Hikayeler

Geçmişin Kıyısında, Geleceğin Eşiğinde

Fırat, parmaklarının ucunda tuttuğu soğuk kahve bardağıyla, kırk yedi katlı gökdelenin 32. katındaki camdan grileşmiş İstanbul silüetine bakıyordu. Başarısı, şehrin boğazındaki inci kolye gibi parlasa da, içindeki boşluk, o parıltıyı yutan dipsiz bir kuyuydu. Kurumsal merdivenleri tırmanırken geride bıraktığı her şey, şimdi devasa birer hayalete dönüşmüş, onu bu zirvede yapayalnız bırakmıştı. Telefonu masanın üzerinde titrediğinde,

Geçmişin Kıyısında, Geleceğin Eşiğinde Read More »

Taşın Altındaki Gölge

Can, ofisinin geniş camından İstanbul’un karmaşık siluetine bakarken, içindeki boşluğun her bir bina katından daha yüksek olduğunu düşündü. Oturduğu koltuk, elinin altındaki parlak meşe masa, duvardaki ödüller… Her biri yirmi yıllık azmin, emeğin ve küçük, ölümcül bir sırrın eseriydi. Dışarıdan bakıldığında, Can Özsoy, alanında zirveye çıkmış, saygın bir isimdi. Ancak o aynaya her baktığında, gördüğü

Taşın Altındaki Gölge Read More »

Geçmişin Gölgesi

O sabah, pencereden sızan güneş bile Elif’in içine çöreklenmiş o eski, paslı korkuyu dağıtmaya yetmedi. Yıllardır görmezden geldiği, üzeri kalın bir toprak tabakasıyla örtüldüğünü sandığı bir gölge, uykusundan uyanıp yavaşça bedenine tırmanmaya başlamıştı. Dokuz yaşındaki kızı Defne’nin neşeli sesi, mutfaktan gelen kahve kokusu, kocası Can’ın günlük gazete fısıltısı… Her şey olağandı. Ama Elif’in içindeki fırtına

Geçmişin Gölgesi Read More »

Susturulmuş Nota

Duvar saati ritmik, boğuk tıkırtılarla geceye karışırken, Elif parmaklarının arasında tuttuğu solmuş fotoğrafı bir kez daha gözden geçirdi. On sekiz yaşındaki kendisi ve henüz on iki yaşında, hayat dolu gülümsemesiyle dünyaya meydan okuyan kız kardeşi Zeynep. Arka fonda ise Ege’nin mor salkımlarla bezeli taş bir sokağı… O fotoğraf karesi, iki hayatın ayrıldığı o kritik dönemeçten

Susturulmuş Nota Read More »

Yitirilen Renkler, Yeniden Pişen Hayatlar

Demir Aksoy, altmışlı yaşlarının eşiğinde, İstanbul silüetine damgasını vurmuş onlarca yapının altında imzası olan bir mimardı. Ofisinin panoramik Boğaz manzarasını izlerken elindeki viski kadehini çeviriyor, camdaki yansımasından geçen hayatı seyrediyordu. Başarılıydı, hatta çok başarılı. Ama o başarı, yirmi beş yıl önce arkasında bıraktığı, paramparça ettiği bir hayatın enkazı üzerine kuruluydu. Çocukluğundan beri peşinden koştuğu hayallerine

Yitirilen Renkler, Yeniden Pişen Hayatlar Read More »

Yarımdan Kalan Notlar

Emre’nin uykusunu bölen telefon, karanlık odaya keskin bir bıçak gibi saplandı. Gece yarısını çoktan geçmişti. Ekrandaki yabancı numarayı gördüğünde kalbi istemsizce sıkıştı. Kötü bir haber taşıdığını hissediyordu, kötü haberlerin hep bu saatlerde geldiğini deneyimlemişti. Sesini toparlamaya çalışarak açtı: “Alo?” Karşıdan gelen fısıltılı, yaşlı bir kadın sesi, Emre’nin yıllardır inşa ettiği duvarları tuzla buz etti. “Emreciğim…

Yarımdan Kalan Notlar Read More »

Gökçe Otları

Elif, mutfak masasına düşen güneş ışıklarının her sabah farklı bir açıdan vurduğu o tanıdık anı izlerken, içinde büyüyen boşluğun gölgesi bir kez daha üzerine düşüyordu. On yıl önce, hayallerini süsleyen renkli bir tabloya benzeyen hayatı, şimdi özenle dizilmiş, kusursuz ama renksiz bir puzzle gibiydi. Kızı Defne’nin neşeli kahkahaları, Hakan’ın güven veren varlığı… Hepsi yerli yerindeydi,

Gökçe Otları Read More »

Yitik Suret

Ela, o kutuyu ilk gördüğünde içinde eski bayram şekerleri ya da kullanılmayan dikiş malzemeleri olacağını düşünmüştü. Anneler gününde annesine sürpriz yapmak için eski fotoğraflarını karıştırırken bulduğu, gardırobun en üst rafına tıkılmış, üzeri tozlanmış, kadife kaplı o ahşap kutu, sıradan bir keşif gibiydi. Oysa kutunun kapağını kaldırdığında, yosun tutmuş bir gölün dibinden gün ışığına çıkacak bir

Yitik Suret Read More »

Cam Tavanın Altında

Elif’in elleri, on dördüncü katın buz gibi camına yapışık, bir örümcek ağı misali ilerliyordu. Gökyüzü griydi, tıpkı içindeki sıkıntı gibi. Her aşağı baktığında, İstanbul’un o bitmek bilmeyen keşmekeşini, kendisi gibi insanların boğuştuğu hayatları görüyordu. Yukarı baktığında ise, daha da yüksek katlara, hiç ulaşamayacağı zirvelere. O zirvelerde insanlar, camın bu tarafındaki toz ve kirle bir an

Cam Tavanın Altında Read More »

Kayıp Gölge

Elif, İstanbul’un ışıklı bir gecesinde, babasının kurduğu Yılmaz İnşaat’ın tepesinden şehre bakarken, kalbinde tarifsiz bir gurur dalgası hissediyordu. Metin Yılmaz, onun için sadece bir baba değil, dürüstlüğün, azmin ve başarının somutlaşmış haliydi. Kendi çabalarıyla, tırnaklarıyla kazıyarak bir tuğla fabrikasından bu gökdelenlere uzanan bir imparatorluk kurmuştu. Elif de aynı yolda ilerliyor, şehrin en saygın hukuk bürolarından

Kayıp Gölge Read More »

Scroll to Top