Hikayeler

Gölgedeki Kimlik

Elif’in hayatı, boğaz manzaralı terasından her sabah seyrettiği İstanbul gibi kusursuz bir tabloya benziyordu; ancak tablonun kalın boya katmanlarının altında, titrek bir fısıltı gibi saklanan bir çatlak vardı. Şehrin en parlak mimarlarından biriydi o. Her projesi dergilerin kapaklarını süsler, her sunumu ayakta alkışlanırdı. Evliliği de işi gibi parlaktı. Levent, işine adanmış bir finansçıydı ama Elif’e

Gölgedeki Kimlik Read More »

Güvenin Kırık Aynası

Elif, Defne’nin kahkahalarıyla yankılanan mutfakta, kocasının gözlerindeki o anlık tereddüdü ilk kez görmediğini sandı. Güneşli bir Ankara sabahıydı. Balkondan süzülen ışık, ahşap masaya vuruyor, Defne’nin tabağındaki renkli mısır gevreğini parlatıyordu. Can, her zamanki gibi gazetesini masanın ucuna koymuş, kahvesinden bir yudum alırken, Elif’e uzanıp yanağına bir öpücük kondurmuştu. Her şey olması gerektiği gibiydi, hatta fazlasıyla…

Güvenin Kırık Aynası Read More »

Geciken Gölge

Ayşe, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan bir alışkanlıkla mutfağa yöneldi. Termosuna doldurduğu kahve, sessiz ve düzenli hayatının ilk ritüeliydi. Pencereden dışarı baktığında, İstanbul’un grileşen siluetinde yükselen apartman bloklarının arasında kalmış küçük, sarmaşıklarla bezeli kafesi “Sakin Köşe”nin tabelasını görüyordu. Yedi yıl önce babasından devraldığı bu mekân, onun adeta sığınağı olmuştu. Burada hayatı yavaşlatmış, kendi iç sesinin fısıltılarını

Geciken Gölge Read More »

Gözlerdeki Sır

Elif, annesi Ayşe’nin altmışıncı yaş günü yemeğinde, masanın etrafındaki neşeli kalabalığa gülümsüyordu. Ancak içten içe, bu kahkahaların ve samimi sohbetlerin ardında, hep var olan bir boşluğu hissediyordu. Tıpkı bir yapbozun kayıp parçası gibi, kendi hayatında eksik bir şeylerin olduğunu hep düşünmüştü. Bu akşam, bu his, her zamankinden daha keskin bir bıçak gibi saplandı göğsüne. Amcası

Gözlerdeki Sır Read More »

Gecikmiş Mimarlar Odası

Serkan, elindeki kristal ödülün soğuk ağırlığını hissettiğinde, alkışların uğultusu kulaklarında adeta bir mahkeme salonunun yankısı gibi çınlıyordu. Yüzüne sahte bir tebessüm yerleştirmiş, eşi Elif’in elini sıkıca kavramıştı. Elif’in gözlerindeki gurur, Serkan’ın içindeki buz dağını bir an olsun eritmeye yetmiyordu. Onu bu sahnede gören herkes, kırk üç yaşında Türkiye’nin en başarılı ve saygın mimarlarından biri olan

Gecikmiş Mimarlar Odası Read More »

Yeniden Çalan Melodi

Elif, sabahları aynı saate kurduğu alarm zili çalmadan uyanırdı hep. Zaten derin bir uyku nedir, yıllardır unutmuştu. Sabahın puslu ışıkları perdenin aralığından sızarken, elini komodinin üzerindeki saate uzatır, henüz çalmamış olan zili sustururdu. Kim bilir kaçıncı defa aynı rüyayı görmüştü; rüzgar saçlarını savururken, denizin tuzlu kokusu genzini yakarken, o çocukça kahkahaların peşinden koşuyordu. Ama her

Yeniden Çalan Melodi Read More »

Harun’un Kefareti

Paslanmış demir kapının gıcırtısı, Harun’un ruhundaki pası her sabah biraz daha derinleştiriyordu. Ellili yaşlarının ortasında, saçları ağarmış, gözlerindeki yorgunluk yılların değil, vicdanının eseriydi. Küçük, döküntü bir atölyede mobilya cilacılığı yapıyor, günlerini zımpara tozunun ve tiner kokusunun arasında geçiriyordu. Hayatı, hatalarından arta kalan sessiz bir bekleyişten ibaretti; bir bekleyiş ki neyi beklediğini kendisi bile tam olarak

Harun’un Kefareti Read More »

Dokunan İplikler

Ayşe, elleriyle kumaşın dokusunu her hissettiğinde, sanki o ipliklerin arasında kendi hayatının da görünmez bir nakışını işlediğini düşünürdü; ince, sağlam ama kimsenin fark etmediği. Demirler Tekstil’in Nişantaşı’ndaki gösterişli genel merkezine adım attığı her sabah, Ayşe, üzerinde adeta görünmez bir “buraya ait değilsin” etiketiyle yürürdü. Ailesinin İzmir’deki mütevazı hayatını, annesinin yıllardır aynı terzi dükkanında, günde on

Dokunan İplikler Read More »

Hasır Bilezik

Ayşe Hanım’ın sağ elinin işaret parmağındaki eklem, o sabah her zamankinden daha keskin bir sızıyla uyanmıştı, ancak o, acıyı kâğıt inceliğindeki perdelerin ardından süzülen güneş ışığı gibi görmezden geldi. Parmaklarını ovuşturdu, kireçlenmenin bıraktığı o donuk ağrıyı içinde hissetti. Kırk sekiz yaşındaydı ama hayatın yükü onu sanki yetmişine merdiven dayamış gibi yormuştu. Eşini yıllar önce kaybetmiş,

Hasır Bilezik Read More »

Saklı Nota

O sabah, İstanbul’un her zamanki gri ve telaşlı atmosferi, Aylin’in içindeki boşluğu daha da belirginleştiriyordu. Pencereden dışarı, birbirine yapışık, ruhsuz apartman bloklarına bakarken elindeki soğuk çay bardağını sıkıca kavradı. Yirmi dokuz yaşındaydı ve hayatının, bir zamanlar hayalini kurduğu o rengarenk tuvalden çok, soluk bir karakalem eskizine dönüştüğünü hissediyordu. Sıradan bir muhasebe bürosunda, rakamların monoton labirentinde

Saklı Nota Read More »

Scroll to Top