Hikayeler

Saklı Kıyı

Elif, cumartesi öğleden sonra Kaan’ın çalışma odasındaki dağınıklığı toplarken, eski ahşap çekmecenin en dibinde, buruşuk bir kâğıt yığınının altında minik, eski model bir cep telefonu bulduğunda, kalbi aniden durmuş gibi hissetti. Avucunun içinde hafifçe titreyen bu tuhaf cisim, modern hayatlarının cilalı yüzeyine ait değildi. Kaan’ın her zaman en son model teknolojiye meraklı, dijital dünyayla iç

Saklı Kıyı Read More »

Geç Kalmış Bir Eylül Sabahı

Elif, yılların acısını demlenmiş bir çay gibi içinde taşıyan, gözlerinde hüzünlü bir parıltıyla parlayan kadındı. Moda’daki küçük, eski kitapçı dükkanı, onun sığınağı, anılarının sessiz tanığıydı. Gecenin karanlığına karışan yağmur damlalarının cama vuruşu, ruhunun derinliklerindeki fısıltıları uyandırırken, elindeki davetiyeye takıldı bakışları. On yıl. Dile kolay, bir ömür gibi uzun gelen on yıl. “Demir Aslan ve ailesinin

Geç Kalmış Bir Eylül Sabahı Read More »

Anka’nın Gölgesi

İstanbul’un gri semtlerinden birinde, küçük bir atölyenin dikiş makinesi sesiyle yankılanan havasında, Elif’in elleri ustaca kumaşları birleştiriyordu. Parmaklarının ucunda, yılların verdiği pratikle neredeyse kendi iradeleriyle hareket eden bir beceri vardı. Ancak zihni, diktiği kumaşın desenlerinden çok uzaktaydı. Bugün Aras’ın günüydü. Küçük kardeşi, yurt dışında doktora eğitimini başarıyla tamamlamış, memlekete dönmüştü ve bir üniversitede kadrolu öğretim

Anka’nın Gölgesi Read More »

Geçmişin Çatlak Aynası

Elif’in kusursuz görünen hayatı, aynanın çatlamasına benzerdi; her an dağılacak gibi duran, incecik bir sırla tutunan cam kırıkları. Eylül Mimarlık’ın başarılı ortağı, prestijli projelerin mimarıydı. Evinde, mimari dergilerden fırlamış gibi duran, boğaz manzaralı modern dairesinde, kocası Demir’in sevgi dolu bakışları ve on yaşındaki kızı Defne’nin şen kahkahaları eşlik ederdi her sabahına. Dışarıdan bakıldığında, her şeyi

Geçmişin Çatlak Aynası Read More »

Geciken Bahar

Elif, nişan yüzüğünün soğukluğunu parmağında hissederken, karşısındaki aynadan yansıyan mutlu kadının kendisi olup olmadığını sorguluyordu. Neşeli kalabalık, annesinin ısrarlı gülümsemeleri ve Murat’ın kendinden emin bakışları arasında, bir gelinlik giymiş bir kadının sırtında, bir ömür boyu taşıyacağı kefenin ağırlığını hisseder gibiydi. Yarın bu yüzük resmileşecekti, Murat’la hayatları birleşecekti. Herkesin beklediği, annesinin hayal ettiği, kendisinin ise sadece

Geciken Bahar Read More »

Görünmez İzler

Elif, mutfak penceresinden yağmurun dövdüğü gri İstanbul silüetini izlerken, elindeki fincanın sıcaklığı parmaklarına değil, ruhuna işliyordu sanki. Kırkına merdiven dayamış bedeninde yorgunluk, ruhunda ise kabullenilmiş bir hüzün vardı. Bugün Ayşe gelecekti. Küçük kız kardeşi. Hayatının en parlak eseri, en büyük gururu. Kapı zili çaldığında Elif, dudaklarında sıcak bir gülümsemeyle kapıya yürüdü. Karşısında duran genç kadın,

Görünmez İzler Read More »

Geçmişin Kırık Aynası

Bir sanat galerisinin loş koridorunda, hayat denen o koca oyunun en acımasız senaristi, Can’a ansızın eski bir sahneyi izletiverdi. Elif. Yıllar, sanki onun üzerinden hiç geçmemiş, sadece saçlarına biraz daha olgun bir ışıltı, duruşuna ise daha güçlü bir zarafet katmıştı. Sanki zamanda donup kalmış, sonra daha da güzelleşerek yeniden hayat bulmuştu. Can’ın avuç içleri terledi,

Geçmişin Kırık Aynası Read More »

Yirmi İki Yıllık Bekleyiş

Elif, o kahve fincanını her tuttuğunda parmak uçlarında dolaşan sızıyla yaşadı yirmi iki yıl. Ne sıcak kahve ne de avucunun içini yakan cam, evladının yokluğunu dindirebilmişti. Her yudum, yutkunması gereken bir keder parçasıydı. O sabah, dükkanın vitrinini silerken, yansımasındaki kadına baktı. Gözlerinin kenarındaki ince çizgiler, acının haritasıydı. Yirmi iki yıl önce, küçücük Kerem’inin avuçlarına sığan

Yirmi İki Yıllık Bekleyiş Read More »

Gökdelenlerin Gölgesinde

Emre, gece geç saatlere kadar mimarlık ofisinde, devasa bir maketin başında eğilmiş çalışıyordu. Elleri, küçük ağaçları, minyatür bankları ve minik insan figürlerini titizlikle yerleştirirken, zihni gündüz yaşanan toplantının uğultusuyla doluydu. “Asma Koru” projesi… Şehrin merkezine nefes aldıracak, yeşili ve insanı odağına alan, tam da Emre’nin idealist ruhuna uyan bir tasarımdı. İstanbul Üniversitesi’nden mezun olduğundan beri,

Gökdelenlerin Gölgesinde Read More »

Metin’in Gölgesi

Elif, toprağın acı kokusuyla karışmış nergislerin keskin rayihasını ciğerlerine çekerken, babası Metin’in adı yeni kazınmış mermer taşın soğukluğuna dokundu. Henüz yirmi sekiz yaşındaydı ve hayatının en sağlam direği yıkılmıştı. Babası, ressam Metin Alaca, bir sabah kalp krizi geçirmiş ve ardında boş bir stüdyo, yarım kalmış bir tuval ve Elif’in yüreğinde kapanmaz bir boşluk bırakmıştı. Cenazeden

Metin’in Gölgesi Read More »

Scroll to Top