Hikayeler

Gözdeki Gölge

Emre, elindeki raporu tekrar masaya bıraktığında, odanın ortasına yıldırım düşmüş gibi hissetti. Gece yarısını çoktan geçmiş, şehrin uğultusu dışarıda hafiflemişti ama Emre’nin zihnindeki fırtına dinmek bilmiyordu. Hesap tablosundaki satırlar, her biri kurşun gibi ağır, tanıdık bir kalem oynatmış gibi görünen ama asla olmaması gereken bir kalemden çıkan hareketlerdi. “Mimarlık Çözümleri A.Ş.” Bu isim, son altı

Gözdeki Gölge Devamını Oku »

Taş Duvarlar Arasında Bir Ev, Yalanlarla Yıkılan Bir Yuva

Elif, Can’ın dizüstü bilgisayarının ekranında parlayan anlamsız rakamlar ve grafiklerle uyandı. Sabahın erken saatleriydi, perdeler henüz aralık değildi ama ekranın soğuk ışığı odaya yayılıyordu. Can, yatağın kenarında oturmuş, parmakları klavye üzerinde bir cambaz gibi sekerek bir şeyler yazıyordu. Elif, Can’ın omuzunun üzerinden ekrana göz attığında, “Zenith Capital” yazan bir logo ve yanında inanılmaz yüksek bir

Taş Duvarlar Arasında Bir Ev, Yalanlarla Yıkılan Bir Yuva Devamını Oku »

Gecikmiş Bahar

Elif’in takviminde ne baharlar geçmiş ne de yazlar gelmişti; her gün, Can’ın kaybolduğu o lanet olası parkın soğuk bankında yeniden başlıyordu. On iki yıl. Tam on iki yıl. Saçlarına düşen her ak tel, alnındaki her yeni çizgi, günden güne daha da bükülen omurgası, oğlunun yokluğunun vücudunda açtığı yaralardı. Boğazı düğüm düğüm olurdu her sabah, gözleri

Gecikmiş Bahar Devamını Oku »

Geç Kalmış Bir Eylül Sabahı

Elif’in titreyen eli, telefonun soğuk ekranında beliren ismi görmesiyle dondu. “Demir Arslan Grubu.” Kalbine, uzun zaman önce özenle ördüğü buzdan duvar aniden çatlamış gibi keskin bir sızı saplandı. On yıl. Tam on yıldır ne sesini duymuş, ne yüzünü görmüştü. Adı bile uzak bir anının, unutulmuş bir şarkının mırıldanışı gibiydi. Şimdi ise, yeni büyük projelerinin başındaki

Geç Kalmış Bir Eylül Sabahı Devamını Oku »

Gölgeler ve Bir Tomurcuk

Elif, yirmi beş yıl önce kucağına alıp da bir daha hiç dokunamadığı bebeğinin, Ayşe’sinin hayaliyle yaşıyordu. Zaman denen merhem, onca yıla rağmen bu derin yarayı saramamış, sadece üzerini ince bir zarla örtmüştü. Her nisan, Ayşe’nin doğum günü, Elif için görünmez bir mezar taşının başında yas tuttuğu bir gündü. O narin, bembeyaz çarşaflara sarılı küçük bedeni,

Gölgeler ve Bir Tomurcuk Devamını Oku »

Can’ın Gölgesi

Elif, kahvesinin buharında eriyip giden anıların kokusunu aldığında, hayatının kusursuz denkleminin bir bilinmeyenle sarsılacağını henüz bilmiyordu. İstanbul’un kalabalık sabahlarından biriydi, apartman dairesinin geniş penceresinden süzülen güneş ışığı, mobilyaların cilalı yüzeylerinde dans ediyordu. Yirmi yıldır bu şehirde yaşıyor, on beş yıldır Hakan’la evli, sekiz yıldır kendi iç mimarlık şirketinin başarılı yöneticisiydi. Düzenli, özenli, dışarıdan bakıldığında imrenilecek

Can’ın Gölgesi Devamını Oku »

Yitik Vefa

Yıllarca dikkatle örülmüş bir ağ gibiydi Erenler ailesinin hayatı. Her ilmeği özenle atılmış, her düğümü sağlam, dışarıdan bakıldığında kusursuz bir tablo. Banu, zarif duruşu ve bitmek bilmeyen enerjisiyle bu tablonun kalbiydi. Ahmet, iş dünyasının güvenilir, saygın isimlerinden; karısının yanında sağlam bir meşe gibi duruyordu. Kızları Deniz, başarılı bir mimar, hayatı planlı, kariyeri parlayan bir yıldızdı.

Yitik Vefa Devamını Oku »

Suskun Duvarlar

Kahvemi yudumlarken, Emre’nin masasında duran o garip anahtarı gördüğümde, hayatımın bir daha asla eskisi gibi olmayacağını henüz bilmiyordum. Pırıl pırıl, üzerinde hiçbir yazı ya da sembol bulunmayan, sade bir anahtardı. Emre’nin asla böyle bir anahtar kullanacağını sanmazdım, o her şeyi dijitalleştirmeyi seven, anahtarlıklardan nefret eden bir adamdı. İçimde bir anlık bir kuşku kıpırdadı ama hızla

Suskun Duvarlar Devamını Oku »

Sırtımdaki Şehir

Elif, İstanbul’un kalabalık otobüslerinde sabahın ilk ışıklarıyla uyanırken, cebindeki son paranın huzursuzluğunu, hayallerinin heyecanıyla dengelemeye çalışıyordu. Her günkü gibi, annesinin özenle hazırladığı, tereyağlı peynirli poğaçanın kokusu burnuna çalınıyordu. Bu koku, ona Fatih’in dar sokaklarında sıkışmış, penceresi karşı binanın gri duvarına bakan küçücük dairelerini hatırlatıyordu. Annesi Ayşe, temizlik işlerine giderek, Elif’in mimarlık fakültesindeki bursunu tamamlamaya çalışıyordu.

Sırtımdaki Şehir Devamını Oku »

Gölgedeki Sır

Ayşe, mutfak penceresinden dışarı bakarken, akşamüstünün gri tonlarını yutmaya başlayan Ankara semtinin siluetini izliyordu. On beş yıllık evliliği boyunca her akşam yaptığı gibi, Hakan’ın gelmesini bekliyordu. Zamanla, bu bekleyişin coşkusu yerini usulca bir ritüele, ardından da bir alışkanlığa bırakmıştı. Hakan iyi bir adamdı; çalışkan, dürüst, ailesine düşkün. Kimse Ayşe’nin evliliğine kötü bir söz söyleyemezdi, söylemezdi

Gölgedeki Sır Devamını Oku »

Yukarı Çık