Hikayeler

Yirmi Yıllık Boşluk

Yirmi yıl geçmişti, ancak Elif’in kollarındaki boşluk, zamanın değil, boşluktaki yokluğun derinliğiyle ölçülüyordu. Her yıl, 14 Mayıs’ta, Kadıköy’deki küçük mezarlığın arka köşesindeki o isimsiz, boş mezara giderdi. Üzerinde sadece “Bebek Defne – 19 Mayıs 2004” yazan mermer taş, var olmayan bir yaşamın, sonlanmayan bir umudun sembolüydü. Toprağa hiç karışmamış, kokusu alınmamış, yüzü tam olarak görülememiş

Yirmi Yıllık Boşluk Read More »

Avuçtaki Boşluk

Elif’in minicik eli, Ayşe’nin avucundan kayıp gittiğinde, dünyanın gürültüsü bir anda sağır edici bir sessizliğe büründü. Kalabalığın uğultusu, çocukların kahkahaları, müzik sesleri… Hepsi Ayşe’nin beyninde tek bir yankıya dönüştü: Boşluk. Tamamen boşluk. Bahar şenliğinin coşkusu, saniyeler içinde kâbusa evrilmişti. Onlarca insan, anlamsız bir panikle bir yöne doğru koşuştururken, Elif’in kırmızı balonlu küçük silüeti gözden kaybolmuştu.

Avuçtaki Boşluk Read More »

Zamanın Sessiz Nakışı

Elif, mutfak penceresinden sokağı seyrederken elindeki patatesi usulca soyuyordu. Kırklı yaşlarının ortasındaydı, elleri artık genç kızlığındaki gibi pürüzsüz değil, hayatın izleriyle dolu, nasırlıydı. Akşam yemeği hazırlığı her zamanki gibi bir rutin, bir döngüydü. Mutfak penceresinden dışarıdaki sokakta oynayan çocukların sesleri, az ötedeki fırından gelen sıcak ekmek kokusu, hepsi olağan, hepsi tanıdıktı. Ama Elif’in içinde bir

Zamanın Sessiz Nakışı Read More »

Geçmişten Gelen Fısıltı

Elif’in hayatı, boğazın pırıl pırıl sularında süzülen bir yelkenli gibiydi; huzurlu, düzenli ve dışarıdan bakıldığında kusursuz. Kırklı yaşlarının başındaydı, bir lisede edebiyat öğretmeni olarak saygı görüyor, öğrencileri tarafından seviliyordu. Evliliği Can’la sekiz yıldır devam ediyor, sakin bir liman gibi sığınılacak bir yuva sunuyordu. Akşam yemekleri, hafta sonu yürüyüşleri, bazen arkadaşlarıyla yapılan sohbetler… Her şey olması

Geçmişten Gelen Fısıltı Read More »

Beklentinin Bedeli

Can, İstanbul trafiğinin o kendine has, sabır zorlayıcı uğultusunda direksiyon sallarken, radyodaki hafif caz müziği bile gerginliğini alamıyordu. Annesinin telefonundaki neşeli sesini ve babasının arka plandan gelen, “Hadi oğlum, bekliyoruz,” sözlerini hatırladıkça omuzlarına çöken ağırlık daha da artıyordu. Her bayramda olduğu gibi, yine ailenin gözdesi, gurur kaynağı olarak eve dönüyordu. Şirketinin son projesindeki başarısı, aldığı

Beklentinin Bedeli Read More »

Gölgedeki Sır

Elif, hayatının her köşesinin özenle tasarlanmış bir mimari eser olduğunu düşünürdü. Şehrin dinamik kalbinde, geniş pencerelerinden Boğaz’ı selamlayan ferah dairesi, titizlikle seçilmiş mobilyaları, her bir detayı incelikle düşünülmüş başarılı kariyeri… Ve tüm bunların merkezinde, on yıldır hayat arkadaşı, ruh ikizi Kemal vardı. Kemal, uluslararası bir danışmanlık firmasında üst düzey bir yöneticiydi. Karizmatik, zeki ve her

Gölgedeki Sır Read More »

Yarım Kalan Bir Gölge

Selim Demir, aynadaki yorgun yüzüne baktı. Kırklı yaşlarının sonundaydı, saçlarında yeni beliren aklar, gözlerinin altındaki ince çizgiler başarının değil, geçmişin üzerine çöken ağır bir yükün izleri gibiydi. Sabahın erken saatleriydi. Birkaç saat sonra, İstanbul’un en prestijli mimarlık ödüllerinden birini daha alacaktı. Ofisinin duvarlarını süsleyen plaketler, dergi kapaklarında boy gösteren projeleri, meslektaşlarının ve basının takdir dolu

Yarım Kalan Bir Gölge Read More »

Görünmez Eller

Aylin, Esenler’deki üç odalı dairelerinin daracık koridorunda, banyodan sızan nemli havayla karışık anne eli değmiş sabun kokusunun rehberliğinde, mutfaktan gelen taze demlenmiş çay ve kızarmış ekmek kokusuna doğru ilerlerken, henüz güneşin ilk ışıkları İstanbul’un üzerindeki gri perdesini yırtmaya çalışıyordu. Kardeşlerinin mışıl mışıl uyuduğu çekyatlardan birine ilişmiş, soğuk demliği ısıtan fırının üzerinden yükselen buğuya bakarken, elindeki

Görünmez Eller Read More »

Şeffaf Duvarlar

Elif, mutfağın soğuk ışığında taze demlenmiş kahvesinin buharına dalmış, tezgâh üzerindeki minik su damlacıklarına boş boş bakıyordu. Sabahın erken saatleriydi ve evin sessizliği, genellikle ona huzur veren bir melodi iken, şimdi kulaklarında bir çığlık gibi yankılanıyordu. Can, dün gece yine geç gelmiş, yatak odasına süzülüp nefes bile almadan uykuya dalmıştı. Ya da uyku numarası yapmıştı,

Şeffaf Duvarlar Read More »

Kayıp Evin Gölgesi

Zeynep, pencereden dışarı sarkan menekşesine su verirken, her sabah olduğu gibi içinden bir şarkı mırıldanıyordu. Eski bir Sezen Aksu şarkısıydı, hafif hüzünlü ama umutlu. İstanbul’un kış güneşi usulca süzülüyordu mutfağına, tezgahın üzerindeki taze demlenmiş çayın kokusuyla karışıyordu yeni pişmiş poğaçaların buğusu. On sekiz yıldır Serkan’la evliydi. Bir oğlu vardı, Cem, artık on yedi yaşında, delikanlılığın

Kayıp Evin Gölgesi Read More »

Scroll to Top