Hikayeler

Tarçın Kokulu Yalanlar

Elif, parmak uçlarında birikmiş kahve kokusunu içine çekerken, hayatının en büyük yalanının demlenmekte olduğundan habersizdi. Sabahın erken saatleriydi. Esinti Kahve Evi’nin camından süzülen güneş, yeni pişmiş tarçınlı kurabiyelerin buğusuyla dans ediyordu. Burası sadece bir dükkân değildi Elif için; burası, Mert’le çocukluktan kalma hayallerinin, uykusuz gecelerinin ve kâğıda dökülmüş her bir umudunun ete kemiğe bürünmüş haliydi.

Tarçın Kokulu Yalanlar Read More »

Yükselen Duvarlar

Ayşe Demir, betonun acı kokusunu içine çekerken, kulaklarında uğuldayan vinç sesleri çocukluğunun gürültüsünü bastıramıyordu. O gürültü, Kadıköy’ün ara sokaklarında, çamaşır asılı balkonların altından geçen kamyonların ve demircilerin çekiç sesleriydi. Şimdiyse, şehrin en gösterişli semtinde, denize nazır lüks bir gökdelenin inşaat alanındaydı. Ulusoy İnşaat’ın en prestijli projesiydi bu; “Ulusoy Kuleleri”. Ayşe, iki yıl önce bu şirkete

Yükselen Duvarlar Read More »

Geciken Şafak

Deniz, yıllardır aynı ritimde atan kalbinin bir gün durmasından değil, durmadan hep aynı ritimde atmasından korkuyordu. Otuz sekiz yaşındaydı, başarılı bir mimar, yedi yaşındaki oğlu Can’ın kahramanı, Elif’in ise sarsılmaz direği. Hayatı düzenliydi, tahmin edilebilirdi, hatta dışarıdan bakıldığında kusursuzdu. Her sabah aynı saatte uyanır, kahvaltısını yapar, Can’ı okula bırakır, sonra işine giderdi. Akşamları eşiyle yemek

Geciken Şafak Read More »

Kan Değil, Can

Yemek masası, Ayşe’nin her zamanki özenli dokunuşuyla donatılmıştı. Ortada, Mustafa’nın kırk dokuzuncu yaşını kutlayan, rengarenk yemişlerle bezenmiş bir pasta duruyordu. Pencereden sızan akşam güneşi, İstanbul’un bitmek bilmez siluetini pencerelerinden içeri taşıyor, Marmara’nın uzak, puslu dinginliği, sanki şehrin tüm gürültüsünü yutmuş gibiydi. Ancak bu dinginlik, ailenin içindeki sessiz gerilimi örtmeye yetmiyordu. Elif, yılların getirdiği pratik zekasıyla

Kan Değil, Can Read More »

Küller Arasında

Elif, Emre’nin tabutunun omuzlar üzerinde kayboluşunu izlerken, sanki ciğerlerine toprak doluyordu. Her nefesi, bir zamanlar hayat dolu olan Emre’nin şimdi sadece soğuk bir hatıra olduğu gerçeğini haykırıyordu. Zeynep, altı yaşındaki kızı, kucağında uyuyakalmış, annesinin göğsündeki sarsıntıları minik bedeniyle hissediyordu. Elif’in dünyası, Emre’nin beklenmedik kalp kriziyle bir anda enkaza dönmüştü. Geriye sadece tarifsiz bir boşluk, cevaplanamayan

Küller Arasında Read More »

Gönül Kesiği

Elif, kocasının kahkahalarıyla yankılanan o sofrada, tabağındaki zeytinyağlı sarmaya boş gözlerle bakıyordu. Bayramdı. Sofradaki yirmi küsur akrabanın arasında, bir tek kendisi yokmuş gibi hissediyordu. Kendi ailesi uzaktaydı, Can’ın ailesi ise, ne kadar kalabalık olursa olsun, onun içine sızamadığı, yüzeyde kaldığı bir denizdi. Can, telefonuyla meşgul, iş ortaklarıyla yaptığı şakaları anlatıyor, kendi yarattığı dünyada mutlu mesut

Gönül Kesiği Read More »

Sessiz Mimarlık

İstanbul’un kalabalık sokakları, Elif’in içindeki derin sessizliğe yabancıydı. Her sabah aynı otobüse binerken, şehrin gürültüsüyle, insanların telaşıyla savrulan hayatlar arasında kendi duraganlığını sorgulardı. Yirmi sekiz yaşındaydı ve hayatının büyük bir bölümü, başkalarının hayallerinin mimarı olmakla geçmişti, kendi hayallerinin değil. Bir muhasebe bürosunda sıradan bir işi vardı; rakamlar, dosyalar, bitmek bilmeyen evraklar… Oysa bir zamanlar, parmakları

Sessiz Mimarlık Read More »

Güneşin Ardındaki Gölge

Elif, yıllardır beklediği o iki pembe çizgiyi gördüğünde, odanın köşesindeki koltuğa yığılıp kalmış, gözünden akan yaşlar sevinçle acının tuhaf bir karışımı olmuştu. Tam yedi yıldır, her ay bu anı bekliyor, her negatif sonuçla birlikte ruhunun bir parçası daha kopup gidiyordu. Mert’le olan aşkları, onca denemeye, onca tüp bebek tedavisine, onca hayal kırıklığına rağmen ayakta kalmıştı.

Güneşin Ardındaki Gölge Read More »

Geçmişin Kırık Aynası

Yıllar sonra gelen o tek zarf, Elif’in yatağının ucunda, yutkunarak izlediği bir saatli bombaydı sanki. Üzerinde hukuk bürosunun logosu, altında ise Elif’in adresi… Kalbi göğüs kafesini zorlayarak atarken, elleri titreyerek açtı zarfı. İçinden çıkan belgeye göz gezdirdiğinde, nefes borusuna oturan o taş, onu boğacak gibiydi. “Aslı Toprak…” Kendi soyadıydı bu. Yirmi yıl önce kalbine gömdüğünü

Geçmişin Kırık Aynası Read More »

Geçmişten Gelen Fısıltılar

Elif’in her sabah yeni bir heykeltıraşın elinden çıkmış gibi kusursuzdu. Güneş, Boğaz’ı kucaklayan dairesinin penceresinden içeri süzülür, kızı Defne’nin kahkahalarıyla karışır, kocası Caner’in mutfaktan gelen kahve kokusuyla bütünleşirdi. Mimarlık ofisindeki kariyeri zirvedeydi, ailesiyle kurduğu dünya parmaklarının ucunda tuttuğu nadide bir pırlanta gibiydi. Ancak Elif, o pırlantanın derinliklerinde, yıllar önce ustaca gizlediği, ışığı boğan küçük bir

Geçmişten Gelen Fısıltılar Read More »

Scroll to Top