Hikayeler

Zamanın Tozlu Sandığı

Elif’in parmakları, yılların alışkanlığıyla hamurun içine daldı, unun ve mayanın ılık kokusu burnunu doldurdu. İzmir’in dar, tarihi sokaklarından birinde, asırlık bir binanın zemin katında, kendisi gibi eski ve köklü olan “Ege Mis Kokulu Fırın”ın sahibiydi. Elli iki yaşına merdiven dayamıştı, saçlarına düşen aklar, alnındaki derin çizgiler hayatın ona neler yaşattığının sessiz tanıklarıydı. Sabaha karşı dördüncü

Zamanın Tozlu Sandığı Read More »

Yitirilen Patika

Elif’in hayatı, dar bir patikaydı; her iki yanı dikenli çalılarla çevrili, ancak ucunda oğlu Can’ın gülüşüyle aydınlanan bir ışık vardı. Yirmi dokuz yaşındaydı, dul ve tek başına Can’ı büyütme mücadelesi veriyordu. Sabah erkenden kalkar, komşu teyzeye Can’ı bırakır, temizliğe giderdi. Akşam Can’ın okulu bittiğinde onu alır, eve gelir, yemek hazırlar, derslerine yardım ederdi. Hayatı, bu

Yitirilen Patika Read More »

Camdaki Çatlak

Masada her zaman olduğu gibi neşe vardı, ama Elif’in gözleri Cem’in eline, sonra Zeynep’in ona uzattığı tabağa takıldı ve o neşenin altında gizlenen çatlağı hissetti. Cumartesi akşamları ablası Zeynep ve eniştesi Cem’in evinde toplanmak, ailenin değişmez ritüeliydi. Zeytin ve peynir tabakları, renkli salata kaseleri, Zeynep’in özenle hazırladığı ana yemek… Her şey kusursuzdu. Tıpkı Zeynep’in hayatı

Camdaki Çatlak Read More »

Yitirilmiş Kokuların Ardında

Ayşe, her gün gün doğmadan uyanır, karanlıkta fırının kapısını açarken, hayatın ona sunduğu acı tatlı her şeyi bir anlığına unutur gibi olurdu. Fırının mayalanmış hamur, sıcak ekmek ve taze demlenmiş çay kokusu, dışarıdaki İstanbul’un gürültüsünü, içindeki dinmeyen sızıyı bastıran en güçlü melodiydi onun için. Küçük, mütevazı fırını, Haliç’e nazır dik bir yokuşun ortasında, daracık bir

Yitirilmiş Kokuların Ardında Read More »

Saklı Melodi

Elif, mutfak masasının üzerinde duran iki zarfın arasında sıkışmış hissediyordu. Sol elindeki zarf, kariyerinde uzun zamandır hayalini kurduğu bir yükselişin, yurt dışı eğitim ve iş teklifinin parlak vaatlerini içeriyordu. Saçlarının arasına düşen güneş ışınları, odanın tozlu havasında parıldarken, sağ elindeki diğer zarf, kardeşi Can’ın konservatuvar ücretlerinin son ödeme tarihini ve astronomik bir sayıyı gösteriyordu. Dışarıdan

Saklı Melodi Read More »

Görünmez Detaylar

Siyah önlüğüyle loş koridorlarda süzülürken Ayşe, her gece yeniden var olan görünmezliğinin zırhına bürünürdü. Artemis Sanat Galerisi, gündüzleri şehrin en elit kesiminin zevkine hitap eden bir pırıltılar diyarıyken, geceleri Ayşe’nin süpürgesi ve bezinin hışırtısından başka ses barındırmayan devasa bir boşluğa dönüşürdü. Onu galerinin sessiz şahitlerinden ayıran tek şey, nefes alıyor olmasıydı belki de. Bu gece,

Görünmez Detaylar Read More »

Kırık Ayna

Yılların tozuyla kaplanmış eski ahşap dolabın en alt çekmecesini açarken, Elif’in zihni çok uzaklardaydı. Yarın nişanlısı Can ile yeni evlerine taşınacaklardı. Anneleri Ayşe, evin altını üstüne getirmiş, Elif’in çocukluğundan kalma her bir eşyayı gözden geçirmesini sağlamıştı. Biriktirme huyuna yıllarca söylenmişti Ayşe, ama şimdi, Elif’in eski eşyaları arasında kaybolduğunu görmek onu tuhaf bir hüzünle doldurmuştu. Elif,

Kırık Ayna Read More »

Cam Küre

Elif, sabahları aynada gördüğü kadını her zaman tanırdı. Kırklı yaşlarının başında, bakımlı, başarılı bir mimar. Üzerinde hafifçe bol duran, kaliteli kumaşlardan yapılmış giysiler. Uzun zamandır aynı kuaförün şekil verdiği, omuzlarına dökülen koyu renk saçlar. Gözlerinin kenarındaki ince çizgiler, zamanın ve uykusuz gecelerin değil, daha çok içsel bir yorgunluğun izleriydi. On iki yıldır Levent’le evliydi. Levent,

Cam Küre Read More »

Taşın Altındaki Yılan

O ilk cümleyi Ayhan’ın zihninde yankılanan bir çığlık gibi duymuştu, tam yirmi yıldır. Çığlık sessizdi, sadece kendi iç dünyasında, ruhunun en karanlık köşesinde yankılanıyordu. Dört mevsim, yirmi kez dönse de dünya, o anki soğuk, o anki telaş, o anki donmuş korku hiç eksilmemişti. Ayhan şimdi otuzlu yaşlarının sonundaydı, başarılı bir müteahhit, sevgi dolu bir eş

Taşın Altındaki Yılan Read More »

Yüksek Duvarlar Arasında

Emre, elindeki yıpranmış evrak çantasının sapını daha sıkı kavradı. Beyaz gömleği özenle ütülenmiş, lacivert ceketi ütüsüz kalmış pantolonuna göre fazlasıyla şıktı. Taksim’in kalabalık ara sokaklarından, her biri binlerce dolar eden markaların vitrinlerini sıyırarak geçtiğinde, nefes alış verişi hızlanmıştı. Bugün, hayatının dönüm noktasıydı. Akdeniz Mimarlık. İstanbul’un en prestijli, en eski, en “seçkin” firmalarından biri. Burslu okuduğu

Yüksek Duvarlar Arasında Read More »

Scroll to Top