Hikayeler

Perdenin Arkasındaki Melodi

Elif’in hayatı, her sabah aynı saatte kalkan bir vapur gibiydi; rutin, beklentisiz, bazen sisli bir hüzünle dolu. Kırk sekiz yaşındaydı, bir muhasebe firmasında evrak düzenlemekle geçen monoton günlerin ve tek başına yenen akşam yemeklerinin üzerine çökmüş, görünmez bir ağırlık taşıyordu. Parmakları, bir zamanlar piyano tuşlarında veya şarkı notalarında dans eden o zarif dokunuşunu çoktan kaybetmiş,

Perdenin Arkasındaki Melodi Read More »

Aralıktan Sızan Işık

Elif, hayatının her köşesini özenle dizayn ettiği gibi, acılarını da belirli raflara kaldırmayı öğrenmişti. Beş yıl önce, Mert’ten boşandığında, sanki kalbinden değil, bir organını ameliyatla aldırmış gibi hissetmişti. İyileşmesi zaman almış, kan kaybı durmuş, yara izi kalmıştı ama artık en azından ağrımıyor sanıyordu. İstanbul’un kalabalık sokaklarında, gri bir ekim öğleden sonrasıydı. Elindeki kahvenin buharı gözlüğünü

Aralıktan Sızan Işık Read More »

Saklı Yara

Ayşe, mutfak penceresinden sızan öğle güneşinin, toz zerreciklerini havada nasıl bir dansa kaldırdığını izlerken, kalbinin sıkıştığını hissetti. Bu, uzun zamandır tanıdık bir histi; göğsünün kafesine sığmayan, açıklanamayan bir ağırlık. Son birkaç aydır, annesi Zeynep Hanım’ın Alzheimer’ı ilerledikçe bu his daha da keskinleşmişti. Sanki annesinin hafızası, yılların birikintisini toprağın altından yüzeye çıkaran bir deprem gibi, Ayşe’nin

Saklı Yara Read More »

Kırık Mermer

Yıllar, Elif’in mimarlık kariyerini pürüzsüz bir mermer gibi parlatmıştı; oysa içindeki çatlak, ilk depremde ortaya çıkmayı bekleyen bir fay hattı gibi derindi. Şimdi, İstanbul’un kalbinde yükselen bu devasa kentsel dönüşüm projesinin başında dururken, kazandığı tüm itibar, elde ettiği tüm başarılar, görünmez bir el tarafından çırılçıplak soyuluyor, geçmişin buz gibi rüzgarı tüm benliğini üşütüyordu. Otuz dokuz

Kırık Mermer Read More »

Yarım Kalan Melodi

Telefon çaldığında, ekranda beliren ismin kalbine bir hançer gibi saplanacağını Elif henüz bilmiyordu. Demir. Eski eşi. Yıllardır hayatından çıkardığı, özenle kurduğu mesafeyi her an yıkabilecek tek adam. Elif, titreyen eliyle telefonu kulağına götürdü. “Demir?” sesi kendi kulaklarına bile yabancı gelmişti. “Elif, Ayaz iyi değil.” Demir’in tok, her zamanki gibi kontrolcü sesi bu sefer çatlamıştı. Kelimeler,

Yarım Kalan Melodi Read More »

Geç Kalmış Bir Eylül Sabahı

Elif, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan İstanbul’u penceresinden seyrederken, kahvesinin buharı yorgun yüzünü ısıtıyordu. Eylül rüzgarı hafifçe esiyor, ağaçlardaki sararmış yaprakları dans ettiriyordu. On iki yaşındaki oğlu Can’ın okul hazırlıkları için her sabah kurduğu rutin, hayatının değişmez ve en değerli parçasıydı. Elif, Can’ın hayatına girmesiyle birlikte dağılan her şeyi toparlamış, küllerinden yeniden doğmuştu. Ama bazen, özellikle

Geç Kalmış Bir Eylül Sabahı Read More »

Geçmişin Kıyısında Yeni Bir Dalga

O e-postayı gördüğünde kalbi, yıllar sonra ilk kez, eski bir melodinin ritmiyle atmaya başladı. Yirmi yıl önce kilitlediği, paslı bir sandığı zorla açmaya çalışan anahtarın uğultusu gibiydi bu his. “Mert ve Aylin’in Düğünü – 23 Eylül” yazıyordu konu satırında, altında da tanıdık bir isim: Banu. Elif, parmaklarının ucundaki soğukluğu hissetti. Mert ve Aylin’in düğünü, İstanbul’daki

Geçmişin Kıyısında Yeni Bir Dalga Read More »

İkinci Nefes

Elif, kapının kolunu tuttuğunda parmak uçları buz kesti. Buraya gelmek, eski bir mezarı kazmak gibiydi. Gözlerini kaçırmak istese de, cam kapıdan içerideki hareketli koridora istemeden takılı kaldı bakışları. Defne’nin küçücük elleri, annesinin pantolon paçasını sımsıkı tutuyordu. Sekiz yaşındaki Defne, koca dünyada annesine tutunmaktan başka bir yol bilmeyen, narin ama bir o kadar da güçlü bir

İkinci Nefes Read More »

Yarım Kalan Çizgiler

Ayşe, Nişantaşı’ndaki o lüks dairenin kapı zilini her çaldığında, sol kolundaki pazar poşetinin içinde taze kokan domatesler bile anlamsız bir lüks gibi geliyordu. Bu, onun İstanbul’uydu: Bir yanda Gaziosmanpaşa’nın dar sokaklarında çürüyen umutlar, diğer yanda şehrin göbeğinde yükselen cam kulelerde parlayan, ulaşılmaz hayaller. Bu daire, ikincisinin somut bir kanıtıydı. Can’ın dairesiydi. Bir saatlik özel ders

Yarım Kalan Çizgiler Read More »

Yirmi İki Yılın Eli

Yirmi iki yıl. Yirmi iki yıl boyunca her sabah aynı nefes kesen boşlukla uyandı Ayşe, yatağın bir yanı hep soğuk kaldı. Kocası Murat’ın yanındaki yer, bazen ona yabancı bir diyardan seslenir gibi gelirdi. Parmakları, terzi atölyesindeki dikiş makinesinin pedallarına alışmış ritminde gidip gelirken, zihni hep aynı soruya takılırdı: “Acaba nerede? Nasıl?” Elif’in küçücük, kırmızı rugan

Yirmi İki Yılın Eli Read More »

Scroll to Top