Hikayeler

Yitirilen Melodi

Yıllar boyunca, Elif için hayat sessiz bir fısıltıdan ibaretti; kimsenin duymadığı, duymak için çabalamadığı bir melodi. Kırk dört yaşındaydı, gözlerinin etrafındaki ince çizgiler yaşından çok, taşıdığı yükün izleriydi. Sabahları ilk o uyanır, güneş bile perdeleri aralamadan önce, İstanbul’un bitmek bilmeyen keşmekeşine karışmak üzere hazırlanırdı. Küçük bir muhasebe bürosunda çalışıyor, akşamları ise evlere temizliğe giderek zar

Yitirilen Melodi Read More »

Yeniden Çizilen Sınırlar

Ahmet Bey, yatağının kıvrımlarında bir ömrün ağırlığını taşıyordu, her nefesi ince bir camın çatlaması gibi duyuluyordu evin sessizliğinde. Pencereden süzülen solgun kış güneşi, odadaki tozlu havayı gözle görülür kılıyor, bir zamanlar hayat dolu bu evi şimdi saran hüzünlü atmosferi daha da koyulaştırıyordu. Yılların verdiği yorgunluk, hastalığının pençesinde eriyip gitmiş, yüzündeki her çizgi yaşanmışlıkların değil, sanki

Yeniden Çizilen Sınırlar Read More »

Yaralı Güven

Ayşe, “TeknoTamir” tabelasının altındaki dükkanlarının loş ışığında, muhasebe defterlerine eğilmişti. Gözleri, kaleminin ucundan daha keskin, sayfalar arasında dans ediyordu. Rakamlar, onun için sadece sayılar değil, hikayelerdi; harcanan zamanın, ödenen emeğin, kazanılan ekmeğin hikayeleri. Son birkaç aydır, bu hikayelerin içinde tuhaf, rahatsız edici bir melodi fark ediyordu. Küçük, önemsiz gibi görünen tutarsızlıklar, bazen fazladan bir ödeme

Yaralı Güven Read More »

Gölgelerden Örülen Yuva

Ela’nın hayatı, her sabah güneşin mutfağının penceresinden süzülerek yeni bir güne merhaba dediği gibi aydınlık, düzenli ve sorunsuzdu. En azından o öyle sanıyordu. O sabah, sıradan bir Salı sabahıydı. Deniz, eşi, her zamanki gibi kahvaltı sofrasında gazetesini karıştırırken, Ela kızı Defne’nin beslenme çantasını hazırlıyor, bir yandan da gün içinde çevirmesi gereken acil bir metni düşünüyordu.

Gölgelerden Örülen Yuva Read More »

Gecikmiş Bahar

Elif, yıllardır alışık olduğu sessizliğin, aslında kulakları sağır edici bir gürültüye dönüştüğünü fark ettiğinde, mutfak penceresinden dışarıdaki gri İstanbul sabahına bakıyordu. Güneş, bulutların arkasından sızmak için isteksizdi, tıpkı onun Murat’la olan evliliğinin de bir zamanlar parlak olan vaatlerinin şimdi puslu birer hatıra olarak kalması gibi. Yedi yıldır evliydi ve ilk iki yılın rüzgarlı aşk fırtınaları,

Gecikmiş Bahar Read More »

Gözyaşıyla Çizilen Siluetler

Elif, otuzlu yaşlarının ortasında, hayatının dışarıdan bakıldığında kusursuz görünen düzeninde, hâlâ anlam veremediği bir boşlukla uyanıyordu her sabah. Beyaz yakalı bir mimardı. Akşamları eşi Murat’ın hazırladığı mükellef sofralarda sessizce yemek yerler, sonra aynı koltuklarda, birbirlerine dokunmadan, sadece nefeslerinin ritmini hissederek televizyon izlerlerdi. Murat, iyi bir adamdı. Kararlı, başarılı, güvenilir. Onu seviyordu, biliyordu. Ama aşkları, bir

Gözyaşıyla Çizilen Siluetler Read More »

Sessiz Melodi

Elif’in parmakları, yılların yorgunluğunu taşıyan gazete kupürünün sararmış kenarlarında gezinirken, gözleri Cem’in gençlik fotoğrafındaki o pırıl pırıl, umut dolu gülümsemeye takıldı. Kupür, Cem’in Avrupa’daki ilk büyük konserini duyuruyordu; gururla şişinmiş başlıklar, eleştirmenlerden övgüler… Kendi mütevazı evinin sessizliğinde, bu başarının yankıları dahi duvarlardan sekip Elif’in ruhuna dokunuyordu. Dudaklarında beliren hüzünlü tebessüm, ne bir pişmanlığın ne de

Sessiz Melodi Read More »

Taş Duvarlar Arasında Bir Veda

Yemek masasında, Cem’in o hep aynı, gürültülü iştahıyla yediği yemekler, Elif’in boğazına düğümleniyordu. Ekmekleri soslara banışının sesi, çatalın tabağa vuruşu… Her şey tanıdıktı, her şey rutin bir döngünün parçasıydı ve her şey, Elif’in içinde büyüyen o sessiz boşluğu daha da derinleştiriyordu. On beş yıllık evlilik, şimdilerde bir tiyatro oyununun ezberlenmiş replikleri gibiydi; herkes rolünü biliyor,

Taş Duvarlar Arasında Bir Veda Read More »

Gecikmiş Güneş

Telefonun tiz sesi, Elif’in parmaklarının klavye üzerindeki ritmini acımasızca böldü. Ekranda Ayşe’nin okulunun numarası yanıp sönüyordu. Elif’in kalbi anında hızlandı, elini uzatırken içini tuhaf bir ürperti kapladı. Genellikle okuldan arandığında Ayşe ya bir arkadaşıyla kavga etmiş ya da dersi kaynatmıştı, ama bu sefer sesindeki gerginlik farklıydı. Müdür Yardımcısı’nın titrek sesi, “Elif Hanım, Ayşe biraz fenalaştı.

Gecikmiş Güneş Read More »

Zümrüt Kilit

Cenaze kalabalığı dağıldığında, geriye sadece yasın ağır ve boğucu sessizliği kalmıştı. Defne, babası Salih Bey’in koltuğuna oturduğunda, ahşabın soğuk dokusunu parmak uçlarında hissetti. Keder, ciğerlerine bir kaya gibi oturmuştu ama onunla birlikte başka bir ağırlık daha vardı: Tekstil şirketleri “Zümrüt Kumaşçılık”ın geleceği. Babası ani bir kalp kriziyle aralarından ayrıldığında, Defne kendini bu mirasın, sadece bir

Zümrüt Kilit Read More »

Scroll to Top