Hikayeler

Yaldızlı Duvarlar

Kireçli elleri, henüz güneş doğmadan, Fatih’in daracık sokaklarında, babadan kalma o küçük dükkânın paslı kilidini çevirirken, Emre’nin zihni dünden kalan yorgunluğun ötesinde, uykusunda bile peşini bırakmayan bir hayalle doluydu: o çinileri bir gün İstanbul’un en özel köşelerine, sadece zenginlerin görebileceği yerlere işlemek. Yirmi yedi yaşındaydı Emre. Çini sanatını dedesinden, sonra babasından öğrenmiş, parmak uçlarına kadar

Yaldızlı Duvarlar Read More »

Geçmişin Kırık Aynası

Elif, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan bir şehrin ritmini ciğerlerine çekiyordu. Onu tanıyan herkes, şanslı bir kadın olduğunu söylerdi. Başarılı bir mimar, yakışıklı ve anlayışlı bir eş olan Emre, cıvıl cıvıl bir kız çocuğu, Defne… Elif, her şeyi ilmek ilmek dokuyarak kurduğu bu hayatına, tıpkı İstanbul’un otoyollarını kuşatan çınar ağaçları gibi sağlam kökler saldığına inanıyordu. Ta

Geçmişin Kırık Aynası Read More »

Yüksek Duvarlar

Ayşe, sabahın erken saatlerinde, henüz uykunun ağırlığı çökmüş sokaklarda adımlarını hızlandırırken, üzerindeki ince paltonun soğuk rüzgara karşı ne kadar yetersiz kaldığını hissetti. Zeytinburnu’nun dar, köhnemiş sokaklarından geçip Marmaray istasyonuna doğru ilerlerken, zihninde her zaman aynı resim canlanırdı: Yüksek binalar, modern çizgiler, ışıl ışıl cam yüzeyler… Mimarlık hayali, onu bu gri şehirden, annesinin zorlukla çevirdiği evden

Yüksek Duvarlar Read More »

Yarım Kalan Ay

Ayşe, elindeki taze nane demetini yavaşça suya bırakırken, mutfak camından sızan Mart güneşinin, tezgâhındaki çatlakları nasıl vurguladığını fark etti. Her çatlak, her solmuş fayans, bu evdeki yılların, yaşanmışlıkların ve en çok da kayıpların sessiz birer tanığıydı. Yirmi üç yıl önce, hayatının o yıkıcı kırılma noktasından sonra, zaman onun için yavaşlamış, hatta durmuş gibiydi. Takvimler ilerlese

Yarım Kalan Ay Read More »

Aynadaki Yüzleşme

Elif’in düğün defteri, kusursuzluğun elle tutulur bir kanıtıydı; her detayı özenle seçilmiş, her sayfası gelecek vaatleriyle parlayan bir tablo. Büyük ve köklü ailelerin birleşimi, sosyetik bir düğün, kariyer basamaklarını hızla tırmanan başarılı bir nişanlı: Emre. Dışarıdan bakıldığında Elif’in hayatı, birçok kadının rüyalarını süsleyen bir peri masalı gibiydi. Ancak her akşam, o gösterişli yüzük parmağında, pırlantaların

Aynadaki Yüzleşme Read More »

Gölgeli Umut

Kemal, Boğaz’a nazır lüks ofisinin camından dışarıyı seyrederken, elindeki buz gibi viskinin sıcaklığını bile hissetmiyordu. Aşağıda, grileşen İstanbul’un ışıkları birer birer yanmaya başlarken, o ışıkların her biri, yirmi yıl önce terk ettiği o karanlık sokağa, o soğuk vedaya uzanan birer köprü gibi geliyordu. Başarı, servet, sosyal statü… Hepsine sahipti. Ama aynadaki yansımasına baktığında gördüğü adam,

Gölgeli Umut Read More »

GİZLİ MÜREKKEP

Elif, mutfak penceresinden yağmur sonrası ıslak caddeye bakarken, on beş yıllık evliliğinin de bu gri ve rutubetli havayı taşıdığını düşündü. Can iyi bir adamdı; çalışkan, sorumluluk sahibi, ailesine düşkün. Ama iyi bir adam olmanın, her zaman heyecan verici bir eş olmak anlamına gelmediğini acı bir gülümsemeyle fark etmişti. Otuz sekiz yaşındaydı, bir mimarlık ofisinde çalışıyor,

GİZLİ MÜREKKEP Read More »

Kör Düğüm

Elif, oturduğu apartmanın dar penceresinden dışarı bakarken, akşamın alacakaranlığında kaybolan İstanbul siluetini izledi. Yorgun bir gündü, aslında son altı yıldır her gün yorgundu. Küçük bir tasarım atölyesinde çalışıyor, akşamlara doğru hızla eve yetişip Zeynep’in okuldan dönüşünü karşılıyordu. Hayatını kızı Zeynep üzerine kurmuştu. Zeynep, onun nefesiydi, her şeyiydi. Onu bu hayata bağlayan tek ve en güçlü

Kör Düğüm Read More »

Kırık Saksıların Gölgesi

Deniz, rengarenk çiçeklerin arasında dururken, dükkanının camından sızan güneşin bile içindeki o buzlu hissi eritemediğini fark etti. Son zamanlarda Cem’in, yani kocası Cem’in, gözlerindeki o eskiden parlayan neşe, yerini derin bir sis perdesine bırakmıştı. Dükkanın en canlı orkideleri bile solgun gösteriyordu gözünde. “Yoksa ben mi abartıyorum?” diye fısıldadı kendine, kurumuş bir yaprağı nazikçe koparırken. Ancak

Kırık Saksıların Gölgesi Read More »

Paslı Zincir

Kenan Bey’in atölyesi, Zeytinburnu’nun arka sokaklarında, çam kokusunun ve kesici alet seslerinin birbirine karıştığı küçük bir cennetti. Onu tanıyan herkes, Kenan Usta’nın dürüstlüğüne, çalışkanlığına ve ellerinden çıkan her mobilyadaki zanaatkarlığına hayranlık duyardı. Atölyenin duvarları, yılların getirdiği ustalıkla birlikte, Kenan’ın yükselişini fısıldayan bir geçmişi taşıyordu. O, yoksulluktan tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş, karısı Ayşe ve biricik kızı Elif’e

Paslı Zincir Read More »

Scroll to Top