Hikayeler

Kırık Köprüler

Elif, hayatının en önemli kararlarından birinin eşiğindeydi ve gözleri masanın karşısında oturan ağabeyi Murat’taydı. Murat, kırklarının başında, başarılı bir iş insanıydı. Takım elbisesinin ütüsüyle, bakışlarındaki kararlılıkla, her zaman ailenin sağlam direği olmuştu. Elif, bu kararlılıkta kendine bir liman bulur, her zorlukta ona sığınırdı. Yıllarca içten içe kurduğu pastane hayali, nihayet somut bir projeye dönüşmüş, finansmanı

Kırık Köprüler Read More »

Geçmişin Kırık Aynaları

Elif’in hayatı, boğazın pırıltısını içine çeken salon pencerelerinden süzülen güneş gibiydi: aydınlık, düzenli ve huzurlu. Mert’le on beş yıllık evlilikleri, birbirine geçmiş kökler gibi derin ve sağlamdı. On iki yaşındaki kızları Ayşe, hayatlarının neşesi, yaramaz bir kuştu adeta, her köşede cıvıl cıvıl. Elif, modern sanat galerisinde küratör olarak çalışıyor, sanata olan tutkusunu işine yansıtıyordu. Dışarıdan

Geçmişin Kırık Aynaları Read More »

Taşın Altındaki Yük

Yüksek tavanlı, kristal avizelerle aydınlatılmış o balo salonu, Demir Çakıroğlu’nun son zaferinin sahnesiydi. Elinde altın kaplama ödülü tutarken, kameraların flaşları yüzüne vuruyor, salonu dolduran iş dünyasının önemli simaları alkışlarıyla onu onore ediyordu. “Yılın En İyi Mimari Projesi” ödülü, Boğaz’ın kıyısına kondurduğu o modern, çelik ve cam kule için verilmişti. Herkes onun dehasından, azminden bahsediyor, gözlerinin

Taşın Altındaki Yük Read More »

Yarım Kalan Bir Melodi

Ayşe, yirmi altı yıldır her sabah aynı pencereden dışarı bakıp, geçen bulutlara kızının adını fısıldıyordu: Ela. Zaman, Bergama’nın daracık sokaklarında asırlık zeytin ağaçlarının gölgesinde ağır aksak ilerlese de, onun kalbindeki yara ilk günkü tazeliğini koruyordu. Gençliğinde yaşadığı o kahredici günleri düşünmeden bir an bile geçiremiyordu. Savaş sonrası babasını, ardından birkaç yıl sonra annesini kaybetmiş, kimsesiz

Yarım Kalan Bir Melodi Read More »

Kırık Temeller

Elif, o gece yatak odasındaki eski ahşap kutuyu açtığında, yıllardır saklanan tozlu sırların ağırlığını henüz bilmiyordu. Emre’nin çocukluğundan kalma eşyaların, anıların durduğu bu kutuyu yıllardır kurcalamamıştı. Kocasının ne kadar düzenli, hatta biraz da takıntılı olduğunu bilirdi; bu kutu da onun dokunulmazlığıydı sanki. Ama bu gece, nedensiz bir merak sarmıştı içini. Belki de son zamanlardaki iş

Kırık Temeller Read More »

Taş Duvarlar Arasında Bir Lale

Elif, mutfak penceresinden sokağa bakarken, gökyüzünün gri örtüsü ruhunu yansıtır gibiydi. İzmir’in bu eski mahallesinde, daracık sokaklar ve cumbalı evler arasında kendi küçük dünyasını kurmaya çalışıyordu yıllardır. Otuz üç yaşındaydı ve hayatının en güzel yıllarını, biriktirdiği her kuruşu, bir gün açacağı o küçük, loş ışıklı, kitap kokulu kafenin hayaline adamıştı. Duvardaki panoda, el çizimi menü

Taş Duvarlar Arasında Bir Lale Read More »

Meleğin İzleri

Elif’in elleri, yılların yorgunluğunu ve dikiş makinesinin titreşimlerini içine işlemiş, çatlaklarla doluydu ama ipek bir kumaşı keserken bile titremezdi. Ta ki o güne kadar. İğneyi yavaşça kumaşa batırırken, dükkânın camından geçen genç adamı gördü. Saçlarının rengi, omuzlarının genişliği, duruşu… Kalbinden bir ok geçti, nefesi kesildi. İğne parmağına battı, acı hissetmedi. Sadece o genç adamın siluetine

Meleğin İzleri Read More »

Kayıp Zambakların Mevsimi

Zeynep’in her sabah açtığı, o küçük ama kalabalık çiçekçi dükkanı “Çiçekten Hikayeler”, dışarıdan bakıldığında hayat doluydu; içeride ise yirmi yıldır hiç kapanmayan bir yara taşıyordu. Dükkanın girişi sarmaşık gülleriyle çevriliydi, içi ise her mevsimin en taze çiçekleriyle bezenmişti. Ortaya bıraktığı hafif, yasemin kokusu, şehrin gürültüsünü unutturan sakin bir fısıltı gibiydi. Ama Zeynep için, her taze

Kayıp Zambakların Mevsimi Read More »

Dokunmamış Yük

Demir’in elleri, babasından kalan dikiş makinesinin soğuk metaline dokunduğunda, parmak uçlarında yalnızca yılların pasını değil, aynı zamanda omuzlarına çöken görünmez bir ağırlığı da hissediyordu. Babası Selahattin Bey, bir ay önce aniden vefat etmiş, geride Bursa’nın tozlu ara sokaklarından birinde asırlık bir tekstil atölyesi ve ardında bir ömürlük sessiz fedakarlıklar bırakmıştı. Atölye, “Selahattin Usta’nın Dokumaları” tabelasıyla

Dokunmamış Yük Read More »

Yitirilen Yıldızın Dönüşü

Yer sarsıldığında, Elif’in kollarındaki minicik Zeynep, henüz yedi aylık, annesinin kalbine demir atmış küçük bir denizciydi. Elif, Can ve Zeynep, İzmir’in Buca semtindeki yeni dairelerinin balkonunda, akşamüstü serinliğinde çaylarını yudumluyorlardı. Hava ılık, sohbetleri tatlıydı. Can, Zeynep’in minik ellerini öpüyor, Elif gülümsüyordu. İşte o an, dünya başlarına yıkıldı. Önce hafif bir uğultu, ardından kontrolsüz bir sallantı.

Yitirilen Yıldızın Dönüşü Read More »

Scroll to Top