Hikayeler

Sessizliğin Bedeli

Elif, sabahın erken saatlerinde, İstanbul’un grileşmeye yüz tutmuş ama vazgeçilmeyen Boğaz manzarasında yükselen ilk güneş ışıklarıyla uyandığında, penceresinden içeri süzülen soluk ışığın yüzüne vurduğunu hissetti. Gözlerini araladığında gördüğü ilk şey, komodinin üzerindeki çerçeveli fotoğraftı: Birlikte gülümsedikleri, birbirlerine sıkıca sarıldıkları bir an. Yıllar önce çekilmişti bu fotoğraf, Aslı lise sona giderken, Elif ise üniversiteye yeni başlamışken.

Sessizliğin Bedeli Devamını Oku »

Yitik Güvenin Gölgesi

Ayşe, o gece, kocası Metin’in sessizliğinin altındaki çatlağı fark ettiğinde, henüz hayatının temelinin sarsılmaya başladığından habersizdi. Metin, her zamanki gibi koltuğuna gömülmüş, elinde tuttuğu gazetenin arkasına gizlenmişti. Ancak o gazete sayfalarının arkasından sızan bir gerilim vardı; omuzlarının duruşunda, her zamankinden daha sık aldığı nefeslerde ve Ayşe ona seslendiğinde, irkilerek verdiği “Efendim?” cevabının tonunda. Yılların alışkanlığıyla,

Yitik Güvenin Gölgesi Devamını Oku »

Geçmişin Fısıltısı

O sabah, Elif’in kahve kupasından yükselen buhar bile mutluluğun rengindeydi. Demir’le evliliklerinin beşinci yılına girmişlerdi ve her şey, sanki bir peri masalından fırlamış gibi kusursuzdu. Demir, mühendis olarak başarılı, yakışıklı, nazik ve anlayışlı bir adamdı. Elif, mimarlık kariyerinde yükselirken, Demir her zaman arkasında bir dağ gibi durmuştu. Çocuk hayalleri kuruyor, yeni aldıkları, bahçeli, eski ama

Geçmişin Fısıltısı Devamını Oku »

Gölgesiz Yarınlar

Zeynep, pazar sabahlarının o huzurlu sessizliğini, kocasının yanı başında soluduğu derin nefeslerle bölmeyi severdi; henüz bu huzurun bir illüzyon olduğunu bilmiyordu. Murat’la sekiz yıllık evlilikleri, dışarıdan bakan herkes için kusursuz bir tabloydu. İkisi de başarılı mimarlar, birbirlerine âşık, ortak hayalleri olan modern bir çifttiler. En azından Zeynep öyle sanıyordu. Son birkaç ay, annesinin ani kaybıyla

Gölgesiz Yarınlar Devamını Oku »

Geçmişin Gölgesi

Elif, kristal avizelerin altında parıldayan kadehini kaldırırken, salondaki alkış sesleri kulaklarında hafif bir uğultuya dönüştü. İstanbul’un en prestijli ödüllerinden birini, Yılın Mimarı ödülünü almıştı. Sahneden eşi Deniz’e ve sekiz yaşındaki kızı Melis’e doğru gülümsedi. Melis babasının dizinde, minik elleriyle alkışlıyor, gözleri annesinin üzerindeki gururla parlıyordu. Her şey mükemmeldi. Elif’in düşlediği, ilmek ilmek ördüğü, tırnaklarıyla kazıyarak

Geçmişin Gölgesi Devamını Oku »

Yitirilmiş Bir Renk

Elif, sabahları en çok pencereye düşen ilk ışığın rengini severdi; her gün biraz daha solgunlaşan gri bir umut gibiydi o. O eski parıltısını kaybetmiş gözleriyle aynada kendine baktığında, yansıyan kadının aslında hiç olmak istemediği kişi olduğunu biliyordu. Yirmili yaşlarının başında, dünyayı fırça darbeleriyle yeniden yaratmaya hevesli o genç kadın, şimdi bir finans şirketinin loş, klostrofobik

Yitirilmiş Bir Renk Devamını Oku »

Sessiz Mimari

Elif’in elleri titriyordu. Parmağındaki kurşunkalem, çizim tahtasındaki yarı bitmiş mimari taslağının üzerinde bir an dondu kaldı. Ama bu heyecan, işi yetiştirme telaşından değildi; masasının üzerinde duran, kenarları yıpranmış büyük zarftan yayılan mutluluktu. Politecnico di Milano’dan kabul mektubu. Sadece bir kabul mektubu değil, aynı zamanda tam burs haberiydi. Duvarları saran beton ve cam kokusunun hayalini kurarak

Sessiz Mimari Devamını Oku »

Sır Perdesi

Elif, mutfak penceresinden içeri süzülen akşam güneşinin son ışıklarına bakarken, kocasının kahkahası salonu doldurdu. Murat, elindeki kumandayla televizyon kanallarını hızla geziyor, kendince komik bulduğu bir şeye gülüyordu. Elif gülümsedi. İşte hayat buydu. Otuzlu yaşlarının ortasında, sevdiği adamla, huzurlu bir evde, belki yakında bir çocukla tamamlanacak, küçük ama kendilerine ait bir dünyada. Daha ne isteyebilirdi ki?

Sır Perdesi Devamını Oku »

Ahşap Rüyaların Gölgesi

Ahşap kokusu, Metin için sadece bir koku değildi; yirmi yıldır soluduğu, her bir lifine işleyen bir yaşam biçimiydi. Atölyenin loş ışığında, yeni bitirdiği sehpanın pürüzsüz yüzeyine son kat verniği sürerken, çocukluğundan beri kurduğu “Ahşap Rüyalar”ın somutlaşmış halini izliyordu. Her bir oyma, her bir birleşim, sadece onun değil, Can’ın da emeğiydi. Çocukluk arkadaşı, üniversite sıra arkadaşı,

Ahşap Rüyaların Gölgesi Devamını Oku »

Kan Bağının İkinci Şansı

Elif, pencere kenarındaki saksı menekşesini sularken, parmak uçlarında gezinen toprak tanecikleriyle boğazına düğümlenen geçmişin ağırlığını bir kez daha hissetti. Kırk sekiz yaşındaydı ve hayatını, yirmi sekiz yıl önce aldığı o kararın gölgesinde yaşıyordu. Başarılı bir çiçekçi dükkanının sahibi, çevresi tarafından sevilen, dingin bir kadın görüntüsü çiziyordu ama içindeki fırtına hiç dinmiyordu. Her bahar, yeni açan

Kan Bağının İkinci Şansı Devamını Oku »

Yukarı Çık