Hikayeler

Girdap

Elif, aynadaki yansımasına bakarken, gelinlik prova eden diğer kadınların coşkusundan uzak, tuhaf bir boşluk hissetti. Beyaz kumaşın dokunuşu pamuk gibi yumuşak, tüllerin ağırlığı neredeyse hissedilmezdi ama kalbinin üzerindeki yük, tonlarca kurşun ağırlığındaydı. Bir hafta sonra, çocukluğundan beri tanıdığı, ailesinin onayladığı, iyi kalpli Kerem’le evlenecekti. Her şey hazırdı; salon, davetiyeler, hatta annesinin (Ayşe Hanım) özenle hazırladığı

Girdap Read More »

Taş Duvarların Ardında

Elif, İstanbul Boğazı’na nazır dairesinin geniş penceresinden, lacivert denizin üzerinde süzülen martıları izlerken, hayatının her santimetrekaresini ilmek ilmek işlediği bir nakış gibi görüyordu. Mimarlık ofisi, ülkenin en prestijli projelerine imza atıyordu. Eşi Mert, başarılı bir avukat, anlayışlı ve her zaman destekleyiciydi. Sosyal çevresi elit, hobileri seçkin, gardırobu kusursuzdu. Her şey, yirmi yıl önce geride bıraktığı

Taş Duvarların Ardında Read More »

Mühürlü Zaman

Ela, elindeki bordo şarap kadehinin soğukluğunu parmak uçlarında hissederken, kalabalığın gürültüsünü aşan piyano sesine kulak vermeye çalışıyordu. Şehrin en prestijli sanat galerilerinden birindeki bu mimarlık sergisi, onun son beş yılını kapsayan projelerinin vitriniydi adeta. Büyük projeler, uluslararası ödüller, eleştirmenlerden tam not… Herkes onu konuşuyordu. Gülümsüyor, kutlamaları kabul ediyor, ancak içinde hiç dinmeyen bir uğultu vardı.

Mühürlü Zaman Read More »

Yitirilen Mevsimlerin Ardından

Elif, İstanbul’un nefes kesen manzarasına yukarıdan bakarken, elindeki buzlu kahvenin soğukluğunu bile hissetmiyordu. Şehrin o bitmek bilmez gürültüsü bile, zihnindeki dipsiz sessizliği bozmuyordu. Yıllarca kovaladığı her şeye ulaşmıştı; prestijli bir reklam ajansında kreatif direktörlük, yüksek bir maaş, moda dergilerinden fırlamışçasına bir yaşam… Ama o parlak cephenin ardında, bir fısıltı gibi sürekli tekrarlanan o soru vardı:

Yitirilen Mevsimlerin Ardından Read More »

Kaburgamdaki Sır

Ayhan, Boğaz’a nazır ofisinin dev camından İstanbul’u seyrederken, elindeki sıcak çay bardağının buğusuyla şehrin silüeti hafifçe flulaşıyordu. Elli yaşına merdiven dayamış, saçlarına düşen aklarla daha da karizmatikleşmiş, ülkenin önde gelen mimarlarından biriydi. Tasarımları ödül alıyor, adı saygıyla anılıyordu. Evinde güzel karısı Deniz ve henüz lisede olan pırıl pırıl kızı İpek’le, dışarıdan bakıldığında dört dörtlük bir

Kaburgamdaki Sır Read More »

Taşın Sırrı

Yemek masası, Ayşe’nin hayatındaki her önemli kararın tartışıldığı, her suskunluğun yankılandığı bir arena gibiydi. O gece de öyleydi. Ortadaki taze fasulye yemeği buharı yükseliyor, Murat Bey’in yeni aldığı zeytinyağının kokusu havaya yayılıyordu ama kimse yemeğe dokunmuyordu. Can, tabağındaki yiyeceklerle anlamsız desenler çizerken, Ayşe kocasının yanından oğluna, Elif ise annesiyle kardeşinin arasında gidip gelen gergin havaya

Taşın Sırrı Read More »

Uzak Yıldızların Işığı

Elif, yılların yıpratıcı yorgunluğunu gözaltı morluklarında taşısa da, kızının çizimleriyle dolu duvarlara her baktığında yüreğine umudun sıcak bir dalgası yayılırdı. Zeynep’in ellerinden çıkan her fırça darbesi, annesinin hayal kırıklıklarını süpürüp atan, gri dünyasına renk katan bir melodi gibiydi. Özellikle o İtalyan Lisesi’nin ilanını gördüğünden beri Zeynep’in gözleri farklı parlıyordu; Roma’daki o prestijli sanat okulu, genç

Uzak Yıldızların Işığı Read More »

Sırrın Gölgesinde

Elif, hayatının her santimetrekaresini titizlikle planlamış, her köşesini incelikle cilalamıştı. Otuz iki yaşındaydı, başarılı bir mimar, nişanlısı Can’la harika bir ilişkisi vardı ve her şeyden önemlisi, ailesiyle, özellikle de babası Selim’le kurduğu bağ, onun için bir sığınak, bir güç kaynağıydı. Emekli edebiyat öğretmeni babası, her zaman dürüstlüğün, bilgeliğin ve sarsılmaz ahlaki değerlerin timsali olmuştu. Onun

Sırrın Gölgesinde Read More »

Geçmişin Kırık Aynası

Yirmi yıl geçmişti, ama zaman, o günün soğuk ve karanlık izini Elif’in ruhundan silmeye yetmemişti. Sanki dünmüş gibi, her sabah uyandığında ilk aklına gelen, o tozlu, kanlı, çığlıklarla dolu enkaz kokusu ve kucağından kayıp giden küçük bedenin hissiydi. Gözlerini açar açmaz, yatağın boş yanına uzanan eli, yirmi yıl önce oracıkta bıraktığı boşluğa bir kez daha

Geçmişin Kırık Aynası Read More »

Kayıp Akor

Emre’nin konser salonunu dolduran alkış tufanı, Can’ın küçük mobilya dükkanının önünden geçen tramvay sesinden fersah fersah uzaktaydı, ama aynı şehrin, aynı geçmişin çocuklarıydılar. Emre, pırıltılı sahnelerin, uluslararası turnelerin aranan ismi, “Türk gitarının virtüözü” lakabıyla tanınan bir sanatçıydı. Can ise, Ankara’nın eski bir sokağında, babadan kalma marangoz dükkanını ayakta tutmaya çalışan, elleri ahşap tozuyla kabaşmış, gözleri

Kayıp Akor Read More »

Scroll to Top