Hikayeler

Yalanın Gölgesi

Elif, mutfak penceresinden sokağa düşen ilkbahar yağmurunu izlerken, içinde tarif edilemez bir huzur duyuyordu. Pencere pervazındaki sardunyaların suya doymuş yaprakları parlıyor, toprak kokusu pencereden içeri sızıyordu. Yanında, kahvesini yudumlayan Kerem, gazetesinin sayfaları arasına gömülmüştü. Evliliklerinin beşinci yılına yaklaşırken, bu sakin sabahlar, Elif için hayatın zorluklarla dolu geçmişinden sonra ulaştığı güvenli bir limanın sembolüydü. Çocukluk yıllarındaki

Yalanın Gölgesi Devamını Oku »

Geçmişin Çatlakları

Yıllar sonra gelen o tek mesaj, Deniz’in kusursuz sandığı hayatının sıva çatlaklarını ortaya çıkarmıştı. Telefon ekranında Ela’nın adı belirince kalbi tekledi, ama asıl darbeyi mesajın içeriği vurdu: “Anneannem rahatsızlandı. Gelir misin?” Anneanne. Feride Teyze. Aylin’in annesi. Yıllardır adını duymadığı, görmediği insanlar… Deniz, İstanbul’un en prestijli semtlerinden birindeki, modern sanat eserleriyle dolu, manzaralı dairesinde durup Boğaz’a

Geçmişin Çatlakları Devamını Oku »

Yarım Ayın Gölgesi

Zeynep’in hayatı, Marmara’nın o kahrolası sabahından beri donuk bir film şeridi gibi akıyordu. Renkleri solmuş, sesleri kısılmış, anıların tozlu perdesiyle kaplanmış bir film. Yıllar geçmiş, takvim yaprakları ardı ardına düşmüş, dünya dönmeye devam etmişti ama Zeynep için zaman, kızı Elif’in o enkaz altında kaybolduğu an durmuştu. Şimdi, İstanbul’da bir sivil toplum kuruluşunun düzenlediği çocuklara yönelik

Yarım Ayın Gölgesi Devamını Oku »

Dokunulmamış İpler

Babamın kokusu hâlâ sinmişti atölyenin her köşesine; pamuk, ter ve biraz da o eşsiz tütün kokusu… Her dikiş sesi, Elif için babasından kalan bir mirastı, yirmi yıldır her gün ilmek ilmek işlediği bir hayatın ritmiydi. Konfeksiyon atölyesi “Özay Tekstil,” baba yadigârı, iki katlı, yorgun ama dimdik ayakta duran bir bina. Elif, makine başında kumaşları yönlendirirken,

Dokunulmamış İpler Devamını Oku »

Geçmişin Zehirli Bahçesi

Can’ın ölümü bir boşluktan çok, ruhumda açılan zehirli bir yara gibiydi; her nefesimde hissettiğim, fakat adlandıramadığım bir zehir. Üç ay geçmişti o lanetli trafik kazasının üzerinden. Elif, otuz beş yaşındaydı ve hayatının en parlak döneminde, bir anda kararan bir gökyüzünün altında kalakalmıştı. Peyzaj mimarıydı. Can’la birlikte kurdukları, yeşile ve hayata adanmış o küçük ofis şimdi

Geçmişin Zehirli Bahçesi Devamını Oku »

Taşın Altındaki Gölge

Elif’in kalbi, Nişantaşı’nın kalabalık caddesinde, lüks beyaz bir SUV’un içinden gördüğü yüzle bir anlığına donup kalmıştı. Yıllarını harcadığı o özenle inşa edilmiş duvarlar, Zeynep’in bakışlarıyla birlikte çatırdayarak yıkılıyordu. Zeynep. O ismin zihninde yankılanması bile, taze ekilmiş bir tarlanın altında yatan paslı bir mayın gibiydi; her an patlamaya hazır. Elif, nefesini tuttu, gözlerini kaçırarak hemen önündeki

Taşın Altındaki Gölge Devamını Oku »

Kumaştaki Çatlak

Elif’in elleri, ipekli kumaşın üzerinde akıp giden ipliklerin narin dansını takip ederken, atölyenin loş ışığına karışan toz zerreleri havada uçuşuyordu. “Desen Atölyesi,” kapıdaki soluk tabelanın fısıldadığı isimdi, annesinden yadigâr kalmış, çocukluğunun kokularıyla, eski makinelerin tıkırtılarıyla ve bitmek bilmeyen hayallerle dolu bir sığınak. Yıllar önce, hayallerinin peşinden İtalya’daki o prestijli tasarım okuluna gitmek yerine, annesinin hastalığı

Kumaştaki Çatlak Devamını Oku »

Kör Nokta

Elif, hayatının en önemli imzasını atmak üzereyken, elini sımsıkı tutan dostunun aslında en büyük ihanetini gizlediğinden bihaberdi. “İşte bu! Yeni atölyen, yeni başlangıcın!” Aylin’in sesi neşeliydi, Elif’in heyecanına ortak oluyordu. Gözleri parlıyordu, her zamanki gibi. Yirmi beş yıllık dostlukları boyunca, Aylin hep Elif’in en büyük destekçisi, en güvendiği sırdaşı olmuştu. Çocukluklarından beri omuz omuza yürümüşler,

Kör Nokta Devamını Oku »

Sessiz Bir Gölge

Zeynep, sabah güneşi perdeleri delen cılız bir ışık hüzmesiyle gözlerini araladığında, yirmi yıl önceki o anı yine hatırladı. Sanki her sabah, yatağından kalkmadan önce zihninde o fotoğraf beliriveriyordu: Babasının soğuk toprağa indirilme anı, ardından annesinin “Şimdi ne yapacağız?” diyen çaresiz fısıltısı ve kendi içinde patlayan, uğultulu bir sessizlik. O zamanlar yirmi yaşındaydı, üniversite hayalleri, elinde

Sessiz Bir Gölge Devamını Oku »

İğne ve İpek

İğnenin metalik sesi, Fatih’in dar sokaklarında yankılanan geç saat sessizliğini yarıyordu. Elif’in parmakları, eski Singer dikiş makinesinin pedallarıyla senkronize bir ritim tutarak, mor kadife kumaşın üzerinde zarifçe dans ediyordu. Yanaklarına düşen ter damlaları, alnından süzülüp çenesinde asılı kalırken, bitmek bilmeyen uykusuz gecelerin ve bitmek tükenmek bilmeyen bir hayalin yorgunluğunu taşıyordu. Yirmi dokuz yaşındaydı Elif, yıllardır

İğne ve İpek Devamını Oku »

Yukarı Çık