Hikayeler

Geçmişin Temelleri

Selim, şehrin yeni yüzü olacak devasa kültür merkezinin maketine baktığında, yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. Kırk sekiz yaşındaydı, kariyerinin zirvesinde, adı lüks dergilerin kapaklarını süslüyor, projeleri uluslararası ödüller alıyordu. Mimarlık ofisi, şehrin en prestijli gökdelenlerinden birinin en üst katında, Boğaz’ın pırıl pırıl manzarasına nazırdı. Ancak bu başarı tablosunun ardında, kimsenin göremediği, rüyalarını dahi işgal eden

Geçmişin Temelleri Read More »

İplik İplik Sökülen Hayat

Zeynep, Demir’le evlendiği yedi yılın her bir anını, hayatının en parlak kumaşı gibi dokumuştu. Onlar, dışarıdan bakıldığında kusursuz bir çiftti: Genç, başarılı, birbirine aşık ve geniş bir çevrenin imrenerek baktığı, birbirini tamamlayan iki insan. Demir, babadan kalma, köklü bir tekstil imparatorluğunun veliahttı. Zeynep ise, el emeğine, zanaatkarlığa değer veren, babasının küçük atölyesinde büyümüş, yaratıcı ve

İplik İplik Sökülen Hayat Read More »

Yarım Kalan Bir Tablo

Elif’in parmakları, yıllardır dokunmadığı fırçanın sapını arıyor gibiydi ama ekranda yanıp sönen e-posta, onu acımasızca bugüne çekiyordu. Masasında duran devasa bilgisayar ekranından yayılan parlak ışık, odasındaki tek pencereden sızan gün ışığını bile bastırıyordu. Gri ve modern ofis koltuğuna gömülmüş, gözlüğünü burnunun ucuna indirmiş, son revizyonları tamamlamak için klavyede hızla tuşlara basıyordu. Dışarıdan bakıldığında, 32 yaşındaki

Yarım Kalan Bir Tablo Read More »

Gölgedeki Yalan

Elif, mutfak adasında durmuş, sıcak kahvesinin buharı arasında şehrin uyanışını izliyordu. Sabah güneşi, pencerelerden içeri süzülerek cilalı ahşap zeminlerde dans ediyor, gri tonlardaki modern evlerini yumuşatıyordu. Burası onun kalesiydi; eşi Demir’le birlikte ilmek ilmek ördükleri, huzur ve başarıyla inşa ettikleri bir hayat. Aşağı katlardan kızı Zeynep’in kıkırtıları geliyordu. Demir, muhtemelen onu giydirmeye çalışıyor, küçük yaramaz

Gölgedeki Yalan Read More »

Çürük Taşın Gölgesi

Emre, otuz sekiz yıllık ömrünün son on beş yılını kusursuz bir mimari eseri inşa eder gibi özenle kurmuştu; ancak o binanın temeline, kimsenin bilmediği, çürük bir taş gizlediğini biliyordu. İstanbul’un kalbinde, boğazın pırıltılı sularına nazır ofisinde otururken, camdan yansıyan şehrin ışıkları bile onun içindeki karanlığı dağıtmaya yetmiyordu. Yıllar, bu karanlığı derine itmiş, üzerini başarılarla, mutlu

Çürük Taşın Gölgesi Read More »

Ona Baba Dedim

Masa, annem Leyla’nın özenle hazırladığı mezeler ve fırından yeni çıkmış kuzu budu kokusuyla doluydu. Annem için özel günler, mutfakta bir şölene dönüşürdü; bu, onun bizi ne kadar sevdiğini gösterme biçimiydi. Babam Haluk, masanın başında, her zamanki gibi sessiz ama otoriter bir tavırla oturuyordu. Gözleri, tabakları doldururkenki telaşına rağmen, hafif bir gerginlikle etrafta geziniyordu. Ben ve

Ona Baba Dedim Read More »

Geçmişin Çatlakları

Elif, mutfak penceresinden, İstanbul’un gri gökyüzüne inatla parlayan yeni binaların siluetine baktı. Her bir katın tuğlasını, her bir camın yansımasını ezbere bilirdi sanki. Kendi elleriyle çizdiği bir hayatı yaşıyordu; sağlam, estetik ve kusursuz… Yıllar süren azmin, uykusuz gecelerin ve en önemlisi de geçmişin tozlu sayfalarına sıkı sıkıya kilitlediği sırların üzerine inşa ettiği bir hayattı bu.

Geçmişin Çatlakları Read More »

Yitip Giden Notalar

Canan, o gün İstanbul’un gri gökyüzüne inat, içinde bir zafer hissiyle parlıyordu. Nişantaşı’ndaki lüks kafenin büyük camından dışarı süzülen yağmuru umursamadan, laptopunu kapattı. Az önce yaptığı sunum, çalıştığı mimarlık ofisi için büyük bir proje anlamına geliyordu. Belki de terfi, belki de uzun süredir hayalini kurduğu yeni bir dairenin peşinatı. Her şey tıkırındaydı. Yirmi dokuz yaşında,

Yitip Giden Notalar Read More »

Gönül Borcu

Ayşe, mutfak tezgahının üzerinde duran eskimiş defterine bir kez daha göz gezdirdi. Sayfalar, kuru lavanta dalları ve taze kahve kokusuyla, yıllardır ertelediği hayallerinin notlarıyla doluydu: “Ayşe’nin Dükkânı”. Beyaz mermer tezgahlar, duvarlarda el yapımı seramikler, orta Anadolu’dan getireceği özel kahveler ve arka bahçesinde yaz akşamları müzik… Hepsini zihninde o kadar canlı canlandırmıştı ki, bazen uyanıkken bile

Gönül Borcu Read More »

Yitik Güvenin Gölgesinde

Zeynep, pencereden İstanbul’un akşamüstü ışıklarını seyrederken, her zaman hissettiği o hafif, tatlı huzuru hissediyordu. Kızı Elif, içerideki odasında en sevdiği çizgi filmi izlerken kıkırdıyor, mutfaktan ise eşi Emre’nin yemek hazırlığı sesleri geliyordu. On yıl önce, bu şehirde, bu dairede, bu hayatta olacağını hayal bile edemezdi. O zamanlar küçük bir mimarlık ofisinde hayata tutunmaya çalışan, gelecek

Yitik Güvenin Gölgesinde Read More »

Scroll to Top