Hikayeler

Kırık Fırça Darbeleri

Ahmet, mermer zeminde yankılanan ayak seslerinin sesini dinlerken, yaşadığı bu görkemli evin, aslında ne kadar boş ve soğuk olduğunu bir kez daha hissetti. Yüksek tavanlı salonunda, İtalyan mobilyalarının arasında kaybolmuş gibiydi. Pencerelerden giren sonbahar güneşi, toz bulutlarını dans ettiriyor, ancak kalbindeki o gri bulutu dağıtmaya yetmiyordu. Elindeki raporu sıktı. Doktorun sesi, metalik ve keskin, kulaklarında

Kırık Fırça Darbeleri Read More »

Siyah Kuğu Şarkısı

Elif, hayatını, sanki dergilerin parlak sayfalarından fırlamış gibi kusursuz bir kompozisyon olarak yaşıyordu. Bebek’teki deniz manzaralı dairesi, titizlikle seçilmiş sanat eserleriyle dolu duvarları, haftalık pilates dersleri ve eşi Mert’in, İstanbul’un prestijli iş dünyasındaki sarsılmaz konumu… Her şey olması gerektiği gibiydi, hatta daha da iyiydi. Ancak bu kusursuz tabloda, bir fırça darbesi eksikti; yıllar önce unuttuğu,

Siyah Kuğu Şarkısı Read More »

Sır Kutu

Ayşe, yıllardır kimsenin dokunmasına izin vermediği o eski ahşap kutuyu açarken, parmak uçlarına değen toz değil, yirmi yedi yıllık bir sırrın ağırlığıydı. Kutunun içi, unutulmuş anıların mezarlığı gibiydi. Kurumuş bir çiçek, yıpranmış bir fotoğraf, soluk bir kurdele… Ve bir mektup. Kenarları sararmış, mürekkebi yer yer dağılmış, hiç açılmamış gibi duran bir mektup. Gözleri satırların üzerinde

Sır Kutu Read More »

Geçmişin Gömülü Sırrı

Ayşe, mutfak penceresinden sokağa boş gözlerle bakarken, şehrin uğultusu kulaklarında anlamsız bir gürültüye dönüşmüştü. Soğuk, mart rüzgarı perdeleri hafifçe havalandırıyor, içeriye taşınan bahar kokusu bile içindeki o derin, kış soğuğunu dindiremiyordu. Otuz yıl. Tam otuz yıl geçmişti o günden beri. Zaman, bir nehrin suyu gibi akıp gitmiş, geçtiği yerlerde izler bırakmıştı ama Ayşe’nin kalbindeki yara

Geçmişin Gömülü Sırrı Read More »

Kırık İpler

Kumaş kokusu Ayşe’nin hayatının özetiydi; her ipliğinde babasının alın teri, annesinin duası saklıydı. Duvarları dökülen, makineleri gürültülü çalışan bu eski konfeksiyon atölyesi, sadece bir iş yeri değil, aynı zamanda annesinden ve babasından miras kalan tek hatıraydı. Yirmi yıldır, üniversite hayallerini, evlilik tekliflerini, kişisel heveslerini bir kenara bırakıp bu atölyenin çarklarını döndürmek için canla başla çalışmıştı

Kırık İpler Read More »

Mürekkebin Gölgesi

Yirmi yıl önce bir yaz akşamı, o imzanın mürekkebi Emre’nin hayatını sonsuza dek değiştirdi; oysa bugün, sıradan bir kahve kokusu bile onu aynı akşamın boğucu karanlığına geri çekiyordu. Kendi şirketinin, “Gelişim Mimarlık”ın teras katındaki ofisinde, şehrin ışıklarına karşı oturmuş, cam kupa elinde, karamel notalı kahvesinden bir yudum alırken, sanki boğazına kaçan o acımasız sır, nefes

Mürekkebin Gölgesi Read More »

Kırık Çini Parçaları

Mutfak penceresinden görünen Kütahya’nın donuk silueti, Ayşe’nin hayatının sessiz bir fotoğrafı gibiydi. Her sabah aynı saatte kalkan, aynı rutini takip eden, aynı sorulara aynı cevapları veren bir hayat. Otuz sekiz yaşındaydı ve yüksek lisede tarih öğretmeniydi. Eşi Cem, düzgün bir memurdu, iyi bir babaydı, ama aşkları bir zamanlar kıpır kıpır akan bir nehirken, şimdi kurumuş

Kırık Çini Parçaları Read More »

Geçmişten Gelen Fısıltı

Elif’in kusursuz sandığı hayatının duvarları, bir e-postanın konusuyla çatırdayacaktı. Gecenin sessizliğini bozan tek şey, bilgisayar ekranından yansıyan soluk ışık ve parmaklarının klavyede gezinirken çıkardığı hafif sesti. “Merhaba Elif,” yazıyordu konu satırında, “beni hatırladın mı?” Gönderen kısmında gördüğü isim, ruhunun en karanlık dehlizlerine kilitlediği, varlığını bile unutmaya çalıştığı bir hayaletti: Murat. Kalbi aniden hızla atmaya başladı,

Geçmişten Gelen Fısıltı Read More »

Sırtımdaki Rüzgar

Ceyda, camdan dışarı baktığında, bahçedeki gül ağacının tomurcuklandığını gördü. Oysa içindeki bahçe kurumuş, çatlamıştı. Yıllardır süregelen monoton bir dinginlik, hayatına sinmiş, onu yavaşça uyuşturmuştu. Her şey yolundaydı; iyi bir eş, Can, zeki ve pırıl pırıl bir kız çocuğu, Elif, ferah bir ev, düzenli bir yaşam… Ama eksik olan bir şey vardı; Ceyda’nın ta kendisiydi bu

Sırtımdaki Rüzgar Read More »

Geciken Bahar

Her sabah, o tek bir anın soğuk yankısıyla uyanıyordu Elif. On yıl önce, Şeker Bayramı’nın coşkun kalabalığında, Mısır Çarşısı’nın baharat kokulu koridorlarında, elinden kayıp giden o minik elin anısıyla… Can’ı, beş yaşındaki tek evladı, bir anda buhar olup uçmuştu. O günden sonra dünya Elif için yedi kat karardı. Güneş, yalnızca onu unutturmamak için doğuyor, her

Geciken Bahar Read More »

Scroll to Top