Hikayeler

Zamanın İzi

Elif, gölgelerin dans ettiği odayı izlerken, içindeki tanıdık boşluğun yine kendini hatırlattığını hissetti. Güneş batarken, geniş salonunun modern camlarından süzülen kızıl ışıklar, özenle seçilmiş minimalist mobilyaların üzerinde tuhaf desenler çiziyordu. Şehrin uğultusu on dördüncü kattan bile süzülüp geliyordu ama Elif’in kulaklarında sadece kendi sessizliği yankılanıyordu. Kusursuzdu hayatı, dışarıdan bakıldığında. Başarılı bir mimardı, hayallerindeki projeleri hayata

Zamanın İzi Read More »

Geçmişin Kıyısında Bir Yeni Başlangıç

Elif, yılların yıprattığı, tahtası çiziklerle dolu sınıf masasına yaslanmış, pencereden baharın ilk yeşermeye başlayan tomurcuklarına dalmıştı. İzmir’in ılıman nisan havası, eski okul binasının taş duvarlarını ısıtıyor, içerideki boğucu kış kokusunu dağıtıyordu. Öğrencilerinin ders arasına çıkmasıyla gelen kısa sessizlik, onun için bir lütuftu. Edebiyat öğretmenliği, yirmi yıl önce, üniversite aşkı Demir’in gidişiyle paramparça olan kalbine sığındığı

Geçmişin Kıyısında Bir Yeni Başlangıç Read More »

Marmara’nın Soğuk Rüzgarı

Ayşe’nin elleri, günün dördüncü kahve makinesi temizliğinde, sıcak suyun buharında yanıyor gibiydi ama acıyı hissetmeye vakti yoktu. Akşamki vize sınavı için notları kafasında tekrar ederken, bir yandan da siparişleri hazırlıyor, garson arkadaşlarına yardım ediyordu. Marmara Cafe, Nişantaşı’nın göbeğinde, pahalı zevklerin ve fısıltılı konuşmaların mekanıydı. Ayşe, burada çalışırken kendini her zaman bir vitrinin arkasından dünyaya bakan

Marmara’nın Soğuk Rüzgarı Read More »

Şehrin Nefesi

Mert’in penceresinden görünen İstanbul, her zaman ikiye ayrılırdı. Bir yanda, geceleri yakamozlarla dans eden Boğaz, diğer yanda ise derme çatma, üst üste yığılmış betonarme yapılarla dolu, ışıkları cılız yanan mahalleler. Kendisi, bu ikinci kısmın daracık bir sokağında, rutubetli ve iki odalı bir apartman dairesinde yaşıyordu. Mimarlık fakültesinde burslu okuyor, geceleri kuryelik yaparak hem kendi harçlığını

Şehrin Nefesi Read More »

Yitirilen Meltem

Yirmi yedi yıldır bir fotoğrafın eksik köşesi gibi yaşıyordu Elif; her karede vardı, ama hiçbirinde tam olarak değildi. Çocukluğundan beri içini kemiren, adı konmamış bir boşluktu bu. Anne ve babasının kendisi çok küçükken bir trafik kazasında öldüğünü biliyordu. Onu büyüten, kendi öz teyzesi Ayşe Teyze’ydi. Ayşe Teyze, her şeyiyle Elif’in annesi olmuş, ona şefkatini, sabrını

Yitirilen Meltem Read More »

Taş Duvarlar Arasında Bir Baklava Kokusu

Havuzlu Bahçe Mahallesi, İstanbul’un nefes almayı unuttuğu kuytu köşelerinden biriydi. Daracık sokakları, cumbalı evleri, pencere pervazlarında kurumaya yüz tutmuş fesleğen saksılarıyla adeta zamanın durduğu bir yerdi. Ama zaman durmuyordu; aksine, mahallenin eteklerinde yükselen cam ve çelik binalarla hızla akıp gidiyordu. İşte tam bu eski dünyanın kalbinde, her sabah mahallenin üzerine çöken o mistik kokuyla uyanan

Taş Duvarlar Arasında Bir Baklava Kokusu Read More »

Gölge Kalan Renkler

Elif’in parmak uçları, kumaşın sert dokusuna sürterken acıyordu. Güneş ışığı, tekstil atölyesinin tozlu camlarından süzülüp dikiş makinelerinin metalik gövdelerinde kırılıyor, binlerce iğnenin senkronize tıkırtısı kulak zarını zorluyordu. On üç saattir bu gürültüye maruz kalmak, ruhunun derinliklerinde bir yerlerde sürekli yankılanan başka bir sesi bastırıyordu: Kendi susturulmuş hayallerinin fısıltısı. Karşı masadaki Ayşe, çay molasında heyecanla yeni

Gölge Kalan Renkler Read More »

Kız Kardeşin Gölgesi

Ayşe, mutfak penceresinden sokağa düşen gün ışığına gülümsedi. Mis gibi taze demlenmiş çay kokusu, yeni uyanmış evin huzuruyla karışıyordu. Pencerenin pervazındaki menekşeleri seviyordu; her sabah onlara fısıldar, onlarla beraber uyanırdı. Murat henüz uyanmamıştı, onun derin, düzenli nefes alışverişi yatak odasından duyuluyordu. Ayşe, bu sakin sabahları, hayatının bu düzenli ritmini seviyordu. Yedi yıllık evliliği boyunca Murat’la

Kız Kardeşin Gölgesi Read More »

Gecikmiş Bahar

Otobüsün camına yasladığı alnında soğuk bir sızı dolaşırken, Elif’in gözleri dışarıdaki gri İstanbul manzarasına kilitlenmişti. Yedi yıl. Tam yedi yıl geçmişti kâğıt üzerinde özgürlüğünü ilan edeli. Özgürlük… Tuhaf bir kelimeydi. Bazen bir kuşun kanat çırpışı gibi hafif, bazense boynuna asılan ağır bir zincir gibi hissediyordu. Kızı Zeynep’in okuluna yetişme telaşı, sabahın o bilindik koşuşturmacası bile

Gecikmiş Bahar Read More »

Anka’nın Gölgesi

Törenin gürültülü alkışları kulaklarını sağır ederken, Can’ın gözleri loş salonda tanıdık bir siluet arıyordu; yıllardır hiç görmediği, görmemeyi dilediği bir siluet. Anka Kulesi, onun son ve en prestijli projesiydi. Adını efsanevi kuştan alan bu yapı, küllerinden doğuşu temsil ediyordu; tıpkı Can’ın kendi kariyeri gibi. Ancak bugün, zirvede hissetmesi gereken bu an, boğazına düğümlenen bir yumru

Anka’nın Gölgesi Read More »

Scroll to Top