henüz otuzlu yaşlarının ortasında olmasına rağmen, sanki ömrünün tüm ağırlığı omuzlarına çökmüş gibiydi. Her akşam, anahtarı kilide çevirirken duyduğu o tıkırtı, sadece evin kapısını değil, ruhunun kapılarını da kapatan bir ses gibi geliyordu ona. İçeride, eşi Ayşe ve yedi yaşındaki oğulları

Girdap Read More »

Yüksek Duvarların Ardında

Esenler’in gri, birbirine yapışık binaları arasından, her sabah aynı saatte kalkan minibüsle Beykoz’un yeşillikler içindeki villalarına doğru yol alırken, Ayşe her seferinde adeta bir zaman tünelinden geçiyormuş gibi hissederdi. Yolculuk sadece coğrafi bir değişim değil, aynı zamanda sosyoekonomik bir sıçramaydı; dar, karmaşık sokaklardan geniş, ağaçlıklı caddelere, gürültülü esnaf bağırmalarından kuş seslerinin yankılandığı sessiz bahçelere. Ayşe,

Yüksek Duvarların Ardında Read More »

Scroll to Top