Hikayeler

Gölgedeki Mimari

Bronz heykelciğin soğuk ağırlığı, Caner Yılmaz’ın avucuna yerleştiğinde, omuzlarındaki görünmez yük daha da ağırlaştı. Alkış tufanı, flaşların patlamaları ve gururla parlayan eşi Aynur’un gözleri, bu hissi bastırmaya yetmiyordu. Yılın Mimarı ödülünü alırken, zihninde kızı Deniz’in birkaç gün önceki sözleri yankılanıyordu: “Baba, mimari sadece beton ve camdan ibaret değil, aynı zamanda etik ve sorumluluktur. Bazen bir

Gölgedeki Mimari Read More »

Dikiş Payı

Kapı zili değil, asırlık dükkânın tahta zeminiyle her adımda inleyen eski kapıydı Ahmet Usta’nın varlığını hissettiren. Deri kokusu, naftalin değil, yıllanmış bir anı gibi genzine dolardı içeri adımını atan her müşterinin. Raf raflara dizilmiş kalıplar, boyaları çatlamış ama hala keskin duran makaslar, cilalı ahşap tezgah ve o tezgahın üzerindeki pirinç çekiç… Her bir parça Ahmet

Dikiş Payı Read More »

Gözyaşının Ötesi

Ayşe’nin hayatı, kırklı yaşlarının sonuna doğru, kendini annesi Fatma’nın solmuş elleri gibi hissettiriyordu: incelmiş, kırışmış ama direncini kaybetmemiş. Kırıkkale’deki apartman dairesi, çocukluğundan bu yana değişmeyen eşyalarla doluydu; her köşe bir anı, her eşya bir yük gibiydi. Şimdi bu yükün en ağırı, yatak odasında, pencereden sızan akşam güneşinin son ışıklarında uyuklayan annesiydi. Fatma, son birkaç aydır

Gözyaşının Ötesi Read More »

Bir Çiçeğin Solgun Gölgesi

Elif’in elleri, hayatının bir haritası gibiydi. Kuru, çatlamış derisi, tırnak diplerindeki yerleşmiş inatçı boya lekeleri ve parmak uçlarındaki o görünmez ama hissedilen nasırlar, tekstil atölyesinin tozlu tezgahlarında geçen yirmi yılın sessiz tanıklarıydı. Her gün, güneş daha dağın ardına saklanmadan önce dükkanın kepenklerini kaldırır, pamuk kokusunun, makine gürültüsünün ve bitmeyen endişelerin arasına karışırdı. Gözleri yorgun baksa

Bir Çiçeğin Solgun Gölgesi Read More »

Zümrüt Yeşili Kutudaki Sır

Duvar saatinin tik takları, Elif’in sessizliğinde yankılanıyordu. Annesinin, Zeynep Hanım’ın vefatının üzerinden tam altı ay geçmişti ve Elif, nihayet odayı toplamaya, geçmişin tozunu silkelemeye karar vermişti. Her eşya, bir anının kapısını aralıyor, hafif bir hüzünle burnunun direğini sızlatıyordu. Annesinin masasının çekmecelerinden birinde, en arkaya itilmiş, neredeyse gözden kaçacak kadar küçük, zümrüt yeşili, oymalı bir ahşap

Zümrüt Yeşili Kutudaki Sır Read More »

Gölgenin Bedeli

Alkışlar, Deniz’in kulaklarında bir senfoni gibi çınlıyordu. Sahnedeki spot ışıkları, parlak, modern mimari projelerinin devasa ekrandaki görüntüsünü aydınlatırken, aldığı “Yılın En Yenilikçi Mimarı” ödülü elinde parlıyordu. Yüzüne yapıştırdığı müteşekkir gülümseme, kalbindeki buz dağını eritmeye yetmiyordu. Bu başarı, bu zirve, on yıl önce, karanlık bir gölgenin üzerine kurulu gibiydi. Eve döndüğünde, eşi Ayşe ve küçük kızı

Gölgenin Bedeli Read More »

Kayıp Pusula

Ayşe, sabah kahvesini yudumlarken güneşin mutfak perdesinden süzülüp masa örtüsüne vuran ilk ışıklarını izliyordu. Yeni bir güne başlamanın dinginliği ve alışkanlıkların verdiği güvenle içini dolduran huzur tanıdıktı. Yedi yıldır evli olduğu Can’la kurdukları düzen, titizlikle örülmüş bir ağ gibiydi; her ilmeği sağlam, her düğümü güvenle bağlanmış. Can, henüz kalkmamıştı. Hafta içi yoğun iş temposunun ardından

Kayıp Pusula Read More »

Saklı Çizgiler

Cem, İstanbul’un kalabalık sanat galerilerinden birinde, eserlerine hayranlıkla bakan gözlerin arasında dururken bile, içindeki boşluğun adını bir türlü koyamıyordu. Resimleri, renklerin ve formların cesur dansıydı; gençliğin isyanını, aşkın ateşini, hayatın karmaşasını tuvale aktarıyordu. Eleştirmenler onu “geleceğin ustası” ilan etmişti, koleksiyonerler tabloları için sıraya giriyordu. Her şey yolundaydı, hatta fazlasıyla iyiydi. Ama bu başarının, bu şöhretin

Saklı Çizgiler Read More »

Sessiz Fırça Darbeleri

Elif, titreyen elleriyle banka dekontunu mutfak masasının köşesine bıraktığında, Canan’ın neşeli sesi evin her bir köşesinde yankılanıyordu: “Abla, inanamıyorum! Tıp fakültesi mi? Hayallerim gerçek oluyor!” Canan’ın parlayan gözlerine, sevincin yüzündeki her bir çizgiye bakarken Elif’in kalbinde hem gurur hem de derin bir acı aynı anda filizlendi. Dekonttaki sayılar, Elif’in aylardır süren uykusuz gecelerinin, iki ayrı

Sessiz Fırça Darbeleri Read More »

İncinmiş Camlar

Elif, mutfaktaki pencereden sokağı seyrederken, hayatlarının o incecik camdan ibaret olduğunu bilmiyordu henüz. Dışarıda, sonbaharın ilk serin rüzgarı sararmış yaprakları savuruyor, içindeki huzurla bir tezat oluşturuyordu. Yedi yıllık evliliğinde, Mert ile kurdukları dünyanın sağlam temeller üzerine inşa edildiğine inanırdı. Küçük bir apartman dairesi, bankada küçücük bir birikim, ve her şeyden önemlisi, o sıcacık güven. Mert,

İncinmiş Camlar Read More »

Scroll to Top