Hikayeler

Beton ve İnci

Elif’in parmakları, pürüzsüz mermer masanın üzerindeki son kahve lekesini silerken, dışarıdaki şehir, gecenin pusuna teslim olmaya hazırlanıyordu. Maslak’ın göğe uzanan, cam ve çelikten kuleleri, aşağıda debelenen hayatlara tepeden bakıyor, her biri farklı bir dünyayı fısıldıyordu. Elif’in dünyası ise, bu kulelerin en görkemlilerinden birinin 37. katında, gece mesaisinde temizlik yaparak, gündüzleri ise açık öğretimde mimarlık okuyarak

Beton ve İnci Read More »

Gölgelerin Ardındaki Aşk

Elif, mutfak penceresinden dışarıya, erken kış sabahının sisli İstanbul siluetine bakarken, elindeki sıcak çay bardağının buğusuyla parmaklarının ısındığını hissetti. Onlarca kat aşağıdaki şehrin uğultusu, oturdukları lüks rezidansın yirmi üçüncü katına kadar zorlukla ulaşıyordu. Hayatları, bu şehre tepeden bakan daireleri gibiydi; kusursuz, düzenli ve dışarıdaki karmaşadan izole. Kocası Can, birazdan uyanıp her sabahki gibi öperek güne

Gölgelerin Ardındaki Aşk Read More »

Geç Kalan Veda, Erken Gelen Merhaba

O ilk hatanın zehri, yıllar sonra bile Can’ın ruhunda sızı gibi duruyordu. Parmaklarının arasından kayıp giden bir kum tanesi değil, koca bir hayat, sevgi dolu bir yuva ve bir çocuktu. Griye çalan saçları, alnındaki derin çizgiler, aynadaki yorgun yüzü, o günlerin birer hatırasıydı şimdi. On yıl. Tam on yıl geçmişti Elif ve Deniz’in hayatından çıkalı.

Geç Kalan Veda, Erken Gelen Merhaba Read More »

Gümüş Zincir ve Gizli Hesaplar

Aslı’nın parmakları, Emre’nin askılıktaki ceketinin cebine daldığında, küçük, soğuk ve yabancı bir şeye dokundu. Kalbi anlık bir huzursuzlukla sıyrılırken, içinden “Herhalde bir anahtardır ya da bozuk para” diye geçirdi. Ama avucuna düşen şey ne anahtardı ne de bozuk para. Parlak, zarif bir gümüş zincirdi. Minik, tek bir inciyle süslenmişti. Aslı’nın stiline hiç uymayan, Emre’nin de

Gümüş Zincir ve Gizli Hesaplar Read More »

Yarım Ay Lekesi

Elif, elindeki ıslak bezle paslanmaz çelik çöp kovasını parlattığı sırada, içindeki boşluk midesine bir yumruk gibi oturdu. Yirmi bir yıl olmuştu. Yirmi bir yıl ve sanki dün gibiydi her şey. İstanbul’un en lüks alışveriş merkezlerinden birinin en steril koridorlarından birinde, temizlik görevlisi üniforması içinde, hayatının en büyük sırrının ağır yükünü taşıyordu. Dışarıda yaz güneşi beton

Yarım Ay Lekesi Read More »

Kilitli Sandığın Sırrı

Ayşe’nin masaya koyduğu pilavın üzerinde tereyağı mis gibi erirken, Emre tabağına bakmamaya çalışıyordu. Evin ortasına çöreklenmiş, görünmez ama her an solukları kesebilecek bir ağırlık vardı. Babası Mustafa’nın boğazını temizleyip “Emre, işler nasıl gidiyor? Sergide bir gelişme var mı?” diye sormasıyla o ağırlık daha da hissedilir oldu. Sorunun altında yatan ‘ne zaman adam olacaksın?’ iması, pilavın

Kilitli Sandığın Sırrı Read More »

Geç Kalmış Bir İstanbul Sabahı

Yıllar sonra bir taksinin arka koltuğunda, Kadıköy vapur iskelesini arkamda bırakırken, Can’ın adını tekrar bu kadar net duyacağım hiç aklıma gelmezdi. Telefonumdaki arayan numara tanıdık değildi ama ses Can’dı. Uzun zamandır yutulmuş, boğazda takılı kalmış kelimeler gibiydi. “Elif, Defne… Defne iyi değil.” O an, o kısa cümle, tüm İstanbul’u ve hatta benim inşa ettiğim yeni

Geç Kalmış Bir İstanbul Sabahı Read More »

Gölgenin Bedeli

Elif’in hayatı, İstanbul Boğazı’na nazır dairesinin penceresinden her sabah süzülen güneş ışıkları gibi berraktı. Her şey yerli yerindeydi: Başarılı bir mimarlık kariyeri, her anında ona destek olan, zeki ve yakışıklı eşi Kerem, ilkokul çağındaki neşeli kızı Defne… Kahvaltılar özenle hazırlanır, iş toplantıları kusursuz geçer, akşam yemekleri samimi sohbetlerle taçlanırdı. Elif, bu mükemmel dengenin mimarıydı; her

Gölgenin Bedeli Read More »

Gölgenin Kıyısında Bir Lale

Kapıdaki zilin cırtlak sesi, Elif’in yıllardır taşıdığı o boşluğa saplanan iğne gibiydi. Küçük, loş antika dükkanının ahşap zemini her adımda gıcırdar, duvarlardaki tozlu aynalar geçmişten kalma gölgeleri yansıtırdı. Elif, dükkanın kuytuluğuna gizlenmiş, zamanla cilalanmış bir sehpanın üzerindeki oymaları incelerken, her yeni günün getirdiği sessizliği iliklerine kadar hissederdi. Yaşı kırklıların sonuna dayanmış, ancak bakışlarındaki yorgunluk ve

Gölgenin Kıyısında Bir Lale Read More »

Yıkık Duvarlar Arasında

Emir, sabahın erken saatlerinde, lüks SUV’sinin ısıtmalı koltuğuna gömülmüş, şehri uykusundan uyandıran soğuk havaya inat, içeride çalan sakin caz müziğine eşlik ediyordu. Camdan dışarı süzülen eski binalar, birbirine yaslanmış cumbalı evler, ona göre bir karmaşa, düzensizlik yığınıydı. Gözlerinde ne bir estetik ne de bir tarih değeri taşıyordu; sadece yıkılması ve yerine modern, işlevsel yapılar inşa

Yıkık Duvarlar Arasında Read More »

Scroll to Top