Hikayeler

Suskun Yara

Elif, boğazın soğuk rüzgarını iliklerine kadar hissederken, köhne otobüsün penceresinden karşı kıyıya, ışıklar içinde parlayan yalılara baktı. Her sabah bu ritüel, yaşadığı dünya ile adım attığı dünya arasındaki uçurumu daha belirgin hale getiriyordu. Babası yıllar önce vefat ettikten sonra annesinin tüm umudunu bağladığı, bursla kazandığı Boğaziçi Mimarlık, Elif için sadece bir okul değil, aynı zamanda […]

Suskun Yara Read More »

Geçmişin Kırık Gerdanlığı

Elif, Boğaz’a nazır dairesinin geniş penceresinden İstanbul’un pırıltılı gecesine bakarken, hayatının kusursuz bir tablo olduğunu düşünüyordu. Başarılı bir mimar, yakışıklı ve anlayışlı bir eş olan Cenk, her detayı özenle tasarlanmış bu yuva… Her şey, yıllar önce geride bıraktığı o tozlu, yoksul geçmişin tam zıddıydı. Ama bazen, en sakin anlarda bile, geçmişin buz gibi nefesi ensesinde

Geçmişin Kırık Gerdanlığı Read More »

Geç Gelen Hesaplaşma

Ayhan Bey’in elleri, mermer sehpanın soğuk yüzeyinde gezindi. Parmak uçları pürüzsüzlüğü hissederken, zihninde yılların tortusuyla pürüzlü hale gelmiş bir anı canlandı. Televizyonda, “Yılın Genç Tasarımcısı” ödülünü alan Elif isimli genç bir kadının gülümseyen yüzünü gördüğünde, boğazına oturan o koca düğümle aniden nefesi kesilmişti. Genç kadının adını, soyadını ve memleketini duyduğunda, elindeki viski kadehini titreyen bir

Geç Gelen Hesaplaşma Read More »

Yitirilenin İzinde

Elif, yıllardır ruhunda taşıdığı o tanıdık boşluğu, ne işindeki başarısıyla ne de özenle kurduğu sosyal çevresiyle doldurabilmişti. Otuz sekiz yaşındaydı, başarılı bir grafik tasarımcıydı ve dışarıdan bakıldığında her şeye sahip görünüyordu. Ancak aynada kendine her baktığında, gözlerinde beliren o soru işareti, ait olma hissinin peşini bırakmayan yankısıydı. Evlatlık edinilmişti. Zeynep ve Ahmet, ona dünyadaki en

Yitirilenin İzinde Read More »

GÖMÜLÜ SIR

Elif, kucağındaki sıcak kahve fincanıyla Boğaz’ın pırıltılı sularına dalmışken, kapının çalınmasıyla irkildi. Günün bu saatinde, kim olabilirdi ki? Postacı ya da komşu olmalıydı. Aceleci adımlarla kapıya yöneldi, gülümsemesini takındı. Ama kapıyı araladığında karşısında duran yüz, Elif’in yıllar önce toprağa gömdüğünü sandığı bir hayaletti. Uzun, dağınık saçlı, sakalları uzamış, gözlerinde tarifsiz bir yorgunluk taşıyan adamın bakışları,

GÖMÜLÜ SIR Read More »

Kimliksiz Gölge

Elif, bebek odası için Pinterest’te ilham veren fotoğrafları kaydırırken, yanındaki boşluğa uzanan eliyle Kerem’in varlığını hissetti. Kocası, gözlerini bile açmadan, onun parmaklarını kavrayıp hafifçe sıktı. Huzurlu bir an. Mükemmel bir evlilik. Tek eksikleri, her geçen gün daha da özlemini çektikleri bir bebekti. Üç yıldır deniyorlardı. Tüm testler, umutlar, hüsranlar… Artık yorgunluk ve belirsizlik, Elif’in ruhuna

Kimliksiz Gölge Read More »

Gözyaşının Mirası

Elif, İstanbul’un her köşesini bir tuval gibi gören ruhuyla, fotoğraf makinesini asla yanından ayırmayan, hayata tutkuyla bağlı bir kadındı. Eski bir Ermeni mahallesinde, daracık sokağa bakan, cumbalı dairesinin penceresinden gördüğü her anı yakalamaya çalışırdı. Bir gün, o pencerenin hemen önündeki kaldırımı işgal eden lüks bir otomobilin içinden inen, simsiyah takım elbiseli, karizmatik adama takıldı gözleri.

Gözyaşının Mirası Read More »

Geçmişin Taşları

Selim Koray, mimarlık dünyasının parlayan yıldızıydı. Adı, modern çizgilere ve zamansız estetiğe sahip projelerle anılıyordu. Son ödül töreninde sahneden inerken, salondaki alkış tufanı kadar eşi Elif’in gururlu bakışları da içini ısıtmıştı. Elif, kendisi gibi mimardı; zekası, zarafeti ve bitmek bilmeyen yaşam enerjisiyle Selim’in hayatının demirbaşıydı. Nişantaşı’ndaki şık daireleri, Boğaz manzaralı terasları, hafta sonu Alaçatı’daki butik

Geçmişin Taşları Read More »

Yarım Kalan Miras

Elif’in dünyası, doktorun ağzından dökülen her kelimeyle biraz daha kararıyordu. On bir yaşındaki kızı Defne’nin böbrek nakline ihtiyacı vardı ve zaman daralıyordu. “Biyolojik babanın uygun bir donör olma ihtimali yüksek,” dedi doktor, sesi mesafeli ve profesyoneldi, sanki Elif’in yirmi yıl öncesine, kalbinin paramparça olduğu o geceye sürüklediğini bilmiyordu. Elif’in dudaklarından sessiz bir “Hayır,” döküldü ama

Yarım Kalan Miras Read More »

Gecikmiş Fısıltılar

Elif’in parmakları, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte daktilonun soğuk tuşlarına dokunurken, pencereden sızan güneşin sıcaklığı onu bir türlü ısıtamıyordu. Hayatının yirmi yılı, bu daktilo gibi düzenli, tekdüze ve biraz da ruhsuz geçmişti. Çocukluğundaki rengarenk suluboya fırçaları, tualin kokusu ve çizdiği hayaller, şimdi eski bir sandığın dibinde unutulmuş tozlu anılardı sadece. Otuz beş yaşındaydı ve sabah altıda

Gecikmiş Fısıltılar Read More »

Scroll to Top