Hikayeler

Yitirilen Yılların Yankısı

Elif, sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp penceresinden Boğaz’ın lacivert sularına bakarken, hayatının kusursuz bir tabloya benzediğini düşünürdü. Henüz otuz beşindeydi, başarılı bir mimardı, şehrin en prestijli projelerinde imzası vardı. Yanı başında uyuyan Mert, hayatına aşk, huzur ve koşulsuz bir güven katmıştı. Beş yıldır evlilerdi ve her geçen gün birbirlerine daha sıkı bağlanıyorlardı. Geniş, modern daireleri, yüksek

Yitirilen Yılların Yankısı Read More »

Suskunluğun Gölgesi

Kerem, eli kahve fincanında, boğazı kurumuş bir halde, ofisinin tepeden tırnağa camla kaplı duvarından İstanbul’a bakıyordu. Şehrin her yanına yayılan ışıltılı silüeti, yıllarca süren amansız mücadelesinin, zirveye tırmanışının birer nişanesi gibiydi. Yirmi beş yıl önce bu şehirde küçük bir odadan ibaret olan ofisi, şimdi bir gökdelenin en üst katında, en görkemli manzarayı sunuyordu. Ama bugün,

Suskunluğun Gölgesi Read More »

Çalıntı Rüyalar Mimarı

Metin’in ofisinin panoramik camından İstanbul, adeta avucunun içindeydi; parıldayan bir kolye gibi boğaz, göğe uzanan binalar, hareket eden karınca sürüsü misali insan kalabalığı… Her şey Metin’in mimarlık imparatorluğunun gölgesinde kalıyordu sanki. Yıllar süren azmin, uykusuz gecelerin ve keskin zekânın ürünü olan bu tablo, Metin için bir zafer anıtıydı. Eli, kadife kaplı patron koltuğunun kenarına yerleşmişti,

Çalıntı Rüyalar Mimarı Read More »

Gölgenin Mimarı

Can, gece yarısını çoktan geçmiş olmasına rağmen çalışma masasında, önündeki devasa bina maketiyle adeta savaş veriyordu. Şehrin en prestijli projelerinden birinin son aşamasıydı bu; modern bir kütüphane kompleksi. Her santimetrekaresinde babası Metin’in ona öğrettiği titizliği, estetiği ve fonksiyonelliği yansıtmaya çalışıyordu. Metin, sadece başarılı bir mimar değil, aynı zamanda Can’ın gözünde bir fener, bir pusulaydı. Yedi

Gölgenin Mimarı Read More »

Çınarlı’nın Yankısı

Otobüs, Ege’nin taze kekik kokan yollarında ağır ağır ilerlerken, Ayşe pencereden dışarıya, griye çalan zeytin ağaçlarına, lacivert denize bakıyordu. Her viraj, çocukluğundan kalma bir anıyı zihnine taşıyordu; ilk gençlik aşkının masumiyeti, sahildeki gizli buluşmalar, geleceğe dair edilen o bitmeyen yeminler. Tam on beş yıl geçmişti. İstanbul’un beton yığınları arasında boğuşurken, bu kokuyu, bu manzarayı unutmuştu.

Çınarlı’nın Yankısı Read More »

Kirli Aynalar

Elif o sabah, güne uykusuzluğun bıraktığı ağırlıkla değil, tarif edilemez bir boşluk hissiyle uyandı. Kerem yan odada tıraş olurken suyun şırıltısı, Elif’in yatağında, yorganın pamuksu yumuşaklığına rağmen kalbine işleyen bir rahatsızlığa dönüştü. Oysa her şey normaldi, değil mi? Aynı ev, aynı adam, aynı İstanbul sabahı. Ama Elif’in ruhu, kapısı aralık kalmış bir odanın esen rüzgarı

Kirli Aynalar Read More »

Gölgedeki Çocuk

Elif, mutfak penceresinden sokağa bakarken elindeki sıcak çay bardağının buğusunu hissediyordu. Aşağıda, Ayşe’nin okul servisinden inip neşeyle arkadaşlarına el sallayışını izledi. Demir’in kahve kokusuyla karışan tıraş makinesi sesi banyodan geliyordu. Her şey olması gerektiği gibiydi; olağan, düzenli ve yıllardır ilmek ilmek ördüğü bu yaşamın her detayı kusursuzdu. Ama Elif, o kusursuzluğun ince bir buz tabakası

Gölgedeki Çocuk Read More »

Girdap

O gün, denizin mavisi bile boğuk gelmişti Elif’e. İstanbul’un o her zamanki şatafatlı ışıkları bile, içinde büyüyen o garip, adlandırılamayan boşluğu doldurmaya yetmiyordu. Deniz, kocası Deniz… Adı gibi sakin, derin ve güven vericiydi hep. Yedi yıldır süren evlilikleri, bir yaz rüyası gibiydi. Ne eksikti ki? Sevgi dolu bir ev, rahat bir yaşam, her akşam kapının

Girdap Read More »

Yalanın Gölgesi

Ayşe, pencereden İstanbul’un ışıl ışıl siluetine bakarken göğsünde tatlı bir heyecan kabardı. Yan odadan gelen televizyon sesi, Mert’in sevdiği futbol yorumcusunun coşkulu analizleriyle doluydu. Beş yıllık evlilikleri, yarın bankaya yatıracakları yeni evlerinin kaporasıyla taçlanacaktı. Burası, her şeyi paylaştıkları küçük, samimi bir kiracı eviydi, ama yeni daireleri, o Boğaz manzaralı, geniş, ferah yuvaları, geleceğe dair tüm

Yalanın Gölgesi Read More »

Gül Kokulu Direniş

Elif’in elleri, her gün aynı ritüelle can bulan bir melodi gibiydi. Parmağındaki unlu, hafif çatlak derisi, parfe kalıplarını kusursuzca doldururken titremezdi. “Gül Pasta Evi”nin loş, vanilya ve tarçın kokan mutfağında, sabahın ilk ışıkları sokağa vurmadan çok önce, o çoktan iş başı yapmış olurdu. Burası, İstanbul’un eski mahallelerinden birinde, zamanın yıpratamadığı ender köşelerden biriydi. Vitrindeki taptaze

Gül Kokulu Direniş Read More »

Scroll to Top