Hikayeler

Bir Dikişin Bedeli

Elif’in elleri, çatlaklarla dolu ama bir o kadar da maharetliydi. Her bir dikiş, her bir desen, onun sadece mesleği değil, aynı zamanda varoluşunun ispatıydı. Küçük, rutubetli atölyesi, şehrin karmaşasından kopuk, zamanın durduğu bir adacık gibiydi. Eski dikiş makinesinin uğultusu, derinin kendine has kokusu ve yanık kahve buharı, Elif’in dünyasının fon müziğiydi. Gözlerini zarifçe işlediği, geometrik

Bir Dikişin Bedeli Read More »

Geciken Bahar

Yağmur cama vurdukça, genç kadının kalbindeki titrek umut ateşi biraz daha sönüyordu. Kucağındaki bebek, küçücük elleriyle Elif’in parmağını sıkıca kavramıştı. Emre. Henüz altı aylıktı ama Elif, her nefesinde taşıdığı bu yükün altında eziliyordu. Soğuk, kasvetli bir kış gecesiydi. Pencereden görünen lüks villa, şehrin en gözde semtlerinden birinde, parıldayan ışıklarıyla adeta Elif’in sefaletini alaya alıyordu. Burası

Geciken Bahar Read More »

Mirasın Yükü

Kepçenin sesi, sabahın ayazını keskin bir bıçak gibi yararken, Elif yatağında doğruldu. Eski ahşap panjurlardan sızan loş ışık, duvarlardaki nem lekelerini daha da belirginleştiriyordu. Bu ses, son birkaç haftadır mahallelerini ele geçiren uğursuz bir melodiye dönüşmüştü. Kentsel dönüşüm, önce uzaktaki boş arazileri yutmuş, sonra yan sokağa, şimdi de tam karşılarındaki bakkalın yıkımına gelmişti. Elif için

Mirasın Yükü Read More »

Gri Tonlar

Renkli kalemlerin kokusu bile artık genzini yakıyordu Ayşe’nin, oysa bir zamanlar bu koku hayallerinin mürekkebiydi. Gece yarısını çoktan geçmişti. İstanbul, dışarıda nefes alıp veren bir dev gibi uyurken, Renk Atölyesi’nin loş ışıkları altında Ayşe, bilgisayar ekranına gömülmüş, sayısal bir kaosu anlamlandırmaya çalışıyordu. Son iki aydır geleneksel Türk motifleriyle modern çizgileri harmanladıkları tasarımlar yeterince ilgi görmemiş,

Gri Tonlar Read More »

Yirmi Yılın Yankısı

Zeynep’in avuç içlerinde yirmi yılın kırışıklıkları değil, oğlu Emre’nin küçücük eliyle tuttuğu en son anın soğuk bir yankısı vardı. O anın, Güneş’in henüz bu kadar acımasızlaşmadığı, çimenlerin üzerinde neşeli kahkahaların yükseldiği bir Pazar öğleden sonrası olduğunu iyi hatırlıyordu. Beyaz bir piknik örtüsü sermişlerdi İzmir’in o meşhur parklarından birine, altında renkli desenler olan, Emre’nin en sevdiği

Yirmi Yılın Yankısı Read More »

Gölgelerin Ardındaki Renkler

Elif, her sabah olduğu gibi, pencerenin pervazına konan serçeleri izlerken, hayatının hangi kıvrımında yanlış bir yola saptığını değil, hangi kıvrımda yolu başkalarına açtığını düşünüyordu. Dışarıda İstanbul’un o tanıdık, uğultulu sesi yükseliyor, trafik akıyor, insanlar koşturuyordu. Kendi hayatı ise, bu karmaşanın ortasında, sanki cam bir fanusun içinde donup kalmış gibiydi; sakin, düzenli ama bir o kadar

Gölgelerin Ardındaki Renkler Read More »

Köklerin Sesi

Emre’nin hayatı, titizlikle çizilmiş bir mimari projeden farksızdı; her çizgi, her açı kusursuzdu. Otuz beş yaşındaydı ve İstanbul’un en prestijli mimarlık ofislerinden birinde yükselen bir yıldı. Beyoğlu’ndaki modern dairesinin camından Haliç’e vuran ışıkları seyrederken, zihni bugün sunacağı projenin son detaylarını tartıyordu. Geçmişi, çocukluğunun kasvetli gölgeleri, Emre’nin inşa ettiği bu parlak cephenin ardına ustaca gizlenmişti. İç

Köklerin Sesi Read More »

Boyanmamış Tuval

Can, annesinin Kadıköy’deki eski, cumbalı dairesine her geldiğinde, zamanın orada bir başka aktığını hissederdi. Kendi modern dairesinin keskin hatları, minimalist mobilyaları ve cam yüzeyleri aksine, burası yumuşak bir geçmişin kokusuyla doluydu: tarçın, naftalin ve kurumuş yasemin. Geniş salondaki kadife koltuk takımı, vitrindeki antika biblolar ve pencerelerden süzülen solgun ışık, annesi Ayşe’nin zamanla dans eden ruhunu

Boyanmamış Tuval Read More »

Fısıltılar ve Yangınlar

Elif, mutfak masasına özenle yerleştirdiği kahvaltılıklara baktı. Yumurta tabağı, peynir dilimleri, zeytinler… Hepsi olması gerektiği gibiydi, tıpkı hayatı gibi. Dışarıdan bakıldığında her şey kusursuzdu: Şehrin gözde semtlerinden birinde, boğaz manzaralı lüks bir daire, başarılı bir eş, pırıl pırıl bir kız çocuğu. Ama bu kusursuzluk, Elif’in ruhunda yankılanan sessiz bir boşluğun üzerini örtmeye yetmiyordu. Emre, iş

Fısıltılar ve Yangınlar Read More »

Geçmişten Gelen Fısıltı

Elif Gürsoy, mermer zeminde yankılanan topuk sesleri ve cam cephelerden süzülen şehrin silüeti arasında, kendi inşa ettiği dünyanın zirvesinde duruyordu. Dördüncü kuşak Gürsoy Mimarlık’ın yönetim kurulu başkanıydı; ismi prestijli projelere, ödüllere ve saygın makalelere kazınmıştı. Ofisi, boğaz manzaralı bir gökdelenin en üst katındaydı, bir zamanlar hayalini kurduğu her şeyin elle tutulur bir kanıtıydı. Ancak bu

Geçmişten Gelen Fısıltı Read More »

Scroll to Top