Hikayeler

Geç Gelen Veda

Kapının altından kayan o zarf, yılların donmuş zamanını paramparça ettiğinde, Elif’in kalbi buz tutmuş bir nehri andırıyordu. Üzerinde sadece “Elif’e” yazan, tanıdık ama bir o kadar da yabancı el yazısı, solmuş anıların tozunu savurdu. Babası Selim’den geliyordu. Tam yirmi iki yıl sonra. Yirmi iki yıldır varlığını sadece bir hayalet, annesinin gözlerinde donup kalmış bir hüzün

Geç Gelen Veda Read More »

Yarım Kalan Bir Hikaye

Babamın kokusu, kıyafetlerinden bile silinmişti, sanki o hiç var olmamıştı. Oysa Metin babam, hayatımın en belirgin kokusuydu; tütün, eski kitaplar ve her zaman hafif limon kolonyası karışımı. Şimdi geriye sadece sessiz bir boşluk, bir mezar taşı ve annemin yorgun, kederli ama tuhaf bir şekilde donuk yüzü kalmıştı. Üç ay geçmişti Metin babamın aramızdan ayrılışının üzerinden,

Yarım Kalan Bir Hikaye Read More »

Kan Kırmızı Sır

Elif’in odasındaki odayı saran hastane kokusu, artık sadece bir koku değil, Ayşe’nin kalbine işleyen bir endişe, boğazına dizilen binlerce kelimenin tadıydı. Yirmi yaşındaki kızı, hayatının baharında, yatakta soluk bir çiçek gibi yatıyordu. Doktor Canan’ın bir hafta önceki sözleri, kulaklarında hala uğultu gibi çınlıyordu: “Böbrek yetmezliği, maalesef ileri evre… acilen nakil gerekiyor. Ve evet, genetik mirasın

Kan Kırmızı Sır Read More »

Görünmez Gölge

Ayşe, sabah kahvesini içerken güneşin mutfak penceresinden süzülüp masaya düşen ilk ışık huzmesini izledi. Her günkü rutiniydi bu; Kenan henüz uyanmamış, on beş yaşındaki kızı Deniz ise odasında uyku ile savaşmaya devam ediyordu. Bu sakin anlar, Ayşe’nin hayatındaki tek değişmez, tek sığınaktı. Kenan’la on altı yıldır evliydi. Birlikte sıfırdan bir hayat kurmuşlar, her engeli omuz

Görünmez Gölge Read More »

Çatlamış Dudaklar

Elif’in elleri yorgundu. O kadar yorgun ki, bazen avuç içlerindeki çizgilerin bile çatlayıp kuruduğunu hissederdi. Henüz yirmi yedi yaşındaydı ama hayatın yükü, parmak uçlarından omuzlarına, oradan da ruhuna sinmişti. Sabahın erken saatleriydi, apartmanın merdivenlerini iniyordu. Üzerinde dünün ütülenmiş kıyafetleri, yüzünde silik bir gülümseme vardı. Gözaltıları morarmış, dudakları kuru ve çatlamıştı. Ama bu, onu gören hiç

Çatlamış Dudaklar Read More »

Geçmişin Mimarı

Selim’in hayatı, düz çizgiler ve hesaplanmış açılardan ibaretti; ta ki o eski sandığı açana dek. Tozlu, ahşap sandık, anneannesinden kalma eşyaların arasından, unutulmuş bir anı gibi çıkagelmişti. İçindeki her şey, bugünkü Selim’in titiz, planlı dünyasına taban tabana zıttı: solmuş fotoğraflar, elle yazılmış mektuplar, kurumuş papatyalar ve bir zamanlar çok sevdiği, şimdi neredeyse utançla hatırladığı eskiz

Geçmişin Mimarı Read More »

Emre’nin Gölgesi

Can, İstanbul siluetine karşı, Boğaz’ın pırıltılı sularına bakıyordu. Ancak gözleri ne şehrin ışıltısını ne de denizin sakinliğini görüyordu. Zihni, yirmi yıl öncesinin o boğucu yazına demir atmıştı. Her gece aynı rüya, her sabah aynı boğucu his… Sekiz yaşındaki Emre’nin kahkahaları, güneşli bir günün sıcaklığı ve ardından o tiz çığlık. Can, ellerini cebine soktu, avuç içleri

Emre’nin Gölgesi Read More »

Yüksek Katların Gölgesi

Elif, o parlak, buz gibi cam cepheli binanın önünde durduğunda, avucundaki terli cv’sinin ağırlığından çok, sırtını dayadığı mahallenin, babasının nasırlı ellerinin, annesinin sabırla bekleyen gözlerinin yükünü hissediyordu. Burası, İstanbul’un finans merkezi, gökyüzüne uzanan beton ve çelik düşlerin zirvesiydi. Aşağıda, kendi dünyasında, her sokak birbirine benzerdi; burada ise her pencere bir hikâye, her kat bir servet

Yüksek Katların Gölgesi Read More »

Taş Duvarlar Arasında

Can, cam masasına düşen gazete parçasını her zamanki gibi umursamadan itti. Bir pazar sabahı ritüeliydi bu; sıcak kahve kokusu, hafif caz müziği ve gözlerinin önünden akıp giden haberler. Ta ki o köşeye takılana kadar: “Kadıköy’de Sanat Atölyeleri Toplum İçin Dönüşüyor: Elif Uyar ve Öğrencilerinin Başarısı”. Parmakları istemsizce kağıda uzandı, pürüzsüz yüzeyini hissetti. Elif Uyar. Adı

Taş Duvarlar Arasında Read More »

Atölye Haliç’in Ruhları

Defne Serezli, yüksek tavanlı, minimalist tasarım harikası ofisinin camından Haliç’in gri sularına bakarken, avucundaki projeksiyon kumandasını hafifçe sıktı. Otuzlu yaşlarının başındaydı ve gözleri, babasından devraldığı, Balat’ın göbeğinde atıl kalmış eski tekstil atölyesini modern bir yaşam alanına, bir sanat ve tasarım merkezine dönüştürme hayaliyle ışıldıyordu. Projenin adı: “Atölye Haliç.” Defne için burası sadece beton ve tuğla

Atölye Haliç’in Ruhları Read More »

Scroll to Top