Hikayeler

Çiçekli Pencere

Pencerenin pervazında duran minik, solgun menekşeler Elif’in ruh halinin bir yansıması gibiydi. Onları özenle suluyor, sararan yapraklarını tek tek temizliyordu ama içindeki boşluğu doldurmaya yetmiyordu. Dışarıda baharın ilk neşeli rüzgarları ağaçları sallarken, Elif’in dünyası gri bir tülün ardında gibiydi. Bugün, küçük kız kardeşi Zeynep’in hayatının en büyük başarılarından birini kutlayacaklardı: Yılın Genç Mimarı ödülünü almıştı.

Çiçekli Pencere Read More »

Yarım Kalan Melodi

Annesinin ölümünün üzerinden henüz kırk gün geçmişti ama Elif, odadaki eşyalardan sızan o kesif keder kokusunu, sanki daha dün buraya sinmiş gibi hissediyordu. Her eşya, dokunuşuyla annesinin ruhunu fısıldıyordu: tülbentleri, oyalı havluları, raflardaki yemek kitapları… Elif, annesinin, Ayşe Hanım’ın hayatını tek bir kelimeyle özetleyebilirdi: düzen. Her şey yerli yerinde, her karar ölçülü, her adım düşünülmüş

Yarım Kalan Melodi Read More »

Kanvasın Ardındaki Sır

Elif, nişan yüzüğünün soğuk metalini parmağında hissederken, kalbindeki boşluk buz gibi bir rüzgar gibi esiyordu. Nişan töreni bitmiş, konuklar dağılmıştı. Serkan, ailesinin yanında durmuş, geleceğin müstakbel iş ortağı edasıyla gülümsüyordu. Yakışıklıydı, eğitimliydi, başarılıydı. Herkes onu Elif için biçilmiş kaftan olarak görüyordu. Elif de öyle olması gerektiğine kendini inandırmıştı. Ama içindeki bir ses, bu mükemmel resimde

Kanvasın Ardındaki Sır Read More »

İçimdeki Kütüphane

Elif, yıllardır aynı masada oturduğu, pencereleri daima kapalı tutulan loş öğretmenler odasında, demleme çayının buharına baktığında, hayatının da aynı o bayatlamış çay gibi bir acılıkla demlendiğini fark etti. Kırkına merdiven dayamış, genç kızlık hayallerini yıllar önce bir köşeye fırlatıp atmış, edebiyat öğretmeni kimliğinin ardına saklanmış bir kadındı o. On beş yıldır Mert’le evliydi. Mert, başarılı

İçimdeki Kütüphane Read More »

Yitik Desen

Ayşe’nin hayatı, o eski Singer makinesinin vızıldaması gibiydi; düzenli, bitmek bilmeyen ve asla kendisi için dönmeyen bir döngü. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanır, atölyenin dikiş makineleri çalışmaya başlamadan çok önce, çaydanlığı ocağa koyar, babasının ilaçlarını hazırlardı. Babası Ahmet Bey’in sağlığı, son birkaç yıldır ailenin üzerinde asılı duran bulut gibiydi. Nefes darlığı, kronik yorgunluk… Doktorların “yaşlılık” dediği

Yitik Desen Read More »

Saklı Kalan Gölge

Elif, mutfak adasında durmuş, sıcacık kahvesinden ilk yudumunu alırken, güneşin yeni doğan günle birlikte perdelerin arasından süzülüp salonu yavaşça aydınlatmasını izliyordu. Yeni evlerinin, Boğaz’ın hafif maviliğine nazır konumu, her sabah ona taze bir başlangıç hissi veriyordu. Mimarlık ofisindeki başarısı, Can’la olan o tutkulu ve sağlam evliliği, yakın zamanda tamamladıkları bu rüya ev… Dışarıdan bakıldığında, Elif’in

Saklı Kalan Gölge Read More »

Kozmik İhanet

Dostluğun kaleleri her zaman en içten yıkımlara açıktır; hele ki o kale, iki çocukluk arkadaşının elleriyle, düşleri ve terleriyle örülmüşse. Murat, elindeki soğuk kadeh viskiyi çevirirken, gözleri duvardaki çerçevede takılı kaldı. On beş yıl önce çekilmiş bir fotoğraftı. Kendisi ve Volkan, yirmili yaşlarının başında, üstlerindeki yırtık kotlar ve umut dolu gülüşleriyle, kiraladıkları ilk atölyenin derme

Kozmik İhanet Read More »

Umut Sitesi’nin Gölgesi

Mimar Selim Karaca, ülkenin en prestijli mimarlık ödülünü alırken salonun uğultusu kulaklarında bir senfoni gibi yankılanıyordu. Sahne ışıkları parlıyor, flaşlar patlıyor, alkış tufanı dinmiyordu. Elleri sıkılıyor, sırtı sıvazlanıyor, gözlerinde parıldayan hayranlık seli onu yutuyordu. “Kentsel dönüşümün yüz akı,” “Modern mimarinin dehası,” “Türkiye’nin gururu”… Bu sıfatlar, kariyerinin zirvesinde, kırklı yaşlarının sonundaki Selim için artık gündelik övgülerdi.

Umut Sitesi’nin Gölgesi Read More »

Yutulan Yıllar

Yılların birikmiş yorgunluğu, omzunda görünmez bir yük gibi çökmüştü Zeynep’in. Eski ahşap sehpanın üzerindeki çatlak fincan, anneannesinden kalma desenleriyle sanki geçmişi fısıldıyordu kulağına. Akşamın loşluğu, salonun her köşesine sinmiş, mobilyaların kadifemsi tozunu bile daha belirgin kılıyordu. Pencereden sızan şehir gürültüsü, bu dört duvarın içindeki sessizliğe yabancı bir melodi gibiydi. Fatma Hanım, iç odadaki sedirde, pencereye

Yutulan Yıllar Read More »

Gecenin Gölgesinde Kalan Yarım Bir Dans

Elif, pencereden dışarıyı saran İstanbul’un gri, yorgun siluetine baktığında, yirmili yaşlarının sonunda biriken bütün o ‘henüz yaşanmamışlıkların’ yükünü sırtında hissediyordu. Grafik tasarım ofisindeki masası, bitmemiş projelerle dolu, her biri kendi içinde bir labirentti. Ama asıl labirent, son zamanlarda beyninde dönüp duran karmaşık düşüncelerdi. Yalnızlık değil, daha çok bir boşluktu hissettiği; bir parçası eksikmiş gibi. Belki

Gecenin Gölgesinde Kalan Yarım Bir Dans Read More »

Scroll to Top